Pek Sevgili Pazar Sabahı...

pazar sabahı...
ondört aydır birşey ifade etmiyor bana...
herhangi bir sabah işte...
akşam yatarken "bugün biraz daha takılabilirim" diyemediğim,
uykumu almam gerektiği,
dilediğimce uyuyabileceğim yalanına kendimi bir türlü inandıramadığım...

pazar sabahı...
bir önceki akşamı;
yorgunluktan, erkenden uykum geldiği için uyuduğum,
akşamında değerlendirmek için birşeyler yapmadığım için bana kızgın...
cezalandırıyor olsa gerek, sabah olmadan, gecenin kör bir saati beni uyandırarak...
yanılıyor, bilmiyor, aptal pazar sabahı!

pazar sabahı...
daha doğrusu en azından bu bölümde, pazar gecesi demeliyim sana,
çünkü ben uyandığımda henüz sabah olmamıştı...
karanlığın içine açtım ben yeşil gözlerimi, sayende...

ama biliyor musun, sevgili pazar gecesi?
bu gece, beklediğin gibi olmadı...
cezalandırmak yerine, ödüllendirdin beni...
uyandığımda, saat gecenin dört buçuğuydu...

erkenden yatarsam, o saatlerde uyanacağımı bildiğimden,
birkaç saat uykunun ardından, sevgilimden beni uyandırmasını rica ettim...
ya unuttu, ya kıyamadı, ya da çabaladı ama uyanmadım, bilmiyorum...

kalktım. o saatten beri ayaktayım, şuan saatlerimiz ona yaklaşmakta...
biliyor musun, sevgili pazar sabahı, uzun zamandır erkenden kalkıp,
sevgilimi uyurken izlemek ya da ona kahvaltı hazırlamak gibi bir imkan yaratamıyordum kendime,
özlüyordum...
bugün, sen beni cezalandırdığını düşünür ve gevrek, hastalıklı bir keyifle aydınlanırken,
ben her teline anlam yüklediğim saçları koklayarak bolca vakit geçirdim.
arasında dolaştı parmaklarım, sevdiceğimin saçlarının.
şifa buldu ölmüş tenim, derim...
eser kalmadı kaba-sabalığından...
sen beni cezalandırdın, sözde...

sen beni cezalandırdığın ve üzerime doğduğun yanılgısıyla parıldamaya başladığında,
ben çoktan aydınlatmıştım küreyi, yeşillerimle...
farkına bile varmadın, sevgili pazar sabahı!
bu kadar mı boşvermişlik, bu kadar mı yüksek ego sendeki!

aşık olduğum ruhu taşıyan bedeni, mor çarşafların arasında izlemeyi severim,
bilmezsin.
aşık olduğum kadına, mor rengi yakıştırırım,
sen bilmezsin, pek saygıdeğer pazar sabahı...
uzun uzadıya baktım bakmalara doyamadığım yüzüne...
göz kapakları kapalı, dinleniyor...
dinleniyor ki, beni her zaman olageldiği gibi, mutlulukla perçinlesin...
benim için enerjisini topluyor, benim için uyuyor...
gözlerini göremiyorum belki ama, biliyorum, oradalar...
normalde kahverengi!
ışıkta bal rengi!
yani ben baktığımda, bana baktığında, yeşillerimle aydınlattığımda, bal rengi...
ışıl ışıl bir çift göz, onun, benim, bizim!

peki, ya senin neyin var, sevgili pazar sabahı!
kim izlemekten keyif alıyor, kim özlüyor seni!
özelliğin bile yok, aslına bakarsan...
sadece bir yasaya bakar,
insanların pazar sabahı sendromu yaşamaları...
bu kadar basit ve sıradansın, sevgili pazar sabahı...

insanlar basitliğini örtpas etmeye çalışadursun,
pazar gezileriyle,
pazar kahvaltılarıyla,
dinlenme ritüelleriyle...
sense egonla kavrul, güneş tenine değdiğinde...

sen beni cezalandırmanın verdiği keyifle güneşi içine çekerken,
alnından öptüm benim güzel kadınımı...
bildiklerini ve sahip olduklarını kutsarmışçasına öptüm...
kimsenin, kimseyi öpemeyeceği gibi öptüm...
senin, öpebileceğin birileri var mı, sevgili pazar sabahı?

elini tuttum, usulca öptüm avcunun içini...
parmaklarında parmaklarımı geziye çıkarttım.
narin, yumuşacık ellerine bıraktım, hayatımın akışını...
uyandırmamaya özen göstererek ovdum avcunu, parmacıklarını...
teninin bana sağladığı dinginlik ve huzuru hissettim damarlarımda...
huzura erdim, ısındım, kutsandım ve aydınlandım senin karanlıktan saydığın zaman dilimlerinde...

minicik ayacıklarını ovdum,
güzel gelir, pek bi hoşlanır...
pembe topuklarında gezdirdim parmak uclarımı...
ayağındaki sinir uclarından yola çıkarak,
kalbine ulaştım...
yüreğindeki sırça köşklere.
kendimi gördüm orada, pek bi keyif içinde...

birçok kez üzeri açıldı sağa sola dönerken.
özenle üzerini kapattım.
sıkıca örttüm varlığımı tapındığım vücudun üzerine...
üşümesin istedim,
ben varken yanında, soğuk hissi kaplamasın benliğini...
üşütmesin benim güzel sevgilim...
rahat rahat uyuması için, gözümü hiç üzerinden ayırmadım.
gerçi rahat uyku bahane,
gözümü alamadığım gerçeği göz önüne alındığında...

sen, beni cezalandırdın, pek sevgili pazar sabahı...
bense, teşekkür ettim sana, birçok kez. erken uyandırdığın için...

