<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707</id><updated>2012-01-22T19:28:48.614+02:00</updated><category term='Çınar Yaratıcısına Aşık Olursa...'/><category term='erkek olmak'/><category term='kafam mı güsel benim?'/><category term='Mime Gel Hağğnııım'/><category term='Doğmamış Çocuğa Mektuplar...'/><category term='Serzenmeye Müsait Yaşantım Hakkında..'/><category term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><category term='Rüyalarımda Yakaladığım Mutluluk'/><title type='text'>Serzeniş Meraklısı</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>348</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-3278750295224441643</id><published>2011-12-08T07:17:00.000+02:00</published><updated>2011-12-08T07:17:42.711+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div&gt;not: melankoliye eğilimi olanlar dinlemezse kendi ruh sağlığı açısından iyi olur. ruh sağlığınız bozulduğu taktirde bu blog ve yazarı sorumluluktan ölümüne kaçar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="270" src="http://www.youtube.com/embed/AaIediZssmg?fs=1" width="480"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: -webkit-auto;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/td5d9yPLpR0?fs=1" width="459"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="270" src="http://www.youtube.com/embed/HnJlqA7xygw?fs=1" width="480"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/xisZIxDHosc?fs=1" width="459"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="270" src="http://www.youtube.com/embed/hO-UN36Es20?fs=1" width="480"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-3278750295224441643?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/3278750295224441643/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=3278750295224441643&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3278750295224441643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3278750295224441643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2011/12/not-melankoliye-egilimi-olanlar.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/AaIediZssmg/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-3630857073348993159</id><published>2011-10-08T04:59:00.000+03:00</published><updated>2011-10-08T04:59:54.008+03:00</updated><title type='text'>tetikleyici etken elde edildiğinde, yazmayı özlediğimi kanıksadım.</title><content type='html'>insan başka birşeyi öldürmek ister mi? zamanlı zamansız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen, her zaman değil elbet... hayvansı bir içgüdü diyelim kendisine, nefesim sıkışıyor, kaşlarımı çattığımı farkediyorum. kalp atışlarım hızlanıyor, gözlerim kararıyor saniyede bir salise kadar...&lt;br /&gt;sesimin, gözümün, tenimin rengi kaçıyor benden. süslü kelimelerim, heyecanlarım, mutluluklarım uzaklaşıyor...&lt;br /&gt;karım, köpeklerim, evim, hepsi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok fazla içip, inat edip, uyumamak, kendi kusmuğunda boğulmak hissini iyi bilirim. günde birkaç kez böyle hissediyorum kendimi. çok fazla üstüme gelen, yani fiziksel olmasa da, kafamın içinde beni hayattan soğutan çok fazla sebep var ve biliyorum ki bunların yok olması için "uyku" gerekir... yapmıyorum. uyumuyorum. çapaklarım kuruyor gözlerimin etrafında, gözlerim kanlanıyor... ellerim, kollarım, boynum ağrıyor delicesine... uyumuyorum çünkü bu düşüncelerin bitişine dalalet edecek olan eylemin, "uyku"nun ne olduğunu bi türlü kotaramıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan içini yakan şeyleri sever, hep o iç yanmalarından sonra ferahlayacağını, o acının kendisine daha büyük bir rahatlama, huzur getireceğini düşünür.&lt;br /&gt;sen öyle düşünme kadim dostum, bu sadece alkol alırken geçerli. içerken yüzün ekşiyebilir.&lt;br /&gt;birkaç kadeh daha sabret...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hava serinledi Antalya'da... havayla birlikte ben de gevşedim biraz. içimde kedi bıyığı gibi bir gerginlik, dışımdaysa bunun aksini haykıran bir miskinliğin hakim olduğu boktan bir yaz geçirdim. şimdi daha iyiyim. köpeklerimle, karımla ve hatta kendimle, daha ilgiliyim... bakın, hatta kendimle o kadar ilgiliyim ki, nicedir dolapta duran rakıyı zihnimi uyuşturmak için kullanıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ergen tripleri diyebilirsiniz. canımı sıkmamı gerektirecek hiçbirşey yok ortada. sadece biraz işsiz, biraz ezik büzük, koca bir "koca"yım. minimal yaşam denilen o tatsız tuzsuz tanıma sınırsız internet bağlantısı, iyi bir bilgisayar, sigara ve soğuk içeceği kazandırmış bir insan evladıyım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan sevmeyip, dışarı çıkmıyordum. dışarı çıktıkça, soğuğu ciğerlerime çektikçe, sıcacık sigara dumanıyla harmanlayıp, bir zamanlar insan sevdiğimi hatırladım. market çalışanlarıyla sohbet ettim. duygusal bağımlılık zorunluluğum olan birinci dereceden akrabalarımı aradım, kesmedi. birkaç insanla, karşılıklı "sev"işiriz diyerek, uzun süredir umursamadığım blogdan medet umuyorum. umarım, umutlarımın gerçekleşmesi için küçükte olsa bir umut vardır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugüne kadar sözüme güvenmiş olanlara, okuduklarında benim hakkımda aldıkları referansla sözüme güvenecek olanlara ve sözüme güvenip güvenmeme arasında kalan, yeni tanışacağım insanlara;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hiçbirşeyden kendinizi soyutlamayın. özellikle kendinizden... affetmedeki başarısızlığından çok, yalnızlığa alışmış olması dokunuyor insana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;az sayıda olan ve Antalya'ya taşındığımdan beri varlıklarını üzerimde, içimde hissedemediğim arkadaşlarımı özledim. İstanbul'u. sokaklarının soğuk kaldırımlarını, vapurların kalabalığını, istendiğinde, kendinden sıkıldığında, çok kısa sürede inanılmaz kalabalık bir insan ordusunun içine karışıp kendini o kalabalıkta kaybedebilmeyi özledim.&lt;br /&gt;hızlı hareket etmeyi özledim. gerçekten hızlı... kan-ter içinde bir yerden başka bir yere yetişme çabalarımı özledim. son iş yerimdeki arkadaşlarımı, kahve makinesini, terasta öldürdüğümüz zamanları umursamayışımızı özledim. umursamaz olmayı, bu eylemin istendiğinde kullanılabilecek bir opsiyon olabilmesini özledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birşeyler elde edebilmek için araya aracı sokmaktan da nefret ettim bu arada. iş için. insanlarla tanışmak için. bir yere gidebilmek için hatta...&lt;br /&gt;İstanbul, güçlü kılıyordu beni. belki taşıdığı büyük hüzünden, belki de varoşlarını küçümseyebilmem güçlü kılıyordu beni, belki de sadece etrafımda bıkkın insanların olması, çok fazla insan olması, çok hızlı bitmesi günün, tüketimin en üst düzeyde icra edilmesi. bilmiyorum hangi madde beni güçlü kılmasındaki büyük etkendir. ama güçlüydüm. birileriyle tanışmak, bir "iş"i halletmek için üçüncü bir şahısa ihtiyacım yoktu. bu, herşeyden daha çok güçsüz kılıyor beni. kızıyorum kendime...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artık daha çok uyuyorum. hayatın getirilerine, şart kıldıklarına, mecburileştirdiklerine. uyum içindeyim hepsiyle. hepsi de benim içimde. iç-içeyiz, bir paradoks misali. bu gay figürü ilişkide hangimiz kadın, hangimiz erkek rolüne bürünüyor, henüz tam olarak kavrayamıyorum. haz alma aşamasının, son ayağındayım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-3630857073348993159?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/3630857073348993159/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=3630857073348993159&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3630857073348993159'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3630857073348993159'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2011/10/tetikleyici-etken-elde-edildiginde.html' title='tetikleyici etken elde edildiğinde, yazmayı özlediğimi kanıksadım.'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-6149563267577078429</id><published>2011-02-14T07:58:00.001+02:00</published><updated>2011-02-14T07:59:09.868+02:00</updated><title type='text'>Ev-Le-Ni-Yo-RuM!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Sp2mRFLozuc/TViqW_1q3UI/AAAAAAAAAtA/-JCCJnhiDYw/s1600/blog+davetiyesi.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="482" src="http://2.bp.blogspot.com/-Sp2mRFLozuc/TViqW_1q3UI/AAAAAAAAAtA/-JCCJnhiDYw/s640/blog+davetiyesi.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;*Olaylar silsilesi 1&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kısa geçeceklerimi baştan anlatıp kurtulayım, ilerde bunu şimdi mi söylüyosun tarzında bi durum olmasın.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/10/guvercin-kadkoy-semalarnda.html"&gt;Şurda&lt;/a&gt;&amp;nbsp;güvercin olup Kadıköy'e konuyor, her gün Haydarpaşayı, Kız Kulesini ve hatta Modadaki nostaljik tramvayı gördüğümü, onlarla selamlaştığımı falan iletmiştim siz değerli okuyuculara... Takriben bir ay önce çalıştığım firma allahın Yenibosna'sına taşındı. Kadıköy'ün göbeğinden İstanbul'un ayak başparmağına geçince bi afalladı tabii bünye. Yaradan buraları listeden sileli çok olmuş, o kadar ki ısıtmaya bile üşeniyor vatandaş. Buz gibi lan!&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;*Olaylar silsilesi 2&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yine iş yeriyle alakalı. İşten çıkıyorum dedim, yerime dört farklı departmanda çalışacak aynı sayıda personel alımı yaptılar ama hala benim yaptığım işlerin tamamını insanlara ittirip "artık gönül rahatlığıyla terk edebilirim burayı" diyemiyorum, yüz üstü kalsınlar da istemiyorum. Son 2-3 haftada 4 farklı elemanı kalifiye eleman statüsüne soktuğuma inanıyorum. Hatta biri var ki muhtemelen saygı duyduğum, özleyeceğim bir dostum olacak kendisi, lojistik departmanından Mehmet... Geçen gün patrona gidip "maaşımın %25 inin kesilip SeMe'ye verilmesini istiyorum. Adam beni meslek sahibi yaptı." demiş. Ne güzel insanlar var şu hayatta... Diğerleri bi latte ısmarlayayım ısınsın şu soğukta, sabah gelirken poğaça alayım belki kahvaltıyı yetiştirememiştir falan gibi minik jestler bile yapmıyor... Neyse, sitem yok.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;*Olaylar silsilesi 3&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bu maddede yavaş yavaş esas konuya yoğunlaşacağımızı hissetmeye başlayabilirsiniz... Sevgili ebeveynlerim yakın bir tarihte boşanma kararı almış ve bu karar için ne gerekiyorsa yapmış ve boşanmışlardı. Ailemiz mutsuz bir dönemden geçiyordu ben her yeni günde en büyük mutluluğuma bir adım daha yaklaştığımı hissedip üstüme başıma biraz daha çeki düzen verdikçe. Kısmetsizlik olarak tanımlamıştım. Ki bu tanımın -şükür ki- tadı damağımda kaldı...&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;*Olaylar silsilesi 4&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İki yıla yakın bir süredir türlü akıl oyunları, salağa yatmalar, yeri gelince efendi tavırlar, yeri gelince şebelekliklerle hayatına renk kattığımı düşündüğüm ve hayatıma renkten fazlasını katan &lt;a href="http://mutevelliheyeti.blogspot.com/"&gt;sevgilim&lt;/a&gt;le&amp;nbsp;-link verebiliyor olmak ne hoş!- artık sevgili değiliz. Şükürler olsun! (hahah yazarken bile sırıtıyorum!) hatta bazen beni arayıp sevgilim falan demeye yelteniyor, "biraz resmi olursak!" diyerek uyarıyorum kendisini...&lt;br /&gt;Efenim, bu süreci giriş-gelişme-sonuç tadında yaşayamadığımız için anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum ama, bi şekilde halledeceğiz bakalım...&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-efqukEZ9E1U/TVithGwnRqI/AAAAAAAAAtM/y6TzKEoTeL0/s1600/finik.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://4.bp.blogspot.com/-efqukEZ9E1U/TVithGwnRqI/AAAAAAAAAtM/y6TzKEoTeL0/s400/finik.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Kendisi benim de dürtüklemelerimle Antalya'da öğretim görevlisi olmuş, aşk yuvamızı ve yavrumuzu da alıp İstanbul'u terk etmişti. Hep istediği şeydi, yer altında yaşıyoruzlar, insanlara ve özellikle arabalara söverek geçen sabah işe gitme ritüellerinin dörtte ikisi İstanbuldan gitme hayalleriyle süslüydü... Ne bileyim, hatuna hak vermemek gibi bir şans kalmıyordu insanın elinde, avucunda... Çok mantıklı sebepleri vardı, kendini sevdiren...&lt;br /&gt;Bu İstanbuldan kaçma konusu konuşulduğunda Serzeniş Meraklısı mahlasına sahip olmaktan utanıyordum, o derece çemkiriyordu İstanbul ve içinde barındırdığı materyallere.. Her seferinde "good choice sir!" diyordum kendi kendime, gururlanıyordum bi yandan. Aşık olduğum kadın bir yandan da gerçekçi olacaktı, zoruna giden bir şey bulunca en az benim kadar çemkirecekti... Maşallahtı, Allah nazarlardan saklasındı zeka parıltılarını...&lt;br /&gt;Antalya'ya gideli iki üç hafta olmuştu, artık evliliği konuşmaya başlamıştık ama bir o kadar da birbirimizden uzak kaldığımız için yıpranmış, sinirleri bozulmuş durumlardaydık. Ben bir eşşeklik ettim ki hiç sevmem sıcağı sıcağına böyle şeylerden bahsetmeyi... Eşşeklik ettiğimi görünce, kalktı İstanbul'a geldi. Oturduk, gözlerimin içine bakıp "seni tellaklar paklar" dedi, eyvallah dedim.&lt;br /&gt;Gittik, yani aslında fiili olarak pek gitmedik keza iş yerimin karşısındaki gümüşçü kendisi, iki yüzük aldık kendimize. Lan var ya neden bilmiyorum, ziynet eşyasının her türlüsü heyecanlandırmıyor beni elbet ama o yüzükleri görüp beğenme esnasında yerimde duramıyordum. Enteresan bir koşup enerjimi tüketme isteği, suratımda zekice bir gülümseme, -hep aptal gülümseme olmayacak ya?- avucumun içindeki eli elimden geldiğince sıkı tutup avcuma hapsetme çabaları... Hepsi bendeydi, yanımdaydı...&lt;br /&gt;Efenim kendi aramızda sözleşelim senetler yapalım zamana diyerek sevgilimin başının etinin tadına bakmıştım vakti zamanında... Tabii hatun daha ciddi şeylerle gel lisede miyiz? diye yapıştırıyordu suratıma sille tokat bakış açısını...&lt;br /&gt;Antalya'ya geri döndü, biz hala evlilik konuşuyorduk. Ben çok mutluydum bu şekliyle ayrıca, eşyalardan, hayatımızın güzelleşecek gidişatından falan... Sonra ne oldu biliyor musun peki? Tarih konuşmaya başladık. Ondan da çok keyif aldık, çok mutlu olduk hep beraber...&lt;br /&gt;Ben işten fırsat bulduğum ilk gün gidip sağlık belgesi aldım, sevgilime de ittirmelerimle en kısa sürede hallettirip kendime kargolattım aynı belgelerden, bi de izin aldı Finike Belediyesinden evlenmek için, sonra gittim Kadıköy Evlendirme Dairesi'ne -burası önemli iyi dinle- kararlaştırdığımız &lt;b&gt;19 mart 2011&lt;/b&gt; in akşam üzerini parselledim. Tek başına yapmak her ne kadar sıkıcı da olsa bünye kadınını yanında hissedecek kadar profesyonelleşmişti resmi işleri tek başına halletme işinde..&lt;br /&gt;Demem o ki, ondokuz mart ikibinonbir de dünya evine girerken şimdiye dek nerede yaşadığını sorgulayacak olan ve hatta o mesaiye şimdiden başlamış eşsiz aristokrat kadroya ben de dahil oluyorum! Allaam ne güzel...