şimdi de, güzel bi kahvaltı hazırlayacağım aşık olduğum kadına...
ekmekler kızaracak,
çaylar demlenecek,
kızarmış ekmeğin üzerine, sevgi sürülecek!
reçele, zeytine ve peynire biraz da aşk katılacak,
lezzet arttırıcı baabında...

ve sen, sevgili pazar sabahı...
sana anlatmayacağım ve meraktan çatlamana sebep olacak,
türlü güzellikler yaşayacağım, beni erkenden uyandırdığın bu günde...

sadece don kişot, yel değirmenlerine karşı savaş açar diye bir kural yok. pekala ben de, pazar sabahlarına kafa tutabilirim, ağır zırhlarımla. ve yenerim de, sevgilimin bana sunduğu, tüm güzelliklerle...

12 Yorumcu Katılımı:

İ.x.İ.r dedi ki...

On bin pazar sabahı da olsa karşında geçersin serzeniş'm..
ne hoş ne güzel bir yazı bu böyle iki kere okudum,bir pazar sabahı:))

BigaripWomen dedi ki...

Olmalı mı olmamalı mı yoksa hiç değişmemeli mi :)

Yazıyı okuken bunu mırıldandım bi yandan..

Sen sev pazarları hep böyle yaz bize olur mu :) Öhm biz derken yanlış olmasın yani kadınına :)

Serzeniş Meraklısı dedi ki...

@ixir; umuyorum, geçerim...
geçerim de, pazar var, pazar var...
çok mutlu oldum, beğendiğiniz için, bir pazar günü :D:D

Serzeniş Meraklısı dedi ki...

@bigaripwomen;
ney olmalı mı olmamalı mı?
yazmalı mısın yazmamalı mısın, bu mudur? :Pp
değişmesin.. format aynı kalsın...
sahneler değişsin, fonlar, elbiseler...
ben hep aşık kalayım, ben hep kadınımın kalayım...
eğer bu ise, değişmemesini istediğin, yorum bu :D
ehehe :Pp size de yazayım bir gün :D:D

Karakutu dedi ki...

sevgilim uyurken beni izlediğini söylerdi de ben anlam veremezdim o zamanlar. yanında uyuyanın o hali içini ısıtıyorsa başka bir şey istememek lazım da derdi. ahh ahh..işte ben gençken çok eskiden. anlatma bana böyle şeyler bak kötü olurum :)

Dalgaları Aşmak dedi ki...

"sadece bir yasaya bakar,
insanların pazar sabahı sendromu yaşamaları...
bu kadar basit ve sıradansın, sevgili pazar sabahı..." :))

çok hoş bir yazıydı :)


sevgiyle...

Zeugma dedi ki...

Semeciğimin yazıları hep usta bir yazar kıvamında..
Üstüne söyleyecek söz bulamıyorum her seferinde..

Sadece;
Çok güzeldi..Harikaydı yine..

Sevgilerimle..

mira dedi ki...

sevdim bu pazar şeysini :):)

Serzeniş Meraklısı dedi ki...

@dalgaları aşmak; beğenmenize çok sevindim efenim... içinden gelerek, büyük bi coşkuyla yaşadığın şeyleri anlatmak hoş oluyor..
cevapların gecikmesi için çok özür, pek vaktim olmadı internete girebilecek kadar...

Serzeniş Meraklısı dedi ki...

@karakutu; ve sen çocuğun bu davranışına anlam veremiyordun, değil mi? eğer öyleyse, seni tebrik etmekten başka birşey gelmiyor aklıma...
aşk güzel şey, dolu dolu, taşarcasına yaşamak daha güzel...
tekrar yaşayabilirsin böyle şeyleri, sevgili karakutu...
anlatayım ki, heveslenip harekete geç ;)
geç cevapladığım için, çok özür dilerim...

Serzeniş Meraklısı dedi ki...

@zeugma;
ablacığım, öğretmenim... çok teşekkür ederim...
bende garip bir durum var, yaşamayınca, yazamıyorum. yaşadıklarım besliyor sıklıkla. ben de, bu yazdığım şeyleri, yaşadıklarımın kaliteli oluşuna bağlıyorum...
keza, ilk yazılarımı biliyorsun, kıyaslandığında, bunların güzelliğini ben de görebiliyorum...
sevgilerimi gönderiyorum, ikizciğim, patım...
ayrıca; geç cevapladığım için çok üzgünüm. vakit bulamadım, affet olur mu?

Serzeniş Meraklısı dedi ki...

@mira; teşekkürler efenim, beğendim sevmenize...
geç cevapladığım için de, özürler, kusurlar, bakmayınlar..
ayrıca sevgiler... :)