&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;*Olaylar silsilesi 5&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;Evleneceğimiz günü aldım, şaraba yatırıp marine olmasını bekliyorum. Yüzük neyim bakıyoruz internetten... Bir hafta geçti, hala yüzük neyim bakıyoruz... Sonra sevgilim "olmazsa tek taşımı ben burdan alıp gelirim" dediğinde bi jeton kliklemesi duyuldu bünyede... Nil Karaibrahimgil'in parçası tüm neşeli melodisiyle zihnimde canlanıyordu ancak hiç keyif almıyordum bu durumdan! Hızlı hareket etmeliydim, hemen karar vermeli, hemen aldığım kararı uygulamalıydım. Sevgilime zarf atmalar sonucunda hangi yüzüğe bayıldığını öğrendim, ertesi günü patronuma uyuya kalmışım diyerek işi astım, uzun uğraşlar sonucunda o tektaş yüzüğü aldım ve attım çantama. Yanında nikah şekeri ve davetiye örneklerine de boğdum kendimi... Koştur koştur eve gittim, çantalarımı hazırladım ve otogara ışınlandım. Allaam, otobüs kalmamış! Bilinmeyen bi otobüs firmasından Antalya bileti buldum ve hemen atladım otobüse, sevgilime de internette olamayacağımı şu eşsiz bahane ile belirttim. &lt;b&gt;Babaannemlere gidiyoruz!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-1eImzFPPxxg/TVjDxZxDapI/AAAAAAAAAtc/z1dEWI8BCek/s1600/100_6653.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://1.bp.blogspot.com/-1eImzFPPxxg/TVjDxZxDapI/AAAAAAAAAtc/z1dEWI8BCek/s400/100_6653.JPG" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;*Olaylar silsilesi 6&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Otobüste iyi vakit geçirmedim, en rahatsız arka kapı arkası koltuktaydım ve hiç uyuyamadım. Hiçbirşey yıldıramıyordu gülümseyişimi, herkes oflayıp puflarken önündeki giderek azalan kilometreleri düşünürken ben daha da heyecanlanıyordum. Orta anadolu kısmısına geldiğimizde yollarda diz boyu kar vardı. Otobüs 30 kilometreyle falan yol almaya başlamıştı ve ben başıma geleceklerin farkına varıyordum. Takriben 10 gibi yarimin ve yavrumun ve hatta müstakbel kayınvalidemin yaşadığı evin önünde gül yaprakları arasında dizimi kırıp en içten kelimelerimi sarf edecektim yarime. Planlar kafamda kurduğum gibi işlemedi tahmin edersiniz ki...&lt;br /&gt;Sabah yedi civarı anca&amp;nbsp;Afyon sucuğu ve Kütahya seramiği geride kalmıştı oysa o saatte Antalya'ya inmiş Finike otobüsüne binmiş heyecanın doruk noktasına birkaç adım kalmış olacaktı. Yanımda gece boyunca sohbet ettiğimiz yol arkadaşım ismi eski padişahlardan gelen ama şuan hatırlayamadığım çocuk vardı ve telefonunu sürekli karıştırıyordu. Hızlı bir el hamlesi ile telefonu elinden aldım ve yarimi aradım çünkü hep uzun yola çıkarken yaşadığım şey nüksetti, şarjım bitti...&lt;br /&gt;Yoldayım geliyorum, kalk hemen, yollara düş, gel&amp;nbsp;Antalya'ya...&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;*Olaylar silsilesi 7&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;Isparta'ya ulaştı otobüs... Sevgili kayınvalidem eski toprak. Böyle gül reçelidir, gül suyudur sever, bilir diye düşündüm elim boş gitmeyeyim diye. Kendisine reçel ve gül suyu aldım. Ulan ne düşünceli adamım demeden edemeyeceğim sevgili okuyucu, müstakbel kayınvalidem de tastik ettikten sonra gönül rahatlığı ilen söylüyorum bunu, öyle boş laf değil yani...&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;*Olaylar silsilesi 8&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Antalyaya onbir gibi indim. Sevgilim oradaydı tüm güzelliğiyle... Gözleri uykusunu alamamış olmayı saklayamasa da o sevinç, o limon suyu sıkılmışçasına parlaklık herşeye değerdi... Yüzükleri, davetiyeyi, nikah şekerini birlikte halledelim, internetten olmayacak bu işler, o yüzden geldim diyerek şehiriçi otobüse doğru ilerledik...&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;*Olaylar silsilesi 9&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yüzük bakmaya gidecektik ve cebimde kırmızı kutusunda bir tektaş duruyordu. Evlilik teklifi için romantik bir an-ortam bekleyecek lüksüm yoktu. Dikkat çekmeyecek, diğer insanların bakışlarından çekinmeyecek yeri hemen saptadım otobüste. Arka koltuk! Geçtik, oturduk... İstanbul'a gel, yüzük neyim bakalım demiştim bir önceki gece kendisine... Üşengeç hatuna söylenmeyecek şeyler listesinin favorisi 20-30 saati birlikte geçirmek için 600 700 kilometre yol gel olsa gerek, kabul etmedi tabii... Önceki gün yaşadığımız olay üzerine herşeyi planlayıp Antalya'da oluşuma ithafen, "senin göze alamadığın, üşendiğin herşeyi, bir ömür boyunca göze alıp mutluluğumuz için yapacağım!" gibi birşey diyerek evlenme teklifimi ettim... :)&lt;br /&gt;Zekamı ayıpladığım bi nokta lan bu. Bildiğin tam olarak hatırlayamıyorum o derece heyecanlanıp ter döktüm... Tüm gece metin üzerinde çalıştım ama doğaçlama daha makul geldiği için bir kelime yazamadım...&lt;br /&gt;Hiç beklemiyordu. Çok ciddiyim, bir onbeş-yirmi saniye gözlerimin içine bakarken ne zaman evet der diye bekledim, bön bön baktım suratına. Hatta korktum bi ara evlilik hayalleriyle iffetime sahip olmaya mı çalışıyor diyerek... Sonra bi iman gücüyle kendine gelip evet deyişi vardı ki... Yirin!&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;*Olaylar silsilesi 10&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çok uzun yazdım ama beni ve yaşadıklarımı aktarış tarzımı özleyen birkaç kişi çıkar sanırım içinizden, çünkü henüz yarısına gelebildim anlatacaklarımın...&lt;br /&gt;Gittik. Alabileceğimiz en güzel alyansı aldık çünkü maddi açıdan pek harcama yapmak istemiyorduk. Ayrıca sevgili baskın karakterli yarim allı pullu şeyler beğeniyordu hiç kendisinden beklenmeyecek bir çalımla. Aldığımız alyansları gördüğüm gibi bi ısındım kendilerine, aha dedim işte bu! Davetiyemizi bastırdık birbirimize dokunma isteklerini de bi taraflarımıza ittirirken... Nikah şekeri seçemedik, malum sevgilim pek pimpirik bi hatun oldu bu düğün dernek mevzuunda...&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-kEdosqhWO-o/TVitW5F1N_I/AAAAAAAAAtI/1APDg44A1aM/s1600/penny.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://1.bp.blogspot.com/-kEdosqhWO-o/TVitW5F1N_I/AAAAAAAAAtI/1APDg44A1aM/s400/penny.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;*Olaylar silsilesi 11 (köprüyü geçmeye az kaldı)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Herşeyi halledip Finike'ye döndük, kaynanam yine tüm ihtişamı ve kızımız Penny'e karşı sergilediği naif tavırla karşımdaydı. Seviyorum bu kadını... Hayattan keyif aldığı şeyleri yapmaya çabalaması, politika ve siyaset programlarını kaçırmayıp güzel yemekler yapması, bildiği konulara tam olarak vakıf olduğunu hissettirmesi falan, bi anasına bak kızını al sağlamasını yapmaktan çekinmememe neden oluyor... Güzel kadın. Hep hayalini kurduğum akraba modeli, hamarat, hem şık giyinip hem ev hanımlığını kıvıran hem de kendine vakit ayırmasını bilen... Çok yetenekli, böyle masa örtüsü falan işliyo aman tanrım! Sağolsun benim fikirlerimi de mantıklı bulup yarime yüklenmekten çekinmiyor kızımdır laf etmiyim demiyor, yirin! :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;*Olaylar silsilesi 12&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'a döndüm. Dönüş yolunda uyuma konusunda profesyonel bi tavır segiledim ve neredeyse hiç gözümü açmadım, hiçbir molaya inemedim... Kız isteme töreni için kararlaştırdığımız tarih yaklaşırken kendimi hiç heyecanlı hissetmiyordum çünkü yapayalnızdım, etrafımda bir insan ve hatta konakladığım evde bir eşya bile yoktu. Bomboştu her taraf ve ben de yoğun tempoda çalışıyordum. Sevgilim de çemkiriyordu haklı olarak ama herkesin ortak kararı bu. Şaka gibi geliyor bi taraftan, yanında yamacında bu iş için koşturan birileri yoksa...&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;*Olaylar silsilesi 13&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Büyük gün yaklaşıyordu...&lt;br /&gt;Saçlarımı baya uzatmıştım o gün için, istediğim gibi kestiririm diyerek... Bir önceki gün kuaföre gidip kırıklarını al, enseyi temizle dedim... Adamın da kafasında çok az bir saç var... Kendi saçı kadar kısalttı pezevenk saçlarımı... Fuck off dedim kendisine ingilizce bilmediğinden emin olarak ve lanet olsun diye alt yazı geçtim... Ne diyon dedi? Eline sağlık dedim pervasız, çaresiz, bitap düşmüş bi hissiyatla...&lt;br /&gt;Nişan günü gidip saçlarımı üç numaraya vurdurdum. Sevgilime de büyük bi jest oldu bu, bunu düşünerek yaptım daha çok... Dedim kıl tüy şeyler mutlu ediyor bu hatunu, büyük hamlelerin yanında...&lt;br /&gt;Takriben bir buçuk saat süren duşumu aldım, çıktım şöyle bi dışarı, ne var ne yok diyerek. Kahvaltı yaptım, gömleğimi Antalya'ya götürdüğümü fark edip kendime yeni bi gömlek aldım, ona gerekli cerrahi müdahaleleri yaptırıp ütülettim. Yirmi yirmibeş farklı pastahane dolaşıp bir o kadar da çikolata tattım. Aslında kendim dizayn edecektim en ince ayrıntısıncaya, ama kadın kesin bir dille en az dört çay bardağının sığacağı gümüş tepsi diyince başlamadan bitti nişan tepsisi tasarımı kariyerim. En son bi tepsi ve aynı yerde satılan çikolatalar konseptini beğenip üzerinde istediğim değişiklikleri vurguladım tezgahtara, gidip taze lilyumlar ve beyaz tül alıp üzerindeki tasarımı söküp attırdım, rica ettim bunlarla kapatalım diyerek... En son sıcak silikonla gümüş topçuklar yapıştırtıp güzel bi kurdela ile süslettim. Anam nası güzel oldu, beni isteseler ben bile giderdim o tepsiye o derece... Ama gel gör ki ben koşturmacadan, sevdiceğimse kız kardeşinin "bu karışıklıkta&amp;nbsp;bununla uğraşmayalım" diyerek makas darbelerini süslere indirmesiyle fotoğraflayamadı güzelim çikolatayı... Oysa rengarenk çikolatalar, bitterler, sütlüler vardı lan. Ayrıca iki tane yiyebildim... Esefle kınıyorum.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-uhfJkMmzHGA/TVjCt_mD2cI/AAAAAAAAAtU/2sbsp4U9B5A/s1600/DSC01603.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://2.bp.blogspot.com/-uhfJkMmzHGA/TVjCt_mD2cI/AAAAAAAAAtU/2sbsp4U9B5A/s320/DSC01603.JPG" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;*Olaylar silsilesi 14&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Takım elbisemi giydim, yeni aldığım ayakkabılara kutusu ile vedalaşması için zaman tanımadan ayağıma geçirdim ve paltomu koluma, çikolatayı da elime alıp yollara düştüm. Anne-baba-oğul düşmüştük yollara ve kutsal ruh olarak da babaannemi almıştık yanımıza. Hani vermeme gibi bir durum olursa, onun nur yüzüne, tatlılığına kıyamayıp versinler diye düşündüm açıkçası. Ayrıca yine herhangi bi vermeme durumu olsaydı, dağa kaldırma kitim de arabanın hemen bagajındaydı... Son olarak çiçekçiye uğradık. Adama kullanacağım çiçekleri gösterip buketi kendim hazırlamak istediğimi söyledim, işçiliği düşüp fiyat ver bana dedim utanmaz arlanmaz gibi siyah takımlar arasında... Farkındaydım, zümrüt yeşili kravat bozuyordu o ağır abiliği... Çok güzel bi çiçecik yaptıktan sonra kendi ellerimle yarimin ve üst tabakadan oluşan ailesinin evine ulaştık...&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;*Olaylar silsilesi 15&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kapıya geldiğimizde oyun kurucu olarak sahaya çıkmadan önce son talimatları veriyordum.&lt;br /&gt;Annem için talimat: kontra atak oynayacaktık, defansta kalıp tek forvete yani bana bağlayacaktık tüm umutlarımızı ve bulduğumuz ilk boşlukta oyunu kendi lehimize çevirecektik. Önemli olan dostluk olacaktı, çirkin hırslar ve farklı takımlarda olmayı sahaya küfür, faul, hakemin üstüne yürüme olarak lanse ettirmeyecektik. Önemli olan Türk örf ve adetleri olacaktı, neticede milli takımda omuz omuza top koşturacaktık karşı takım oyuncularıyla, yeri geldiğinde...&lt;br /&gt;Babam için talimat: Futbol metaforlarıyla sohbete dahil olmayacaktık, oğlumuzu şirin ve içten görünmek için çekiştirip kirli çamaşırlarını ortaya dökmeyecektik, kişisel kaçamaklarımızı anlatmayacaktık, müstakbel damadımızı olabildiğince övüp "aslında soyumuz italyan erkeğine kadar dayanıyor" diyecektik.&lt;br /&gt;Babaannem için talimat: Çocukluktan bahsetmeyecektik, nefes almayı unutmayacaktık ve heyecanlanıp kalp krizi geçirmek gibi tatsız şakalar yapmayacaktık. Sunulan şeyleri ailenin huysuz bireyi olarak mimlenmemek için çarpıntı yapmasını göze alarak yiyip içecektik...&lt;br /&gt;Kendim için talimat: Sakin olmak bugün gereksizdi. Takımı her ne kadar defansa sabitlemiş olsak da agresifliği tatlı bir şirinlikle harmanlayıp minik şakalar, küçük dokunuşlarla taçlandıracaktık oyunumuzu... Bencil olmayacaktık, aile üyelerine pas verip gerektiğinde onları ön plana çıkaracaktık, rakibin gözünün içine bakıp "ne yaparsanız yapın bu kızınızı alıp götüreceğim!" diyecektik. Her ne kadar çok yakışıklı, çok akıllı, çok romantik, çok düşünceli, çok terbiyeli, çok eli her işe yatkın, çok bir bulaşık yıkar ki tabakları yeni sanırsınız olsam da o akşam, "teveccühünüz" kelimesini dilimden düşürmeyecektim...&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;*Olaylar silsilesi 16&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Geçtik oturduk. Vücudum oturma eyleminin hakkını veriyor gibi olsa da ciğerlerimin üstünde bir teksas dolusu çiftlik hayvanı koşturmaya başladı. Nefes almakta zorlanıyor, biraz rahatlamak için yarimle göz teması kurmaya çalışıyordum ama o benden de zor durumdaydı, yüzü kızarmış, nefes almaya odaklanmaktan başka birşey yapamıyordu...&lt;br /&gt;Ailelerimizin arasındaki farklar biraz kafa karıştırıyordu, bizim soyumuzun az önce de söylediğim gibi italyan erkeğine dayanıyor olması ve karşı ailenin bütün kadınlarının abartısız her ırktan her güzelliği alıp mükemmele ulaşmış olması güzelliklerimizin çakışması gibi bir risk taşıyordu...&lt;br /&gt;Nitekim öyle olmadı. Babamın genç gözükmesinden başladı sohbet ve yavrumun teyzesinin ilgi alanı olan mimari ile ilerledi. Teyzesi demişken üç&amp;nbsp;kara kızın yanında bir isveçli tadında oturması ve bunun yanında konuştuğu mükemmel türkçe, kendisini gelin kızımızdan sonra gecenin en büyük ilgi odağı olmaya itti... &lt;i&gt;-köprüyü geçiyorum-&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;Kahveler geldi... Yılmaz abi gene her zamanki şirinliğiyle kahvenin tuzlu olduğu sinyalini gönderdi bana tepkileri üzerine toplamayı göze alarak... Nitekim topladı da. Paratoner gibiydi o ve annem. Herkes onlara odaklanmıştı bir maraz doğmasın, iki paratoner birbirinin elektriğini çekip ortalık kül olmasın diyerek... Ama ortam o kadar keyif verici madde havasına girmişti ki, herkesin kafası biraz güzeldi. Sanki öncesinde sıcak şarap servisi yapılmış kültür organizasyonundaydık...&lt;br /&gt;Kahvemi içerken tadını yadırgamıyordum. O kadar güzeldi ki sanırım ömrüm boyunca o kadar güzel bir içecekle karşılaşmayacağım.&lt;br /&gt;Acayip heyecanlıydım. Bacaklarımı sallamamaya, ellerimi enteresan şekillere sokmamaya gayret ettim. Anlaşmamıza göre babam isteyecekti yarimi ailesinden ama topu hızlı bir çalımla "büyüksün, aslansın, yaparsın!" diyerek babaanneme attı. O da tezcanlıdır, pat diye isteyiverdi... Allahtan kayınvalidem güzel insan oradaydı ki prosedürü takip edip "gençler görüşüp anlaşmış, zaten çok seviyorlar birbirlerini" diyerek birşeylerin eksik kalmamasına gösterdiği özeni gözler önüne serdi...&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;*Olaylar silsilesi 17&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ailenin ilk damadı Serdar hemen yanımdaki sandalyede oturuyordu ve ben de ondan güç alıyordum. Kayınvalidem güzel insan düşünüp tasarlamış oturma planını ve onu benim yanıma vermiş çocuğu telkin edersin, sakinleşir biraz diyerek. Nitekim öyle de oldu, bu kadını boşuna sevmiyorum baylar bayanlar...&lt;br /&gt;Bir nokta var ki gözlerimi dolduran... Karşımızda oturuyordu, sevgimizden, değerden kıymetten, saygıdan sevgiden bahsediyordu kadın... "ben" dedi, "damatlarımı seviyorum..." ve doldu kadının gözleri. Karşımızda oturuyordu... Gecenin belki de en duygusal anıydı. Evet, sevdiğin kadından önce ailesine kendini sevdirmen gerekiyor maddesine de tik atıyorduk böylece...&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-YO-PNXXL7aM/TVi7iXZMHbI/AAAAAAAAAtQ/BeNDx3GcSX8/s1600/100_6666.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://2.bp.blogspot.com/-YO-PNXXL7aM/TVi7iXZMHbI/AAAAAAAAAtQ/BeNDx3GcSX8/s400/100_6666.JPG" width="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;*Olaylar silsilesi 18&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kız isteme halloldu, kahveler içildi, yüzükleri taktık, pastamızı kestik... Yılmaz abiye verdiler yüzük takma işini ama o da en antiromantik adam ortamdaki. Konuşma falan yapmadan takıverdi oracıkta yüzükleri... Güzel de oldu gerçi, kurdeleyi çok sevdim, bi parmağıma sarıp diğerine doladım, gece boyunca onunla oynadım heyecanımı bastırıp haklı gururumu yaşariken... Pasta yedirme olayına bile girdik, yarimin ağzına kocaman bi pasta yerleştirirken o sadece prosedür icabı minnacık bi pastacık verdi bana. Neyse ki verici bi insanım, garipsemiyorum böyle şeyleri... :P&lt;br /&gt;Ortam karşısındakini yavaş yavaş tanımanın verdiği rahatlıkla gevşedi, sohbetler samimileşti... Bende hala tık yok gevşemek adına. Kaskatıyım, hareket ederken canımdan can koparıp o yola baş koyuyorum. Terliyorum, nefes alamıyorum... Yemek borumla nefes borum düğümleniyor, ne yutkunabiliyorum, ne nefes alabiliyorum. Enteresan hallerdeyim anlayacağınız... Yemek faslına geçiş yapılacağı haberini aldık, acayip aç hissediyorum kendimi ama bişey yiyemeyecek kadar karnım ağrıyor ve gerekli oksijeni sağlıyamıyorum bünyeye... Geldi koca tabak, herşey var yaleppim en mutlu olacağım anken, tadına bakamadan çoğunun elimden bıraktım... Yiyemedim, çiğneyemedim, yutamadım anasını satiym... Heyecan garip birşey...&lt;br /&gt;Emeklilikten, semt sorunlarından sohbetlerle isteme günü sona eriyordu. Ben sadece dinleyip bana ithafen birşeyler söylenirse cevaplamaya odaklanmaya çalışıyordum çünkü artık vücudum tehlike sinyalleri gönderiyordu sağa sola. Ceketimin önünü açıp yatar pozisyona geçirdim bünyeyi...&lt;br /&gt;Gece bitmek bilmiyordu, bir ara babamın kolunun altına girip orada sakinleşebilmeyi umdum. Böyle bi sarmal olduk, babam da duygulandı sanırım ara sıra yapar böyle güzellikleri... Sonra babamı dürttüm, hadi gari dedim, gidek... Neyse müsade istedi en uygun zamanda, kalktık, evlere dağıldık. Şükürler olsundu, nefes alabiliyor ve sigara içebiliyordum...&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-iutj6nD9A38/TVis_KmNjlI/AAAAAAAAAtE/XOXw-2dBcVg/s1600/d%25C3%25BCk.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://2.bp.blogspot.com/-iutj6nD9A38/TVis_KmNjlI/AAAAAAAAAtE/XOXw-2dBcVg/s400/d%25C3%25BCk.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal; font-weight: normal;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;*Olaylar silsilesi 19&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ertesi sabah yarimi halamla tanıştırmayı planlıyor ayrıca onun da evladının hasretini sonlandırmayı umuyordum. Malum üvey evlat muamelesine maruz kalan Dük'ü halamın ördeklerinin yanına vermiştik biraz ördeklik öğrensin diyerek...&lt;br /&gt;Sabah uyanamadım önceki gece nasıl yorulduysam... Neyse kalktım gittim, yarimle buluştum. Sevgilim falan demeye kalktı... Edebinle konuş kadın dedim, resmi ol acuk, ciddi ol! Nişanlım! dedim... Allam, gün boyu suratımda kocaman bi gülümseme ve ciddi ciddi engel olamıyorum, somurtamıyorum... Sevgilim sorar, neden gülüyorsun? Haklı gurur diyorum, çatır çatır girdim hayatına, bugünlere geldim ve ciddi ciddi geldim aldım seni!&lt;br /&gt;Gittik, halamla kaynaştık, evladımız Dük'ün fotoğraflarını çektik... Bahçede çay-sigara yaptık ve bahçeli bir evde oturmaya karar verdik. Güzel bir gündü... Hava da güzeldi kısmetimize...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 mart 2011 e giden en keyifli süreci 19 madde ile ve uzun uzuun anlattım sevgili okuyucu... Bir ömür sürecek olana olabildiğince uzun cümleler kurdum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Davetiyenizi almış sayıyor, hepinizi en mutlu olacağım güne bekliyorum arkadaşlar...&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-6149563267577078429?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/6149563267577078429/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=6149563267577078429&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6149563267577078429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6149563267577078429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2011/02/ev-le-ni-yo-rum.html' title='Ev-Le-Ni-Yo-RuM!'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Sp2mRFLozuc/TViqW_1q3UI/AAAAAAAAAtA/-JCCJnhiDYw/s72-c/blog+davetiyesi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-6941289158720531793</id><published>2011-01-31T20:49:00.000+02:00</published><updated>2011-01-31T20:49:57.531+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Artık Beni Ben Anlatmıyorum!</title><content type='html'>Evet başlığı duydunuz, hakikaten artık kendimi anlatmaktansa, beni gayet güzel bir şekilde anlatan başka birinin, aslında çok yakından tanıdığınız, iç dış olduğunuz, bazen "yeter biraz da normal hayattan bahset bize" diyerek bıkkınlıklara gark olduğunuz biri...&lt;br /&gt;o kiii, beni şair eden... o kiii, aklımı önce başımdan alıp, sonra da aklını başına devşir demekten kendini geri çekmeyen, o kiii, biriciğim, güzel gözlüm, çocuklarımın anası. o benim ilk, o benim son aşkım.. gözümü kırpma hızında açıp kapayışım, yeşillerime güzelliğini hapsettiğim, güzelliğinden sual olunmayan!&lt;br /&gt;zamanım yok diyerek geçiştirmek değil; oturup, uzun uzadıya anlatıp kayıtlara geçsin istiyorum... evet, &lt;b&gt;evleniyorum!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buyurun buradan:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://mutevelliheyeti.blogspot.com/2011/01/oradaydm.html"&gt;http://mutevelliheyeti.blogspot.com/2011/01/oradaydm.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-6941289158720531793?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/6941289158720531793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=6941289158720531793&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6941289158720531793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6941289158720531793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2011/01/artk-beni-ben-anlatmyorum.html' title='Artık Beni Ben Anlatmıyorum!'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-2052760644306775378</id><published>2010-10-28T23:40:00.000+03:00</published><updated>2010-10-28T23:40:30.911+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Güvercin Kadıköy Semalarında.</title><content type='html'>Başıma her an atom bombası düşecek kadar tedirgin değilim. En kötüsünü düşünmüyorum savurduğum adımlarda... Saçma gelebilir sana, geçmişi sürekli düşünmüyorum. Düşündüğüm zaman az önce karaladığım o "en kötü" tek bildiğim.&lt;br /&gt;Akışına bıraktığım çok fazla konu ve bunlarla bağlantılı olaylar var hayatımda. Dışarıdan umursamıyormuşum gibi gözükmesin diye de çabalamaktan vazgeçtim... Zaten başkalarına sunum yapmakla geçip gidiyor hayat dediğin. Bir de davranışlarımın aslında "öyle" olmadığını kanıtlamak için başkalaşmak...&lt;br /&gt;Evden çıkıyorum sabahları... takriben 7 de. Uykuya kalır ya da oyalanırsam 7:20. Çok rahatım ilk başlarda. Apartmandan çıkarken, ilk yokuşu koşar adım inerken... Kırlarda gezen Heidi havası.&lt;br /&gt;Otobüse bindiğimde çok kalabalık olduğu için sevgilimden edindiğim alışkanlıklar olan tiksinme, hayattan nefret etme ve boğulma'nın semptomlarını sergiliyorum. Sonra kulağının "meme" kısmını kavrıyorum onların. Tutup atıyorum dışarıya. Öyle bir insan değilim. Gayet keyfini sürüyorum işe gidiyor olmanın. Otobüsteki diğer tüm insanlar benden nefret ediyor. Bakışlarıyla, değişen duruşlarıyla. Beden dilleri o iğrenç kalabalığın içerisinde hem yalnız, hem de inanılmaz mutlu bir insan istemediğini açık bir şekilde beyan ediyor.&lt;br /&gt;Beşiktaş'a kadar otobüsle gidiyorum. Çoğu zaman çok trafik olduğundan, yıldız civarlarında inip yürüyorum. Yağmuru v.s. bahane edip inmezsem vapuru kaçırıyorum. Vapuru kaçırırsam da işe geç kalıyorum. İşe geç kalırsam da... (neyse)&lt;br /&gt;Vapura bindiğimde de bir sorunla karşılaşmıyorum. kapıya yakın oturuyorum. Yıllardır vapurla işe gidip geliyormuşcasına bir havam var şahsen. Manzarayla falan işim yok, sadece amacına uygun, taşıma aracı olarak kullanıyorumcuyum. Bazen simit alıp vapurda tüketiyorum kendisini. Etrafta besleyerek "hayvan severim ben!" diyebileceğim kuşlar yok. İçimdeki martıları, karabatakları, kargaları, martı taklidi yapıp vapurları takip eden güvercinleri besliyorum ben de... Günlük güneşlik bir havada, resimlerdeki deniz ve vapur sahnelerini akla getiren durumlarda, güvercinler içimi yakıyor... İşi yok güvercinin denizle, vapurla. Güvercin hassastır, narindir... Hayattan elini eteğini çeken amca-teyzeler besler onları, umumi park ve bahçelerde, genellikle buğday taneleriyle, bayat ekmeklerle...&lt;br /&gt;Vapurların arkasından giden güvercinler ya hayatlarının gidişatından mutsuzdur, ya da elde edemeyeceklerinden bi haber vapuru takip eder tüm gücüyle.&lt;br /&gt;Neyse. Kadıköy'e ulaşıyorum mutlu mesut tavrımı bozmadan. Vapur yanaşıyor. Kapakları açılırken daha, içim sıkışıyor. Kadıköy, yoruyor beni işe gidene kadar... Kadıköy'de boğuluyorum.&lt;br /&gt;Neden Kadıköy böyle yapıyor dersin atom. Neden, gülemiyorum Asya'da?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-2052760644306775378?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/2052760644306775378/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=2052760644306775378&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/2052760644306775378'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/2052760644306775378'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/10/guvercin-kadkoy-semalarnda.html' title='Güvercin Kadıköy Semalarında.'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-4813991869910485079</id><published>2010-09-14T00:57:00.000+03:00</published><updated>2010-09-14T00:57:24.889+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Duru...</title><content type='html'>oturdum uzun uzun bişeyler yazdım buraya...&lt;br /&gt;istemiyorum artık bu konu hakkında birşeyler yazmayı da, konuşmayı da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu gece her ne yaşandıysa, orada kalacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geriye dönüp "hadi konuşup çözelim bunu!" demeyeceğim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bundan sonra, yaptığın hiçbir şeyi kendime sorun etmeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artık kendimi rahat bırakıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilişki dediğin, iki kişilik bir olaysa ve ben, paranoyalarımda sahip değilsem bu ilişkiye,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devam etmesini, benim hayatındaki sürekliliğimi, geleceğinde beni görmek isteyip istemediğini bana da göstermen gerekecek kadın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeter kendi içinde yaşayıp sonlandırdığın, bana karşı oluşturduğun tüm kırgınlıklar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeter konuşmak isteyen, çözmek için mücadele eden, olumlu yaklaşan, affeden, düşünen, sebep arayan taraflığım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tek istediğim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayata karşı acı tecrübelerinle gelişen robot monotonluğunu bir kenara bırakıp insani yönünle beni yaşamaya başlama tercihin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu ilişki yürütülecekse, artık sadece tamamlayan olmak istemiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben; kaybetmemek için efor sarfedilen bir adam olmayı hak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve ben; uzun süredir senin hak ettiğini, "süreklilik için çabalama"mı sundum sana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüreğim yorgun artık. yorgunum be kadın!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeter dediğim noktadayım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;görmek istiyorum. ilişkimizin yüzeysellikten sıyrılmasını...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu ilişkiyi hakettiği gibi; en derin şekliyle yaşamak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hakettiğime inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yarımla, azla, eksikle yetinerek bir ömür geçirip,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en güzel çağlarım diyeceğim anıların, pişmanlık, kızgınlık, kırgınlık ve nefretle döşenmesini istemiyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-4813991869910485079?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/4813991869910485079/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=4813991869910485079&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4813991869910485079'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4813991869910485079'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/09/duru.html' title='Duru...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-5492224735449182894</id><published>2010-08-23T23:27:00.002+03:00</published><updated>2010-08-23T23:30:46.446+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Günlerim Kayıt Altına Alınıyor...</title><content type='html'>*İşkurun izmir üniv. ile elele verip halka tamamen ücretsiz olarak sunduğu "çağrı merkezi-müşteri temsilcisi sertifikasyon programına dahil oldum. %25 işe yerleştirme şansı sunuluyor. 40 gün kadar evine yakın bir lokasyonda da uygulamalı eğitime gidiliyor. Oraya kapak atma şansı işkurun belirlediği %25ten daha yüksek büyük ihtimalle. o yüzden bugünlerde şahsımdaki ruhani durumlar oldukça iyi. Hem kursiyer arkadaşlarla sosyalleşmenin gözüne kroşeler indirirken, hem de tanımadığım ve tanışmayacağım, bana karşı ya da benim ona karşı sosyal bir yükü temsil etmeyeceğim insanların aralarında bulunuyorum...&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Herkes pek bi sevdi beni. gerçi doğasını yaşamaktan çekinmeyen biri olduğum için çok komik bulunuyor, yüzüme bakıldığı anda kahkahalar atılıyor. Bu güzel birşey...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Facebooka bakarken pek sevgili dostum Alper Kaya'nın bir durumuna yorum yaptım, ti-ye alarak kendisiyle mütemadiyen yaptığım gibi alay etmek, ona laf atarak neşelendirmeye çalıştım ki, pek bi kızdı. Tartışma yaratan iletisinden sonraki yazdığı ileti, pek tabii ki bana karşı gelişen bir tepki ve sitem içeriğiydi. Altına yorum yaptıktan sonra kendisi tarafından engellendim. esefle kınıyorum. Buradan sevgili Alper'e sesleniyorum:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sevgilinle ayrıldıktan sonra bana domuzluk yapamazsın taaaaam mı? Adamı hasta etme! -Etrafımda neden sevgilisinden ayrıldıktan sonra zil takıp oynayan insanlar yok yaleppim!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ps: Alper Kaya şuanda bohem eş-dostuyla birlikte göte badem partisi vermekte. Ahhh! Aristokrat insan!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Penny -köpeciğim, güzel kızım- cumartesi günü öksürmeye başlamıştı. Ciddi bir soğuk algınlığı durumu ile karşı karşıya kaldık. Havalar sıcak olduğundan göbeğini taşa toprağa serip uyumasına laf etmeye gönlüm razı olmuyordu... Ama gördük ki çocuk her yerde, her ırkta çocuk arkadaş... Antibiyotik tedavisi, öksürük şurubu... Kıyamam ki...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Bu arada size bahsetmediğimi fark ettim. Bu sıralar malumunuz güzel şeylerin üzerinden kalemle geçerekten kelam etmek pek mümkün olmuyor. Bir köpeğim oldu. Kendisi golden retriever cinsinden olmakla birlikte, anne sütünden kesilip kuru mamaya alıştığı anda evimize gelmiştir. Oyuncaklar, yataklar ve mama kapları alınmış, odası hazırlanmıştır. Odaya gazeteler serilmiş, tuvalet eğitiminin temeli atılmıştır... İki haftadır bizimledir ama biz onu yıllardır besleyen anne babaları gibi özümsemişizdir. Nası tatlı! Fotoğrafını şuanda sizlerle paylaşamıyor olsam da, bir sonraki gönderide fotoğraflarını görmeniz için elimden ne gelirse yapmaya çalışacağım...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Günde 2 saat uyuyarak yaşamımı sürdürebileceğimi idda ettiğim günleri özlüyorum. İnsan 20 saat uyuyup 4 saat uyanık olarak bir ömür geçirmekten dahi şikayetçi olmayacak bir sevgili edinince, ister istemez boşlukta kaldığı an uykuyu aklına getiriyor ve olduğu yerde yığılıp kalıyor. Bu aralar gündüz uykularına gark olduğumdan, ya geceleri uyuyamıyorum, ya da 10 dedinmi uykum geliyor. Kendimden tiksinmem an meselesi...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Bugün veterinere gittik sevgilim ilen. Penny'e iğne vurdurmakla birlikte, genel geçer sağlık kontrolleri yaptırmak için... Eve dönüş yolunda iken, "klimalı" olduğu için hiçbir camının açık olmadığı minibüsü yaptığı terbiyesizlikle yaşanmaz hale getiren, henüz küçük olduğu için kakasını tutamayıp kafesinin orta yerine yapan ve bizi eve gelmeden araçtan inmek zorunda bırakan kızımıza da buradan sevgiler... İnsanlar kokudan dolayı felç geçiriyordu ki, inme kararı aldık.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/THLY5JtaFFI/AAAAAAAAAsk/czb8KezKm-M/s1600/knock-knock-knock-penny.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/THLY5JtaFFI/AAAAAAAAAsk/czb8KezKm-M/s320/knock-knock-knock-penny.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Bu arada "Penny" ismi nereden geliyor? Ben koydum ismi, sevgilim onayladı. Uysaldır benim hatunum böyle hassas konularda... "The big bang theory" dizisindeki Penny karakterinden geliyor kızımın ismi... Sheldon'ın efsaneleşen kapı çalmasını hatırlayalım: "Penny tık tık tık!, Penny tık tık tık!, Penny tık tık tık!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Bir de ördeğimiz var bizim. Kendisi "DÜK", Ör-DÜK! Onunla da güzel fotoğraflarımız var, onları da eklemeyi planlıyorum...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Yarın yeni bir gün. Geçmişe ve geleceğe kafa takmaksızın, bugünde, AN'da kalmayı başarabildiğimiz taktirde, ne kadar mutlu olabildiğimizi görmemiz için, yeni bir fırsat...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ps: Çiğköfteleri götürdükten hemen sonra, sessiz sedasız yatağa yönelen ve uyumaya başlayan sevgili... Oysa mis gibi filmler izleyecektik cipslerimize odaklanaraktan...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Unutma! Unutturma! haha!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Herkese selam olsun...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-5492224735449182894?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/5492224735449182894/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=5492224735449182894&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/5492224735449182894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/5492224735449182894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/08/gunlerim-kayt-altna-alnyor.html' title='Günlerim Kayıt Altına Alınıyor...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/THLY5JtaFFI/AAAAAAAAAsk/czb8KezKm-M/s72-c/knock-knock-knock-penny.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-4847037931014628437</id><published>2010-08-17T22:46:00.000+03:00</published><updated>2010-08-17T22:46:15.716+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>İş Arıyorum! - Yardım Lütfen!</title><content type='html'>Herkese merhabalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğiniz -ya da bilmek üzre olduğunuz gibi benim iş arama-bulma-çalışma süreçlerim hep bi sancılı, hep sıkıntılarla geçti ve askerlik beklediğim dönemlerden bu yana bir işte süreklilik kazanabilmiş değilim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umudumu buraya taşımanın doğru olduğunu, işe yarayacağını düşünerek, iş arama sürecimi hızlandırması niyetiyle buraya CV'mi gönderme kararı aldım... Aslında uzun zamandır aklımdaydı, ama şuanda içinde bulunduğum durum biraz umutsuzluk gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etrafınızda derdime derman sağlayabileceğine inandığınız; eş-dost-akraba-tanıdık-tanımadık veya çalıştığınız firmanın insan kaynakları sorumlusu gibi kişilere, aşağıda sizinle paylaşacağım CV'mi ulaştırmanız mümkün müdür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta; "ben bununla yetinmem, Alpay kardeşime bir güzellik yapar, bir de bunu kendi blogumda yayınlayıp, beni okuyan insanların da bu süreci hızlandırmasına yardımcı olurum arkadaş!" diyenleriniz varsa, -ki bu şık hareket çok makbule geçer- blogunuzda yayınladığınızdan beni de haberdar ederseniz, blogunuzdaki yazıya gelecek yorumları takip edebilmem adına, iyi olacaktır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgeçmişim aşağıdaki gibidir arkadaşlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 18.0pt;"&gt;ALPAY KURTOĞLU&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 18.0pt;"&gt;&lt;span style="mso-tab-count: 10;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;!--[if gte vml 1]&gt;&lt;v:shapetype id="_x0000_t75" coordsize="21600,21600" o:spt="75" o:preferrelative="t" path="m@4@5l@4@11@9@11@9@5xe" filled="f" stroked="f"&gt;  &lt;v:stroke joinstyle="miter"/&gt;  &lt;v:formulas&gt;   &lt;v:f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0"/&gt;   &lt;v:f eqn="sum @0 1 0"/&gt;   &lt;v:f eqn="sum 0 0 @1"/&gt;   &lt;v:f eqn="prod @2 1 2"/&gt;   &lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelWidth"/&gt;   &lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelHeight"/&gt;   &lt;v:f eqn="sum @0 0 1"/&gt;   &lt;v:f eqn="prod @6 1 2"/&gt;   &lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelWidth"/&gt;   &lt;v:f eqn="sum @8 21600 0"/&gt;   &lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelHeight"/&gt;   &lt;v:f eqn="sum @10 21600 0"/&gt;  &lt;/v:formulas&gt;  &lt;v:path o:extrusionok="f" gradientshapeok="t" o:connecttype="rect"/&gt;  &lt;o:lock v:ext="edit" aspectratio="t"/&gt; &lt;/v:shapetype&gt;&lt;v:shape id="_x0000_i1025" type="#_x0000_t75" style='width:83.25pt; height:112.5pt'&gt;  &lt;v:imagedata src="file:///C:\Users\SEPOLL~1\AppData\Local\Temp\msohtmlclip1\01\clip_image001.jpg"  o:title="alpay vesikalık"/&gt; &lt;/v:shape&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-tab-count: 2;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-tab-count: 7;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/TGrkueti7HI/AAAAAAAAAsc/a_YxnMl0vnc/s1600/alpay+ves+(1).jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/TGrkueti7HI/AAAAAAAAAsc/a_YxnMl0vnc/s320/alpay+ves+(1).jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;Doğum Tarihi:&lt;/b&gt; 22.01.1989&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;Doğum Yeri:&lt;/b&gt; İstanbul&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;Medeni Durum:&lt;/b&gt; Bekar&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;E-mail:&lt;/b&gt; &lt;a href="mailto:alpaykurtoglu@yahoo.com"&gt;&lt;b&gt;alpaykurtoglu@yahoo.com&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;Eğitim:&lt;/b&gt; Kağıthane Lisesi 2002-2005&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;b&gt;4. Levent'te ikamet etmekteyim.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;Deneyim:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;2010-2010 Yemeksepeti.com&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Çağrı Merkezi Görevlisi-Müşteri Temsilcisi&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;2009- 2010 Markafoni.com (İstanbul)&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;/span&gt;Depo Sorumlusu&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;2006-2009 Park Bravo Dış Tic. (İstanbul)&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Mal Kabul Personeli-Bilgi İşlem Elemanı&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;Yabancı Dil:&lt;/b&gt; İngilizce (Orta Seviyede)&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;Hobiler:&lt;/b&gt; Basketbol, Fenerbahçe Spor Klübü&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;(Genç Takım, 2004-2005)&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Hentbol, Beşikteş Jimnastik Klübü&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;(Genç Takım, 2003-2004)&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Blog Yazarlığı&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;İnternet ve bilişim&lt;span style="mso-tab-count: 8;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="mso-tab-count: 8;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="mso-tab-count: 8;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="mso-tab-count: 8;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="mso-tab-count: 8;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="mso-tab-count: 8;"&gt;Özgeçmişim bu arkadaşlar. Diğer iletişim bilgilerimi bir aşama kaydettiğimiz taktirde vereceğim...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="mso-tab-count: 8;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="mso-tab-count: 8;"&gt;Şimdiden hepinize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="mso-tab-count: 8;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;i&gt;(bu cv'yi 10 insan kaynakları departmanına ulaştırırsan, dilediğin gerçek olmasa bile Serzeniş Meraklısı sana bir yemek ısmarlayabilir... Özünde herkesin dileği bu değil midir, benimle baş başa yenecek bir yemek :)) Çok teşekkürler...)&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-4847037931014628437?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/4847037931014628437/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=4847037931014628437&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4847037931014628437'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4847037931014628437'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/08/is-aryorum-yardm-lutfen.html' title='İş Arıyorum! - Yardım Lütfen!'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/TGrkueti7HI/AAAAAAAAAsc/a_YxnMl0vnc/s72-c/alpay+ves+(1).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-277516468909699379</id><published>2010-08-02T04:13:00.000+03:00</published><updated>2010-08-02T04:13:27.884+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;annemden, birkaç arkadaştan, sahip oldukları güzellikler için takriben dünyanın yarısından fazlasından, geçmişlerinde yaşadıkları, keyfini sürdükleri şeyleri başkalarına yasaklayan zihniyetler yüzünden de dünyanın geri kalanından nefret ediyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;son bir haftadır, rüyalarımda uykuya dalmadan önce aklımda ne varsa onu görüyorum. gerçeğe çok yakın, dokunulduğunda bulanıklaşan rüyalar... bir haftadır gecede 3-4 kez birileri beni boğmaya çalışıyormuş edasıyla sıçrayarak uyanıyorum, o kadar terliyorum ki, kuvvetle muhtemel yattığım taraf çürümeye başlamıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;bundan önce; 2-3 ay kadar mp3 çalarımı evde bırakıp, hayatın akışındaki o huzur veren gürültüye odaklanmaya çalıştım. şimdilerde yapamıyorum. görmek istemediğim mutluluklar var sokaklarda, parklar, bahçelerde...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;demlendikçe tadımız kaçıyor, demlendikçe acımaya başlıyor içimiz. çıksam gitsem şimdi, sonsuz karanlık ve soğuğa bürünmüş sokağa, böylesine çıplakken... ne geçecek ki elimize? ya da neyi bırakacağım elimden, gidebilmek adına...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;yazamıyorum bugün. engelleyen şeyler var, yazdıktan sonra nelerle karşılaşabileceğimi kestiremediğim. yazamıyorum, belki de yazmamalıyım artık... yazım okunduktan sonra, kadın tarafından, birkaç saat anlayışlı gözlerle bana bakılmasının tüm hayatımıza yayılacağını düşünmek acıtıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;insanlara içimi açıp orada olup bitenleri gösterdiğimde hoş karşılanmıyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;özellikle o, istiyor ki, iyi olan herşeyi sürekli olarak dillendirip, olumsuz ya da onun tarafından istenmeyen olanları bir ömür boyunca içimde tutayım...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;duygularını ifade edebilmekte sorun yaşamayan insanların kaybettiği nokta tam olarak bu. karşıdan bakıldığında hoşlanılmayacak birşey olduğunda da açık sözlülükle yaklaşıp, "onun haberi olmalı bu huzursuzluktan" zırvaları...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;içimde olanları buraya yazıyorsam, ona söyleyemediklerimi, buraya yazamamaya başladıysam, artık bu blog anlamını yitirmiş demektir. açık sözlülüğüm, duygularımın güçlü oluşu, saatlerce düşünmek, boşuna demektir...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;bir tek içim hak veriyorsa bana, hayatıma dahil olanlar arasında, ben de ona rezerve ederim kendimi... kendi içimde yaşar ve bitirir ya da sürdürürüm durumlarımı...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-277516468909699379?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/277516468909699379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=277516468909699379&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/277516468909699379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/277516468909699379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/08/annemden-birkac-arkadastan-sahip.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-450545954380168615</id><published>2010-07-28T01:23:00.000+03:00</published><updated>2010-07-28T01:23:22.636+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Haydi ördeği kıskanalım!</title><content type='html'>bu blog daha fazla ilgiyi hak ediyor.&lt;br /&gt;daha renksiz, daha sade. sadece...&lt;br /&gt;blog yazmaya, yazdıkça yazmaya, yazmadıkça dertlenmeye geri dönesim var...&lt;br /&gt;sanki bilmiyormuş gibi herkes, öyle varsayarak, kendimi anlatasım, tekrarlara gark olasım...&lt;br /&gt;yazmak böyle olmalı... alper kaya roman yazdığı için telefonuna bakmamalı, baksa da kontürün olmadığında çağrı atarsan şayet, geri aramamalı. kafandakine uyan bir iş bulduğunu söyleyip onu mutlu edememelisin. saçma oldu.&lt;br /&gt;bazı insanlar gidecekleri tatilleri, bazıları kuyruklarına basıldıkları anı, bazıları gün içinde neler yaptıklarını, yapmak isteyip yapamadıklarını yazadursun, bazıları yazmayı bıraksın. bu blog için çok emek harcadım, çoğu gecem uykuya hasret uyandı sabahına, blogla ilgilenmek pahasına...&lt;br /&gt;gene sabahlarım uykusuz, gene gecelerim uzun. tekrar çalışan, tekrar güçlenen, tekrar, tekrar kendini tekrar eden...&lt;br /&gt;altın çağını yaşarken altın suyuna batırılıp aşağılanan, işlemeleri olduğu için satmaya çalışılırken değer kaybeden, takvim yaprağı koparmakla ilgili cümleler kurmayı düşlerken yaprağı koparıldığı için kökleri sızlayan...&lt;br /&gt;yüzmeyi bilen, çok seven, henüz yüzememiş, yüzemeyecek olan o kutsal ruh'a. sen ki çektiğin çile hafife alınır, sen ki boynun ve yüzün, bazen göğsün amele yanığı olur... o yanık ki, değme havuçlu kremlerin verdiği sahte bronzluklara bin basar...&lt;br /&gt;sen ki, kelimeleri tükürmesi gerekirken okşayan o eşsiz insan... sen ki kelime oyunlarından bile aciz, sen...&lt;br /&gt;emzikli şişede kalan son suyu emdim. eldeki malzemelerin şekli itibarı ile...&lt;br /&gt;ördeği kaşıyalım dendi, tereddütsüz kaşıdım... ördeği yıkayalım dendi, yıkadım... ördeği uyutalım dendi, içim acıyarak, yalnız hissederek de olsa uyuttum.&lt;br /&gt;kimse ördeği kıskanalım demedi... ona karşı oluşturulan ses tonunu kıskandım. onun 2.5 dakikada bir tuvalet ihtiyacını evin muhtelif yerlerine gidermesine gösterilen anlayışı kıskandım. ona karşı gösterilen sabrı, sırf nereye gidersen takip ediyor, sensiz kaldığında çığlık çığlığa bağırdığı için ona duyulan sonsuz sevgi ve minnettarlığı kıskandım. kimse "ördeği kıskanalım!" demedi...&lt;br /&gt;gitmekten bahsedildiğinde ödüm patladı. öyle kötü anlamda da değil, bensiz çıkacağı bir tatil bile yetti mahvolmama...&lt;br /&gt;ne isterse ayak uydurdum, nereye gittiyse gölgesi oldum...&lt;br /&gt;ne eksiğim var ki ördekten? ördeği kıskanıyorum...&lt;br /&gt;ördek... ne güvelsin, ne pekin... delikli bir karton kutudaydın ve sırtında, altın sarısı tüylerinin arasında siyahların vardı. karanlığın çekti beni kendine... o karton kutu ki, altın yumurtlamasa da altın sarılılarla doluydu. seni farklı kılan siyahtı, karanlık...&lt;br /&gt;halimden anlayıp, karanlık yanıma saygı gösterecekken, yapman gerekirken, elimdekileri de aldın, ördek. üstelik alıp gitmedin. hepsine şahit olmamı istedin, herşeyi gözümün önünde yapageldin... ben sana ne yaptım ördek? sabah kalktığımda, kendimden önce seni doyurmak mıydı yanlışım? ergenliğinde tüylerini yolman gerektiğini öğrendiğimde, o eşsiz boyun yapına rağmen ulaşamadığın noktalarındaki sarı tüyleri narince çekip, tüylerinin değişmesini, sana rahatsızlık veren bu sürecin hızlıca bitmesini sağlamak mı? ördek... kıskanıyorum seni... genişliğini, konforunu, sürekli huzursuz oluşun için suçlanmayışını... ördek... kimse bana "haydi ördeği kıskanalım!" demedi...&lt;br /&gt;zeka parıltıları saçıyorum. vücudum için hemcinslerimden övgüler alıyorum. çabuk kavradığım kavramlar ve işlemler için tebrik, kuvvetli oluşum için taktir alıyorum. ama ördek, bir teşekkür belgesini bana çok görüyor...&lt;br /&gt;ehliyet sınavından 2 soruyla kalıyorum. zehir gibi kullandığım arabanın egzozundan çıkan gazla zehirlenip, o zehrin etkisi geçsin diye içime kapanıyorum. başarısız hissediyorum, başarısız kabul edişler sergiliyorum...&lt;br /&gt;fikirlerim, fikrimin ince gülü tarafından ince alay masalarında meze... ne söylesem bir karşıt fikir, ne söylersem söyleyeyim onun doğruları doğru, o muhteşem, ben sabi sübyan. 3 yaşında ingilizce öğrenen çocuklar sıkıntı oluyor içime, dert ediniyorum kendime ve kreşe göndermektense annemin bakmasını tercih ettiğim için benden çocuk yapılmayacağı düşünülüyor. aslında benden çok güzel çocuk yapılır... ruhum, zaten çocuksu, içine kapanık, kırılgan... sadece kısa bir şort, saçma çizgi film karakterlerinin süslediği bir tişört, saçma bir spor ayakkabı!&lt;br /&gt;blogumla daha çok ilgileneceğim dedim.&lt;br /&gt;headere özet geçtim.&lt;br /&gt;özetimde hayatlarının özetini bulabilenlere ne mutlu. ve onlara, dijital baskı makineleri arkasından selamlar olsun...&lt;br /&gt;12+1 saat günlük mesai, pegout servis minibüslerinin yerleşim planı sanki...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-450545954380168615?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/450545954380168615/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=450545954380168615&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/450545954380168615'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/450545954380168615'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/07/haydi-ordegi-kskanalm.html' title='Haydi ördeği kıskanalım!'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-3024942407313641130</id><published>2010-07-08T14:06:00.000+03:00</published><updated>2010-07-08T14:06:47.441+03:00</updated><title type='text'>İçini Sevdiğim...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;hiçbir şeyi görmezden gelmiyorum...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;ne kadar sevdiğini, ne kadar değer verdiğini görüyorum...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;neleri riske ettiğini, nelere katlandığını...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;ne sıkıntılar çekip, kızılcık şerbeti içtiğini...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;seviyorum seni melek.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;herşeye rağmen demiyorum...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;herşeye rağmen, senin için kötü şeylere katlanıyorum demek gibi, gizlice laf sokmak gibi...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;hayır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;sadece "seni seviyorum"&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;ilk günden bu yana, güzellikleri sundun bana...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;ve ben de, üzerime düşeni;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;inşa ettiklerini geliştirip, onları korumaya adadım tüm vaktimi...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;seni seviyorum...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;"yıllar" geçti, hala seviyorum...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;taşa taşa,&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;her gün artarak,&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;iki kolumu da iki yana açıp,&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;kocaman seviyorum..&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;yıllar gelip geçsin...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;sen, dur burada. içimde.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;her şey gelip geçsin.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;sen, olduğun gibi kal...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;sadece, böyle kal.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;güzel gözlerinle, güzel kıldığın gözlerime bak...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;güzel kıldığın gözlerimi, aşkla yeşert...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;hiçbir şeyi görmezden gelmeyeyim...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;görebileyim, güzel gözlerimle,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;beni güzelleyerek sevdiğini...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;yıllar geçsin.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;sen kal içimde...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;prensesler gibi yaşatırım seni...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;sen kal içimde...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-3024942407313641130?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/3024942407313641130/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=3024942407313641130&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3024942407313641130'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3024942407313641130'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/07/icini-sevdigim.html' title='İçini Sevdiğim...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-8200798216333562456</id><published>2010-07-02T19:44:00.001+03:00</published><updated>2010-07-02T20:07:18.631+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>ben... ilk görüşte değil, zamanla... aşk değil, sevgi... heyecan değil, huzur...</title><content type='html'>son üç saatimi yarınki ehliyet sınavına çalışarak geçirdim...&lt;br /&gt;ara sıra küllüğü boşaltmak için kalktım oturduğum yerden, bi kaç kez tuvalete gittim...&lt;br /&gt;benim olmayan, evimde bir süreliğine misafir olan, bir süreliğine beni mutlu edecek olan, sonrasında sonsuz mutsuzluklara boğacak olan kedileri doyurdum. uğuru, pırpırı...&lt;br /&gt;ördeği, dükü yüzdürdüm, doyurdum, dolaşmasına izin verdim terasta...&lt;br /&gt;Cem Karaca dinledim...&lt;br /&gt;allak bullak oldum... karardım.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;benim olmayan, benim olmayacak olan şeylerle, dönemsel mutluluklarla geçiriyorum ömrümü.&lt;br /&gt;yalanlarla, dalaverelerle...&lt;br /&gt;göz doldurucu CVler hazırlıyorum.&lt;br /&gt;göz doldurucu işlere girebilmek için.&lt;br /&gt;olmuyor.&lt;br /&gt;iki ay olacak işsizlik sürecinin içinde bulunalı...&lt;br /&gt;iki ay dolacak, kendimden tiksindiğim!&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;tamirci çırağı...&lt;br /&gt;bir hayalin peşinden koşar. çalışırken giydiklerini giymez,&lt;br /&gt;yapamaz be!&lt;br /&gt;iyi görünmek ister!&lt;br /&gt;aşık etmek ister kendine kadını.&lt;br /&gt;romanları okumasaydı keşke. keşke mucizeleri öğrenmeseydi, öğrense de, merak etmeseydi.&lt;br /&gt;sadece dursaydı. olduğu yerde, olduğu gibi.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;aynı ben.&lt;br /&gt;olduğunu göstermekten çekinir, olmayan şeyleri, olmayacak şeyleri oldurmaya çalışır...&lt;br /&gt;ne kadar büyük oynarsan, o kadar büyük kayıpların vardır tabii...&lt;br /&gt;sen kimsin? herhangi "bir" olsaydın, burada olur muydun?&lt;br /&gt;sormadın mı kendine bunları?&lt;br /&gt;almadın mı cevaplarını...&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;zengin kızın egzozunda boğulurken, gözlerinden akan yaşın egzoz dumanı yüzünden olduğu bahanelerine sığınmadın mı?&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;takım elbise giyeceğin günü iple çekiyorsun...&lt;br /&gt;sahip misin?&lt;br /&gt;senin mi gerçekten?&lt;br /&gt;tecrübe etmediklerini, anlayabilir mi sen yaşadığın için?&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;haziran yağdırdı yağmurlarını, gitti...&lt;br /&gt;tüm yağmurlar yağsın üstüme.&lt;br /&gt;yalan gülüşleri seyredeyim, sahte mutlulukları...&lt;br /&gt;sahte olmayan paraların satın alabildığı,&lt;br /&gt;sahte mutlulukları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimden sıkıldım.&lt;br /&gt;tekrar etmekten.&lt;br /&gt;değişik birşeyler yapmak istiyorum.&lt;br /&gt;değişiklik istiyorum hayatımda...&lt;br /&gt;lanet ev sahibine kafa tutup, bi türlü ikna edip köpek almak istiyorum. başkasının kedileriyle değil, kendi köpeğimle zaman geçirip mutlu olmak istiyorum. benim olanla, bana alışkın, beni seven, beni isteyen, benim yokluğumdan rahatsızlık duyanla olmak istiyorum...&lt;br /&gt;herhangi bi işe girip çalışmak, kulağa hoş geliyor. yapamıyorum. herhangi bi iş yetmiyor. sınırlarımı zorlamak istiyorum, belki sadece "ne derler?" telaşesinden vaz geçemiyorum...&lt;br /&gt;kafamda tasarladığım iş, bir uç nokta değil. önceden elde ettiklerime benzer, belki daha iyilerinden herhangi biri. küçük hayaller değil bunlar, çok büyük, farkındayım... olacak. doğru zamanda, doğru yerde, doğru iş...&lt;br /&gt;yarın düğün var. şık bir kokteyl, klüp eğlencesi. bunlar değil. önemli olan.&lt;br /&gt;biliyorsunuz ki, ömür boyu mutlu olmak bir kadını alt edip kendine aşık etmekle bitmiyor... yarın, bir kadının "daha" bana aşık olmasını sağlamalıyım. hoşlansa da yeter, ya da "belki" dese bile...&lt;br /&gt;ben, yıldırım aşklarının adamı değilim...&lt;br /&gt;ilk görüşte değil, zamanla,&lt;br /&gt;heyecan değil, huzur,&lt;br /&gt;süper değil, iyi.&lt;br /&gt;işte ben!&lt;br /&gt;yarın, kız arkadaşımın kardeşi evleniyor. ben de bu huzursuz, gergin, mutsuz, sakinleştiricilere ihtiyaç duyulan ortamda, saydığım maddelerin tamamının geçerli olduğu, tek muhattabı kadınla, sevgilimin annesiyle tanışacağım.&lt;br /&gt;o ayakta durmakta zorlanacak, normalde alışık olmadığı 9 punto topuklularının üzerinde. onun minicik kızı evleniyor olacak, daha dün küçücüktü oysa, daha dün yürümek için annesinden destek alıyordu hani. o kızı. beyazlar içinde olacak. peri masalından fırlamış gibi... annesi mutlu olamayacak elbet. gerginliğin tamamı, davet sahibinin sinir sisteminde olacak. ve ben o sisteme, yeni dahil edilmesi umulan bir bilgi yumağı...&lt;br /&gt;takım elbise giyeceğim. -doğal olarak-&lt;br /&gt;çok yakışacak... kokteyl salonuna girene, hatta yaklaşana kadar egom tavanda olacak...&lt;br /&gt;sonra, salona girmeden, fikrimi değiştirip hararetli bir şekilde sigara içmeye koyulacağım... üç dört, belki beş..&lt;br /&gt;müstakbel akrabalarımın hepsi orada olacak. ben onların minik kızlarının annesi ile tanışacağım...&lt;br /&gt;"Merhaba"&lt;br /&gt;diyeceğim gülümsediğimde çirkinleştiğimin farkındalığını takınarak,&lt;br /&gt;tebessümle yetineceğim.&lt;br /&gt;"Merhabalar Fatma Hanım!"&lt;br /&gt;"Ben kızınızdan yaşça ve statüce oldukça küçük olan sevgilisi, Alpay."&lt;br /&gt;"Siz memnuniyetinizi isteseniz de göstermemelisiniz müstakbel kaynanam olarak, ama ben, tanıştığıma çok memnun oldum!"&lt;br /&gt;kan beynine sıçramazsa, "beki" yi kapmışım demektir.&lt;br /&gt;eee... ben... ilk görüşte değil, zamanla... aşk değil, sevgi... heyecan değil, huzur... bulduğunu değil, umduğunu... ben... uzuuun süreçlerin kilit adamı...&lt;br /&gt;pek birşey söylemeyeceği varsayıldı yapılan konuşmalarda... zaten kızı evlenirken benimle ilgilenmesin lütfen... vicdan azabı çekerim...&lt;br /&gt;anneyle tanışıp, kızını koluma taktıktan sonra, bakışların tamamı üzerime çevrilecek...&lt;br /&gt;teyzeler, enişteler, kuzenler, uzak akrabalar, yakında duran uzak akrabalar. aristokrat teyze, statü takıntılı teyze, beni sevmeyecek olan teyze... hepsi ön yargılarını bileylemek için, tepeden tırnağa inceleyecekler beni. oysa ben değilim evlenen, beyaz gelinliğe bürünen...&lt;br /&gt;gerginim&lt;br /&gt;yarın, iki sınavım var..&lt;br /&gt;biri ehliyet, ki sevgilim yanımda da olamayacak öncesinde, sonrasında...&lt;br /&gt;bir diğeri de, -vitrine çıkmak gibi- off!&lt;br /&gt;neyse. sakinim. sadece eğleniyorum sizinle. beni sevmeyen ölsün lan...&lt;br /&gt;benim gibi damat mı bulucaklar. gelecek vaad ediyorum, yaşken eğilirim, eğimimi isteğe göre düzenleyebilirim, kaliteli bir eğitime tabii tutarlarsa hayallerinin erkeği ya da damadı olabilirim.&lt;br /&gt;ben... uzun süreçlerin kilit adamı... ilk görüşte olmasa da, zamanla kendini sevdiren o eşsiz erkek...&lt;br /&gt;ilk görüşmenin hemen ardından vakit geçiremeyince, genelde olumsuzluklar yaşanır, diye biliyorum. bu da dipnot olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içinden çıkılamayası bir yazı da olsa... içim gayet rahat şuanda... sevgilim de bi taraflarına kına yakmakta! hah :D bugün kına gecesi var da. ben yokum haliyle. en son sahne alacağım. zamanla sevdireceğim. serum gibi. damla damla güçlendireceğim aile bağlarını..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-8200798216333562456?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/8200798216333562456/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=8200798216333562456&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8200798216333562456'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8200798216333562456'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/07/ben-ilk-goruste-degil-zamanla-ask-degil.html' title='ben... ilk görüşte değil, zamanla... aşk değil, sevgi... heyecan değil, huzur...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-1731203859214959372</id><published>2010-06-06T04:49:00.000+03:00</published><updated>2010-06-06T04:49:01.655+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Gecenin Getirdikleri -2-</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: right;"&gt;6 Haziran 2010, Pazar. Gecenin Körü, 03:12&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;eskiden bu formatı kullanırdım. deftere, ajandaya, sıraya, duvara, çam ağacından yapılma koltuklarımıza, her nereye yazıyorsam...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;annem üç senemi sığdırdığım dört ajandayı bizi sıcak tutmak için soba tutuştururken kullandığından bu yana, günlük verileri harfi harfine not almış değilim. yakılan ajandalarımda bir psikolojik çöküş, iyi bir sıçrama yapabilmek adına bilinçli olarak dibe çöküş ve düşüş sürecine girilmeden önceki mevkiden daha iyisine sahip olma sürecinin geniş bir anlatımı yer buluyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;o ajandalar bir de ergenliğin en sancılı dönemlerine denk geliyordu ki, bu da pire için yorgan yakmanın ne kadar doğru bir karar olduğunu destekler...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;kendinden memnun olmayan bir insan olarak, kendinden memnun olan insanları gözlemlemiş ve dışarıdan görebildiğim kadarıyla sevgililerine davranışlarına ve bu davranışlarına getirdiğim kişisel yorumlara rastlıyorduk sürekli.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;dördüncü ajandayı yazmayı bitirdikten, yani kendimi daha iyi hissetmeye başladıktan sonra, yazdıklarımın tamamını geniş bir özetlerini çıkarabilecek kadar okudum.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;okulda kullanmam adına fırsat doğmayan ve dolabımda sessizce kullanılacağı günü bekleyen kareli defterime yaptığım gözlemlerin sonuçlarını işledim... basit bir anket çalışmasını yorumlamak gibiydi... "erkeklerin çoğu bikbik bir olayla karşılaştığında vikvik bir tepki veriyor ancak görülen o ki vakvak tepkisini veren azınlık, sevgilileriyle daha mutlu gözüküyor." gibi cümlelerle dolu koca bir defter! yazacaklarımın tükendiğini hissettikten sonra uzun bir süre odamdan çıkmadım. yazdıklarımdan bağımsız, ne yaşayıp, nasıl tepki vereceğimi gözden geçirdim. bunca uğraş sonrasında neredeydim? hala kendimden şikayetçi miydim?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;aradan birkaç mevsim geçti. ben o esnada insanları uzaktan izleme eylemime son verdim ve aralarına karışmanın en mantıklı iş olduğuna kanaat getirdim... değişmemişti. ben kilo vermiş, daha uzun boylu, daha atletik yapılı, ilişkiler hakkında daha bilgili bir insan haline gelmiştim ancak eski halimle; şişman, bodur, kadınlar hakkında bilgisiz ve kaba-saba halimle beni görme şansına nail olan insanlar, gösterdiğim çabaya karşı çıkarak, hakkımda yeni birşeyler öğrenmenin, yeni beni tanımanın zaman kaybı olacağını düşünüp eski "ben"liğime yaklaşırmışçasına yaklaştılar ve ben, kaçmak zorunda kaldım...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;yeni bir çevre edindiğimde insanların gözde arkadaşı, bir numaralı kankası ve hatta potansiyeli sevgili olmaya en uygun olan tanıdığı olmuştum ancak bir sıkıntı vardı. geçmişimde insanların gösterdiği tavırdan sıyrılamıyordum. ön yargılar...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;bu sırada bir okul dönüşünde annemi ajandalarımı sobanın ağzına layık hale getirir vaziyette yakaladım... üç gün süren sinir harbinin ardından kareli defterimi pamuk gibi ellerine verdim, bir sonraki kış üşümesin diyerek...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;yaptığım şeyin doğru olup olmadığı üzerine düşünüyor, başkalarının yaşadıklarının benim edineceğim tecrübelerde pekte önemli unsurlar olamayacağını anlıyordum. daha yakından bakmak istedim insanoğluna. daha yakından, içinden. koynundan...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;okul hayatım lise birde son bulur benim.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;lise birinci sınıf, bana ilgi duyan insanları saymaya kalktığımda en çok vaktimi çalan zamanlarım. kaşardım çünkü. başka bir liseden gelmiştim, okula ara vermiştim, herkesten büyüktüm, cüsse olarak da öyle. okulun ilk gününde lise sonlarda korkulan kim varsa kafa tutmuştum ve başıma bir kaza gelmemişti. iyi giyiniyor, henüz o zamanlar bilinmeyen "metroseksüel" tanımının yaratılmasına katkıda bulunuyordum. -bu abartı oldu sanki-&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;insanları kullandım. insanları kullanmayı seviyor oluşlarım o zamanlarda gelişen, son zamanlarda törpülenen...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;tek bir desturum vardı kendime karşı o da "insanlara yakından bak, koynundan!"dı. birçok insan tanıdım, birçok insanın koynuna girdim tanımak adına... bazılarını deneysel alanlarda kullandım, bazılarını deneylerimde elde ettiğim verilerin sağlamasını yapmak için... doğruyu ararken yanlışlara imza atmak biraz tezat gözüküyor, hem de yanlış olduğunu bile bile, isteyerek, yanlış yapmayı arzulayarak... yanlış yapa yapa öğreniriz, değil mi?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;tecrübe etmeyi arzulamasaydım öğrenemeyeceğim çok şey öğrendim, o bir sene içerisinde... çok insan tanıdım, o kadar çok insan tanıdım ki, isimlerini ve kişisel bilgilerini not alma ihtiyacıyla birkaç a4 kağııtla dolaştığım oldu. kendime, egoma izin verdim, benden, benim yaşanmışlıklarımdan dört ajanda ve bir kareli deftere denk gelecek kadar tecrübe edinmesine...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;defter ve ajandalar dolduğunda ruh sağlığı bunları yakacak kadar elverişli bir annem yoktu başımda. hatta başına karalar bağlamış, "sorumluluktan uzak tutun beni" sinyalleri gönderiyordu evrene. elleri hala pamuk gibiydi ama ben onun ellerine değil, o benim ellerime emanetti... hiçbirini yakmadım. her gün okudum gördüğüm, tanıdığım kadınların yüzlerinde, vücutlarında. okuduğum satırlar çok hoşuma gidiyordu. artık maddi anlamda da güçlüydüm ve bu güç tecrübe etmem gerekenlerin son ayağıydı. hedeflenenin altında da olsa, maddi bir gücüm vardı artık...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;bahsettiğim lise bir döneminde seçen değil seçilendim. birçok kez seçme ve yerleştirme hakkı tanınmış olsa da seçen olmanın sorumluluğu altında ezilme ihtimali ürkütücü geldi. durumlar kötüye gittiğinde "sen istedin" diyebilme hakkımı hep saklı tuttum, gerektiğinde çıkarıp yüze vurmaktan kaçınmadım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;lise bir bittikten, ben hayata "atıldıktan" sonra, daha az kadınla bir araya gelme imkanım olduğu için seçme hakkımı çok spesifik bir şekilde kullandım. seçtiğim insanları iki üç ay kadar gözlemledikten, bu gözlemler sonucunda bazı tepkilerini sınadıktan sonra adım attım. hiç geri çekilmedim, geri püskürtülmedim. kendimle gurur duyuyordum...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;duygularım da gelişiyordu benden habersiz. ben taktikler geliştirirken, karşı taraftan gördüğüm doğal davranışlar içimde yer ediyor, gerektiğinde zabıtaları çağırıp ceza yazdırmak kaydıyla ev sahipliği yapıyordum.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;hiçbirşey hesapladığım gibi gitmedi, hiçbiri. insanlar benim kadar göründükleri gibi olamadılar. benim kadar kartlarını açık bir şekilde oynayamadılar. özgüvendi belki, egoydu...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;çok insan harcadım gelişmek, serpilmek adına. kendisine saygı duymayan insanlar tanıdım, bana saygı duymayan insanlar, kötü değillerdi, yanlış birşey yapmıyorlardı bir adamı severek ya da ona aşık olarak. eksikti, yetersizdi ya da ben fazlaydım, çok fazlaydım...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;kimseyi büyütme çabasına girmedim. kimseyi büyütmeye katlanamadım. kendi büyümemi göz önüne aldığımda, başkasının bu bilgileri bu kadar kolay bir şekilde elde etmesini hazmedemedim. açık açık söylenmezdi ki bazı şeyler. onlar da beni dikkatlice izleselerdi, birçok doğru hakkında fikir edinebilirlerdi. ama insan tecrübe etmeliydi. hiçbirşey altın bir tepside sunulmamalıydı, hayat acımasızdı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;bir süre yalnız kalma ihtiyacı hissettim. o zaman sanki hayatımda birileri olmazsa, beni ben yapan hiçbirşey olmayacakmış gibi geldi. sanki aslında ben hiçbirşeydim ve hayatıma "spesifik seçmeler" sonucunda aldığım insanlar bana birşeyler getiriyordu ve ben birşeyler oluyordum. zoruma gitti. vazgeçtim insanları hayatıma dahil etmekten...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;dört mevsimi de gördüm yalnız başıma. kardan keyif aldım, ilkbaharda rüzgarı ruhumda hissettim, yazın terledim ve sonbaharda gribe yakalandım. çok keyifliydi.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;el ele dolaşan çiftleri gördüğümde yüreğimin sızlamasına dayanamayıp, jübilemi geçersiz kılıp tekrar sahalara döndüm. daha acımasızdım. birilerinin bana birşeyler katamayacağını hissetmekle birlikte gelen "sana ihtiyacım yok ki aslında" triplerine sarıldım. birinden ayrıldığım gün zaten hali hazırda başka birileri vardı ve onlarla devam ettim yola, bir an olsun yüreğim sızlamadı arkamda bıraktığım insanlara, aşk acısı çekmedim, aşıkta olmamıştım zaten. insan kaybetme acısı çekmedim diyelim. bana göre en ufak bir terslik olduğunda terk ediyordum. nasıl olsa hiçbiri bana birşey katmıyordu! güzel şeyler yaşatırsa, tecrübe. yoksa kendine iyi bak...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;sonra hastalandım. ya birileri beddua etti, ya da birinden bulaştı, ama neticede verem oldum. varsa beddua edenlere, yoksa bulaştıranlara teşekkür edecek kadar güzel bir hastalık dönemi geçirdim...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;ben, hastalığımın teşhisi konduktan 16 gün sonra aşık oldum.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;fiziki olarak ya da kafamda aşılması gereken çok engel vardı. tanıştığımız gün, kendimi anlattıktan sonra, yaptığı gözlemlerden sonra "çok aşık olurum ben sana" dedi gözlerinin kör edecek kadar güzel oluşunu yok sayarak, gözlerimin içine bakarak... -bu arada sabah ezanı okunuyor yahu-&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;aşık olmanın başkalığını yaşadım. aşık bir adamın, aşık olduğu kadını ne denli mutlu edebileceğini ve bunu hiçbir plan-programla yapmadığını gördüm. geçmişte olanlarla hiç alakası olmayan bir adam oldum çıktım karşısına.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;değiştim. değiştiğim için, annem ajandalarımı yaktığı için, tekrar günlük tutmadığım ve yaptığım gözlemleri doktora tezi formatına sokmadığım ve hatta hastalandığım için çok mutluyum... geçmişimde yaşadığım şeylere pek yeterince saygı gösteremiyor oluşum da, bu yüzden olsa gerek... bu kadın o kadar mükemmel ki, bu kadının bana sundukları, o kadar özel kılıyor ki yaşananları...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;bana doğru yolu gösteren, sürekli olarak hayatıma yeni ve güzel olanı katmama yardım eden bir kadınım var. beni, benim kendimi önemsediğimden daha çok önemseyen, gününü beni düşünmekle geçiren ve benimle ilgili geleceğe yönelik hayaller kuran...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;insan vazgeçemediği, kıyamadığı, üzerine titrerken tereddütte kalmadığı, taktikleri hiçe saydıran ve kendisini doğal davranmaya zorlayan bir insanla birlikte olmalı. ben, öyle yapıyorum. yapıyorum ve yapmaya devam edebilmek için ne yapılması gerekiyorsa yapmaya gayret ediyorum. elimden geleni ardıma koymak yetersiz geliyor, elimden gelenin daha fazlasını yapmaya çalışıyorum...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;ve teşekkürler, güzel kadın. tanıştığımız gün kör edip, ilerleyen günlerde bana seni tanıdığım güne kadar göregeldiğim dünyadan farklı bir dünyayı görme yetisi kazandırdığın için, teşekkürler...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;bazen senden önce gördüğüm dünyadan kalma görüntüler gözümün önünden geçip, beni tedirgin etse ve bu tedirginliği sana da yansıtsam da, ben biliyorum ki bu dünya çok özel. bu gördüğüm renkler, tattığım lezzetler, dokunduğum ten, kokladığım koku çok özel...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;benim hiç bugünlerime taşıdığım ilkokul, ortaokul ve lise arkadaşım yok. olsalar da, beni tanımıyorlar muhtemelen... biri şişko, çirkin biliyor, biri çapkın, daldan dala... benim hiç görüştüğüm eski sevgilim, eski sevgilimin etrafından birileri yok... bir yerde rast gelirsem de, can yakan, umursamayan, sorumluluktan kaçan biri olarak nitelendirirler, tanımıyorlar... benim bir sevdiceğim var hayatımda, bir de onun etrafındaki insanlar... onlar da bilir, nası güzel bi adam olduğumu...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;sanırım bu yeterli. sanırım bu, mutluluğun doruk noktasına çıkmak için yeterli...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;yeterli, çünkü saat 04:48...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-1731203859214959372?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/1731203859214959372/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=1731203859214959372&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1731203859214959372'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1731203859214959372'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/06/gecenin-getirdikleri-2.html' title='Gecenin Getirdikleri -2-'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-8141667342442719056</id><published>2010-06-06T03:06:00.000+03:00</published><updated>2010-06-06T03:06:55.835+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Gecenin Getirdikleri -1-</title><content type='html'>dışarıdan yaşadığım birkaç gün izlendiğinde, kırıcı, öfkeli, kızgın bir insan görüntüsü çizdiğimi reddetmem pek muhtemel değil. ama aslında öyle bir insan değilim...&lt;br /&gt;kırılganım. hassas, narin. "kırılgan" tek başına daha daha havalı gözükse de, hassas ve narin de açıklayıcı olabiliyor...&lt;br /&gt;insanlar düşünmeli... karşınızdaki insan kırıcı olmaya başladığında, öfkelendiğinde ve kızdığında, kendimize "neden" sorusunu yöneltmeliyiz, şayet o insan bizim için değerliyse, bunu yapabilmeliyiz.&lt;br /&gt;sorunun cevabı, psikolojik bir problemle karşı karşıya değilsek çok açık ve net! kırılgan!&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;kırılgan insanları severim. pis tarafları da vardır, ama umursamaz olmalarından daha yararlı bulurum. kendimde bulunan bir özellik olduğu için değil, kırılabilen insanların, sert kabukları içine çekilmedikleri varsayımıyla yaklaşırım olaylara...&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;kırılganlığınızı keşfeden insanlar, sizi "güçlü" olmadığınızı söyleyerek eleştirebilirler. güçlü bir insan olmanız için çaba göstermeniz gerektiğini, buna gerçekten ihtiyacınız olduğunu aklınıza kazımaya çalışırlar...&lt;br /&gt;aslında bu pek de doğru bir yaklaşım değildir...&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;yaşamın başlarında, kırılgan insanlar "hastalık hastası" olarak nitelendirilebilirler ilişkiler konusunda... saplantıları olur, herşeyi üstlerine alınırlar, yanında iş yerinizde ters giden durumlar nedeniyle rahat rahat bunalıma bile giremezsiniz, yüzünüz asıldığı anda "kırılgan" insanlar kendi içlerinde bir yanlış arama operasyonuna başlamış ve yüzleri asılmış demektir... peki bu kötü bir şey midir?&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;bence değildir... tanıdığım insanlar, etrafındaki kişilerden şikayet ederlerken genelde yaptıkları şeyleri "sorgulamamalarından" yana sıkıntı çektiklerini belirtiyorlar... haksızlar mı? değiller. her insan yaptığı şey üzerine biraz daha düşünse, daha güzel bir "birşeyler" olurdu. -dünya demek istemedim, klişe kaçardı...-&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;bahsettiğimiz kırılgan insan, siz bunalıma gireyim dediğiniz anda düşünmeye başlar, yaptıklarını gözden geçirir, atladığı bir ayrıntıyı, gözünden kaçan bir şeyleri sorgular... yanlış yaptığını düşünür ve buna odaklanırsa, gerek o konu üzerinden, gerek de o konudan bağımsız bir şekilde size yoğunlaşacak ve kendini affettirecektir...&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;herşeyin yolunda olduğunu ve kendinde bir sorun olmadığını gören kırılgan şahsiyet, bu sefer de sizin sorununuzu öğrenmek ve buna çözümler üretmek adına kafa yormaya ve sizi içinde bulunduğunuz kötü durumdan en kısa sürede kurtarmaya çabalar.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;yani her halükarda karlı çıkan sizsiniz aslında. evet, siz, sert kabuğunu dekore edip villaya çevirmiş ve rahatına düşkünlüğüyle tanınan, siz!&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;konu kayması yaşandı.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;kırılgan insanlar başta "problem" olarak gözükseler de, sert kabuklara ihtiyaç duymadan ya da onları çok fazla yıpratıldıkları zamanlarda, kendilerine yakıştırmasalar da dönemsel olarak kullanıp, duygularını sapasağlam bir şekilde "olgunluk" günlerine taşıyabilmiş insanlar olarak yaşamda seyrederler...&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;işte siz, dışarıdan bakanlar olarak kırılgan insanların kırıldıkları anı cımbızla tutup, o anda yaşadıkları sinir harbini, travmatik belirtileri, öfkeyi ve nefreti değerlendirmelerinizde üst sıralara yerleştirirken, etki-tepki sorunsalına göz kırpmadan olay mahalinden ayrıldığınız için, insanları sinirli, hiddetli, şiddete eğilimli ve daha ağır psikolojik sorunlara meyilli olarak görüyorsunuz...&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;siz kim misiniz?&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;siz, aslında hepimiziz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-8141667342442719056?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/8141667342442719056/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=8141667342442719056&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8141667342442719056'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8141667342442719056'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/06/gecenin-getirdikleri-1.html' title='Gecenin Getirdikleri -1-'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-3807777307422646812</id><published>2010-06-02T10:15:00.000+03:00</published><updated>2010-06-02T10:15:11.134+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Erteleme!</title><content type='html'>sana kızdığım ya da tartıştığımız zamanlarda kızdığım noktaları yazmaktansa, seni ne kadar çok sevdiğimi, sensizliğin benden neleri alacağını, nefessiz kalmasam da, aldığım nefesten keyif alamayacağımı yazmayı arzuladım hep. olmadı bu zamana kadar, olamadı...&lt;br /&gt;dün birşeyler yazmak istedim tüm içtenliğimle... meşgul bir adammışım gibi davrandım, işim var dedim, dışarıya çıkacağım...&lt;br /&gt;bugün de yazma isteğim geldiğinde dışarıya çıkmak üzreydim. haksızlık gibi gördüm, düşündüğümü sana söylemeyi ertelemeyi.&lt;br /&gt;dün sana haksızlık ettim, herşeyden önce bunun için özür dilerim.&lt;br /&gt;insan, sevdiği şeyleri hep kendine özel kılmaya çalışıyor...&lt;br /&gt;imkanımız olsa homlısı, sekirgeyi, tokatçıyı ve hatta sarı mok'u evimize alıp, ömürlerini bizimle geçirmelerini isteyip istemediklerini sormaksızın, kendimize özel kılmaz mıydık? bence yapardık... bence homlısın başkalarına kuyruk sallayıp, onlara doğru kıçını kıra kıra koşup, onları da mutlu ediyor olması hiç umrumuzda olmazdı. ya da sekirgeyi besleyen nakliyecilerin hissedecekleri, bize ne ki! derdik. imkansızlık...&lt;br /&gt;insan sevdiği şeyleri kendine saklıyor...&lt;br /&gt;yapıyoruz, yapıyorum özellikle...&lt;br /&gt;seni ne kadar çok sevdiğimi söylemek için uğradım bugün buraya... grey's anatomy izliyoruz birlikte, her gece... insanlar sevdiği insanları sürekli kaybediyor. bazıları da kaybetmemenin sevincini yaşıyor, çoğu pişmanlıklarıyla birlikte... ben kaybetmediğim için sevinirken pişmanlıklarımın sevincimi buruklaştırmasını ya da kaybettiğim için hayatımın bir zindana dönüştüğünü hissetmek istemiyorum. sevdiklerine bir kez daha "seni seviyorum", "sensiz ne yaparım?" "hayatıma kattığın anlamlar sayesinde bugünümdeyim" gibi şeyler söyleyebilmek için herşeyden vazgeçebilecek bir konumda kalıyorlar. ben istiyorum ki; herşey elimizdeyken, herşey, bize bağlıyken haberdar ol bunlardan...&lt;br /&gt;insanlar izliyoruz. kimisi muhteşem derecede umutsuz olsa da hayatta kalabilmek için herşeyi yaparken, kimisi de hastalığında "mucize" olarak adlandırılacak kadar inanılmaz iyileşmeler gösterdiği taktirde ölmek istiyor ve yaşamayı reddediyor...&lt;br /&gt;hayatımsın. yaşamım, yaşamak için en güzel bahanemsin.&lt;br /&gt;seni yaşamayı dilemekle başladı herşey. ana rahmindeydim o zamanlar. küçük, minicik... çok hevesliydim o zamanlar, çok istekli, çok hırslı...&lt;br /&gt;şuan onüç aylığım ve bu hayatı yaşamak istiyorum. en umutsuz zamanlarımızda umut, en mutsuz zamanlarımızda tebessüm olmayı diliyor, buna göre hareket etmek için çabalıyorum. mutlu zamanlarımız için birşeylere gerek duymuyorum, çünkü aşık olduğum kahkahaların, güzel gözlerinin parıltısı ve neşen, o anlara fazladan birşey ekleme ihtiyacı hissettirmiyor insana...&lt;br /&gt;ben, büyümek istiyorum... on-onbeş yaşıma gelebilmeyi diliyorum... o yaşlarımda önce ne kadar yakışıklı olduğumu, ardından da ne çirkin bi ergene dönüştüğümü düşünmek istiyorum. çocuklukta yaşayacağım terslikleri minimum ve hatta hiç hasar almaksızın atlatmak istiyorum...&lt;br /&gt;büyüyelim... sen de gör on-onbeş yaşlarını...&lt;br /&gt;sen de hisset, sıfırlandığımızı ve bugünün, tertemiz, bembeyaz, mis gibi bir sayfanın ilk satırları olduğunu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-3807777307422646812?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/3807777307422646812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=3807777307422646812&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3807777307422646812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3807777307422646812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/06/erteleme.html' title='Erteleme!'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-6350751971901223334</id><published>2010-05-25T16:54:00.000+03:00</published><updated>2010-05-25T16:54:53.333+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;object align="middle" height="50" width="150"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="sameDomain" /&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent" /&gt;&lt;embed src="http://muzicons.com/musicon_v_srv_new.swf" width="150" height="50" menu="false" quality="high"  align="middle" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="&amp;nomuz=muzicon%20unavailable&amp;site=http://muzicons.com/&amp;icon_pic=14.png&amp;music_file=http://filekeeper.org/download/shared/MFO-Benim_Hala_Umudum_Var.mp3&amp;bg_color=000000&amp;type_of_clip=whith_bar&amp;text_color=FFFFFF&amp;text_message=Last+day" wmode="transparent" menu="false" quality="high"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-6350751971901223334?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/6350751971901223334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=6350751971901223334&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6350751971901223334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6350751971901223334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/05/blog-post.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-4944752521790795940</id><published>2010-05-07T11:26:00.002+03:00</published><updated>2010-05-07T11:26:32.826+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>başlıksız kayıtlar gibiyim... ne bok olduğum hakkında fikir sahibi olunabilmesi için, okunmam gerekir.&lt;br /&gt;oku beni kadın... artık oku beni ve ana fikrim hakkında bir özet çıkar kendine. neyim ben!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-4944752521790795940?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/4944752521790795940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=4944752521790795940&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4944752521790795940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4944752521790795940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/05/baslksz-kaytlar-gibiyim.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-8966270377168625861</id><published>2010-05-06T16:50:00.000+03:00</published><updated>2010-05-06T16:50:24.628+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>ben büyümeyi reddediyorum. büyümenin getirilerini, hepsini, hepsini reddediyorum..&lt;br /&gt;hay arkadaş ne zormuş şu büyümek... çocukken ne kadar afilli bi şekilde kandırmışlar bizi, ne kadar da ağzımız açık bi şekilde inanmışız "güzel güzel" büyüyeceğimize...&lt;br /&gt;tabii yaa...&lt;br /&gt;böyle olmamalı... böyle olmamalıydı... böyle olmasın.. niye böyle olsun ki?&lt;br /&gt;birşeyler için başka birşeylerden vazgeçmek, basit ticaret mantığı! birşey almak için para öde. önceden bulgura karşılık şeker, una karşılık mısır...&lt;br /&gt;ticaretin babasını hayatın içinde yaşıyoruz... bir de oturup şunun bunun hesabını yapıyoruz...&lt;br /&gt;zaten pis hesapların döndüğü bir yaşantın oluyor ne yaşarsan yaşa, ne yaşıyor olursan ol. birşeyleri alıp, birşeyleri veriyorsun. birşeyleri arkanda bırakıp, ileriye doğru attığın adımlarda yanında taşıyabileceğin yeni birşeyler alıyorsun. oysa taşımaktan şikayetçi değilsin, ağır gelmiyor hiçbirşey... ama hayır... birşey alacaksan, diyor hayat, birşeylerini bırakman gerek bu kontrol noktasında. sevdiğin birşeyi yanında taşımayı sürdüreceksen, diyor yine hayat, başka bir sevdiğin şeyi bana vereceksin ve bir daha hatırlamayacaksın... attığın her yeni adım için, çantandaki "kıymetlilerinden" bir demet... sen ne vericeksin lan!&lt;br /&gt;hayat pezevenk... yoksa aslında kimse istemiyor birşeyler almak için, birşeyler vermeyi. büyümek uğruna çocukluğunu anılara hapsetmeyi, aklı selim bir şekilde kim kabul eder ki? büyürken, çocukluğunu da elinden tutup yanında götürsen, hiç bi zararı olmaz ki! pamuk helvacı görünce bi pamuk helvacık almak hangi "yetişkin"e sorun ki?&lt;br /&gt;ayrıca "yeni" diye tanımladığımız şeyleri "yok ben almiyim" kibarlıklarıyla reddetme hakkımız da mevcut değil. alacaksın! almayacaksan şayet, almam diyorsan, buyur boğaz köprüsü sağda, büyükbabanın kullandığı kalp ilaçları solda, birini beğenip iptal et hayatındaki yürüyüşünü...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-8966270377168625861?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/8966270377168625861/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=8966270377168625861&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8966270377168625861'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8966270377168625861'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/05/ben-buyumeyi-reddediyorum.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-4705872268147774723</id><published>2010-05-05T10:20:00.001+03:00</published><updated>2010-05-05T10:21:01.339+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>ey gidi...&lt;br /&gt;mayıs ayı da geldi be...&lt;br /&gt;ve ben böyle boktan bir kışı bitirdiğimizi çok şükür havanın da onaylamasıyla birlikte,&lt;br /&gt;blogculuk hakkında yenilikler düşünüyorum... -bahara ithafen-&lt;br /&gt;yeni bir blog olabilir, tema değişikliği, header değişikliği olabilir...&lt;br /&gt;değişiklik iyidir, değişiklik candır...&lt;br /&gt;gerçi bahar, bize bahar mıdır o da farklı bir tartışma konusu olarak açılabilir...&lt;br /&gt;belki de bahar, bize kara kıştır aslında...&lt;br /&gt;çok yazasım, anlatasım var da... sanırım vaktim yok...&lt;br /&gt;gidiym ben... çalışiym.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-4705872268147774723?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/4705872268147774723/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=4705872268147774723&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4705872268147774723'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4705872268147774723'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/05/ey-gidi.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-531675556841865482</id><published>2010-05-04T00:18:00.001+03:00</published><updated>2010-05-04T00:21:51.170+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>İnanıyorum Desen; Aynı Etkiyi Yakalar Mısın Acaba?</title><content type='html'>-&lt;i&gt;burada yaklaşık bir 30 satır yazı vardı, blogger saolsun diyoruz... kaybetti yazımın yarısını. buyrun diğer yarısı...-&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;huzurlu ve yavaş bir yürüyüş yaptım eve doğru...&lt;br /&gt;bugün ne olduğunu bilmiyorum ama,&lt;br /&gt;ruhuma tazelik aşılandı bilinmeyen bir yerlerden...&lt;br /&gt;gözlerimi büyük büyük açarak, gülümsememi hiç eksik etmeyerek bitirdim günü...&lt;br /&gt;ilk defa, çatmadım kaşlarımı sonsuzluğa, burnumdan hızlı soluklar almadım yalnızken...&lt;br /&gt;sakinleştim. sanki ruhuma bir ressam tarafından ağaçlarının arasından güneş sızan, huzur yayan bir orman resmi yapılmaya başlandı.&lt;br /&gt;garip hissediyorum. neden bu kadar huzurluyum diye sorgulamaktan kaçınmadım, ama içimdeki hiçbirşey, hiçbiryer istemiyor herhangi birşeyi sorgulamak, huzurumla da sınırlı değil.&lt;br /&gt;sanırım inanıyorum. ilk defa bu kadar güçlü bir şekilde, kendime inanıyorum. yaptığım şeyleri düşündüğümde göğsümden parmak uçlarıma bir titreme dalgalanıyor... ellerimdeki titreme ilk kez bu kadar huzur verici, ilk defa.&lt;br /&gt;kendime inanmaya, inanmanın ne kadar güzel birşey olduğuna, herhangi birşeye inanmakta zorluk çeken insanların, neler kaybettiklerine bakıyorum. bugünden önceki günlerde neler kaybettiğime özellikle. o bile kaçıramıyor huzurumu. "şu saatten sonra daha fazla inanırım." diyorum kendimce, kar zarar düşüncesi bile yok aklımda...&lt;br /&gt;çay içiyorum şuanda... sıcağı o kadar güzel işliyor ki içime, beynimde giden damarların ısındığı ve dalgalandığını hissediyorum içtiğim her yudumda.&lt;br /&gt;o kadar inanıyorum ki beni lezzetli bir şekilde ısıtacağına...&lt;br /&gt;inanıyorum demek ne kadar huzur verici...&lt;br /&gt;inanıyorum, yapabilirim, yapıyorum hali hazırda...&lt;br /&gt;not: bu gece unutulanı oynasam da, hala gayet huzurluyum, bravo bana.&lt;br /&gt;kalıcı olacağını görmek çok güzel...&lt;br /&gt;yatmaya gidiyorum. bu kadar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-531675556841865482?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/531675556841865482/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=531675556841865482&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/531675556841865482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/531675556841865482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/05/inanyorum-desen-ayn-etkiyi-yakalar-msn.html' title='İnanıyorum Desen; Aynı Etkiyi Yakalar Mısın Acaba?'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-2111299675586394929</id><published>2010-04-30T21:47:00.000+03:00</published><updated>2010-04-30T21:47:48.607+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Susmaz mısın lütfen?</title><content type='html'>&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;böyle olduğunda kendimi sevmiyorum...&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;kendimden nefret ediyorum.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;benim gibi şişik egolu biri kendinden nefret ediyor!&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;haydi, daha fazla nefret etmesini sağlayalım...&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;serzeniş meraklısı, böyle olunca kendinden nefret ediyor...&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;haydi... kanat...&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;kır, dök, vur.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;bağır hatta, ya da sus...&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;susmalara doyamadan, sus...&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;kana kana sus...&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;kanata kanata, sus...&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;(eleştirmeden...) &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-2111299675586394929?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/2111299675586394929/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=2111299675586394929&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/2111299675586394929'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/2111299675586394929'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/04/susmaz-msn-lutfen.html' title='Susmaz mısın lütfen?'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-5831868465409811588</id><published>2010-04-30T10:45:00.000+03:00</published><updated>2010-04-30T10:45:02.524+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğmamış Çocuğa Mektuplar...'/><title type='text'>Doğmamış Çocuğa Mektuplar... -5</title><content type='html'>unutulduğunu sandın değil mi evlat?&lt;br /&gt;doğum heyecanını kaybettiğimi, büyümeye başladığın, sorunlarınla yüzleşmeye başladığım an seni bir kenara itip unuttuğumu...&lt;br /&gt;öyle olmadı elbet...&lt;br /&gt;sen renksin... sen, kandaki kırmızı, gök yüzündeki mavi, güneşteki sarı, çimenlerdeki yeşilsin benim için...&lt;br /&gt;oğlum... &lt;br /&gt;şu sıra baban acayip zor günler geçirmekte... her gün iğne oluyor totosunun sağ ve sol loblarından... çocukları u&lt;i&gt;yutup&lt;/i&gt;, bi ton ilaç yutup, hayata tutunmaya çalışıyor... güneş çarpıyor, güneş kremi kullanıyor, dudakları kuruyor falan... bugün de gözleri kurudu hayatında ilk defa.. sabahtan beri bulanık bulanık görmeye çalışıyor, şişe dibi gözlük sahibi misali sürekli göz kırpıyor...&lt;br /&gt;oğlum...&lt;br /&gt;sana kötü bir haberim olacak...&lt;br /&gt;sana anne arayışlarımın son noktasına, sana en iyi şekilde annelik yapacak kadına yıl dönümümüzde yüzük takamadım... söz vermiştim sana oysa, kafalicam demiştim, yeşil taşlarla zayıf noktasından vurup, kendi aramızda sözümüz sepetimiz olacak demiştim, olmadı... istemedi kadın, ciddiyet olsun, aile arası olsun dedi ve kesip attı sağ yüzük parmağımı. kendine göre haklı sebepleri var diyerek bu konuda onu haklı göstermek istiyorum. haklıdır o. ne yapsa doğru, ne söylese, ne düşünse en iyisidir.... yoksa sana anne olarak onu seçer miydim? hazmetmeye çalışıyorum, bazen çelişiyorum, bazen kafiye uydurmaya çalışıyorum, olmuyo tabi gördüğün üzre...&lt;br /&gt;oğlum...&lt;br /&gt;bunları 7-8 yaşına geldiğinde mi okuyacaksın sen? "göster oğlum amcana pipini" evresinden hemen sonra hani? amcan demişken o şuan erzurumda asker... çok heybetli... onun da bir "doğmamış çocuk" projesini cana, kana dökme projesi var ki askerliği öne aldı... fotoğraflarını gördüm, tankın üzerinde, elinde silah, ardına dağları almış... gurur duyarken bi içim burkuldu... ulan dedim yapamadık böyle bişey... insanlar nası özeniyo ve gıptayla bakıyo lan bana... aynı bakışları eşraf abime sallıyo, o da ayrı bi konu...&lt;br /&gt;oğlum...&lt;br /&gt;gün boyunca birileriyle "kalıplaşmış" bir şekilde telefonda konuşuyorum. bazen çok sıkıcı olsa da eğlenceli bir iş... üniversite öğrenci&amp;amp;mezunlarıyla çalışıyorum ve üniversite dediğinin, karaktere "sosyalleşmek" dışında bir katkısının olmadığı düşüncesindeyim...&lt;br /&gt;hayvan sevgisi konusunda sonradan görme olduğum için içimde sürekli bir aktif ev hayvanı isteği... hayvan olan bi evde doğmadığımdan, hayvanı olanları da çok kıskanıyorum ne yalan söyleyeyim... sen böyle olma diye de, doğduğunda seninle çok iyi arkadaşlıklar kuracak bir köpeğim olacak... bebekliğin bile onunla geçecek ki, sonradan öğrendiğin mükemmel bir şeyin, yokluğunu çekmeyesin...&lt;br /&gt;sana bugün kısa ve dağınık bir yazı yazabildim yavrum. işe gitmek üzereyim ve internet cafedeyim. sahibi borazan gibi bir sesle sürekli konuşmakta ve konsantremin içine etmekte... o yüzden böyle garip, hatta beni ezikleyebileceğin kadar kötü birşeyler yazdım ama istedim ki "unutulmadığını" bil...&lt;br /&gt;hayalin geceleri göğsümü terletiyor... iyi bak kendine cennetin 7. katında....&lt;br /&gt;baban..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-5831868465409811588?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/5831868465409811588/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=5831868465409811588&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/5831868465409811588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/5831868465409811588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/04/dogmams-cocuga-mektuplar-5.html' title='Doğmamış Çocuğa Mektuplar... -5'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-6882277425267248276</id><published>2010-04-29T21:40:00.000+03:00</published><updated>2010-04-29T21:40:58.926+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Kısa Kısa, Hızlı Hızlı...</title><content type='html'>Uzun zaman olmuş gibi yazmayalı, parmaklarım bulamaz tuşların yerini....&lt;br /&gt;Şartlar olgunlaştığında, 10 parmak klavye kullandığım için böbürlenir dururum...&lt;br /&gt;Gün boyunca belki 300 tane aç insanla yazışıyorum oysa...&lt;br /&gt;Yatıştırmaya çalışıyorum sinirlerini. Klavyenin teline vuruyorum tüm gücümle...&lt;br /&gt;Ve inanır mısın, bu satırları yazarken şaşırdığım kadar şaşırmıyorum tüm gün boyu...&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Özlediğim çok şey var. Herşeyden önce yaşamayı bir kenara itip yazı yazdığım günleri...&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Özlediğim çok şey var. Özlediğimi hatırladığımda bile içimin kanadığı. Yeri doldurulamayacak...&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Hayata dönersek ki büyük harf kullanmayı bırakmak gerektirir...&lt;br /&gt;toyota reklamları var, futbolcular falan... narin bir kadın "çıkarım senle her yola" der ve el kadar bebeleri o sözün birinci muhatabı olarak gösterirken iyiydi dedirtiyor...&lt;br /&gt;reklam cingılı çok güzel, ancak o şarkıyı daha profesyonel birine söyletir insan, bu kadar yumuşak bi girişten sonra insan daha keskin bir viraj bekliyor, ama arkadaşın sesi çıkmıyor...&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;arabalardan başlamışken... doblonun 2010 modelini gören var mı? ticaretin yakışıklısı gerçekten büyüdü, büyüdü, büyüdü ve çirkinleşti... daha önceden doblo görmemiş insanlar, ilk etapta 2010 model görürse verilesi tepki şu; "ergenlik çağında abisi." sonra da eski modelleri gösterilmeli.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;bugün iş yerine gelirken lise-ilkokul karışık bir etiler öğretim kurumundan çıkan sabi-sübyan, okulun önüne park edilmiş olan kırmızı damalı mini kupırına atlayarak, önce göt attırıp okuldan çıkış yapan diğer öğrencilere hava atıp, ardından tozu dumana katarak uzaklaştı. mükemmel küfürler uydurdum.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;tam küfür etme potansiyelimi kaybediyordum ki, başka bir öğrencinin kavazaki bir yarış motoruna binip kulaklarımı fabrika ayarlarına geri döndürdü. acayip küfür ettim...&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;bugün şahit olduklarımdan sonra yeni doğan ünitesinin sakinlerine türlü öneriler, volüm1: doğduktan 15 dakika sonra, sol göğsüne takılan materyal çeyrek altınsa, aynen çıktığın yere geri gir ve beni bu öneriden dolayı tebrik et...&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;ha bir deste 100 lük avrodur, külçe altındır, adına açılmış ve içine hayat sigortanı ömür boyu karşılayabilecek kadar para yatırılmış bir hesap defteridir, ya da eşyalarının gıcır gıcır olduğu bi hastane odasıdır -ki bu özel olduğuna tekabul eder- ağlamayı kes ve kahkaha at. hem ünlü olursun, telefonlarda "bebek gülmesi.waw." gibi abuk bir isimle zil tonu olursun.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;açken aç insanlarla uğraşmak o kadar tiksinç ki, abur cubur stoğu, param yoksa mutfaktan dilim ekmek falan depolayıp her daim tok tutmaya çalışacağım kendimi, yeni desturum bu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;okumayı bitirdiğiniz eser bir Serzeniş Meraklısı klasiği idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;esen kalın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-6882277425267248276?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/6882277425267248276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=6882277425267248276&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6882277425267248276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6882277425267248276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/04/ksa-ksa-hzl-hzl.html' title='Kısa Kısa, Hızlı Hızlı...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-7356425584047304588</id><published>2010-04-15T11:40:00.002+03:00</published><updated>2010-04-15T14:46:51.131+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>aşk!&lt;br /&gt;ruhunun kokusunu içime çekmek için senin tarafında yattım dün gece... sensizliğime, kokuna büründüğümü tam olarak kanıksadığım an kapadım gözlerimi.&lt;br /&gt;aşk!&lt;br /&gt;sabah uyandığımda kafamı sola doğru çevirdim, alışkanlık! sen solumdasın ya geceleri... gördüğüm şarap rengi duvarlar oldu... duvarlara haykırdım sensizliğimi sahabımın ilk ışıklarında!&lt;br /&gt;aşk!&lt;br /&gt;özledim... uyanmaya çabalarken, günün ilk sigarasını içerken, giyinirken, bana dokunurken, beni öperken seni izlemeyi, asansörü çağırıp bekleme sürecine girdiğinde bana yavru köpek bakışları atarak; "sensiz nasıl akşam ederim şimdi?" diyişlerini özledim...&lt;br /&gt;aşk!&lt;br /&gt;yüreğimin sızısı,&lt;br /&gt;içimin ılığı,&lt;br /&gt;gözümün çapağı!..&lt;br /&gt;"gözünde çapak kalmış sevgilim!" diyemediğim için bu sabah, eksik hissediyorum kendimi!&lt;br /&gt;ne kadar güzel bir kadınsın sen, aşk!&lt;br /&gt;hava bile kapadı sabahın ilk ışıkları sana değemediği için...&lt;br /&gt;biliyor musun?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-7356425584047304588?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/7356425584047304588/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=7356425584047304588&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/7356425584047304588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/7356425584047304588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/04/ask-ruhunun-kokusunu-icime-cekmek-icin.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-5906279306513646762</id><published>2010-04-15T02:03:00.000+03:00</published><updated>2010-04-15T02:03:51.185+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>herkes aşık olmaktan korkuyor...&lt;br /&gt;denetim, kontrol elden gidiyor deniliyor...&lt;br /&gt;kontrolün elden gittiği düşünülen ilişkiler, aşk değildir bana sorarsanız...&lt;br /&gt;aşk, herşeyden önce aşık olduğun insanla bütünleşmektir.&lt;br /&gt;o olmaktır, benliği en kıymetli köşelere layık bulunsun, benlik-senlik tartışmalarına son verilsin, aşık olduğu insan kendisi olsun istemleridir.&lt;br /&gt;kontrol kaybı diye birşey yoktur aşkta...&lt;br /&gt;görüyorum etrafta. aşık olduğunu sanan insanlar, şarkıları, başkalarının sözcüklerini yüreklerinde hissettiklerine inanır ve şarkı sözlerini aşık olduklarını sandıkları insanlara ithafen not düşer zamana... aşk bu mudur?&lt;br /&gt;değildir, olmamalıdır... aşk bu kadar basit olmamalıdır...&lt;br /&gt;aşk; o farklı bir odaya geçtiğinde sen geçemiyorsan, vicdan azabıyla karışık hasretlere tutulmaktır...&lt;br /&gt;aşk; acıyla özlemenin tadının güzelliğini kavramaktır... bazen, sırf özleyebilmek, o tadı tekrar hücrelerinde hissedebilmek için duşta daha çok vakit geçirmektir.&lt;br /&gt;aşkı herkes bilmez... bilmesin de zaten...&lt;br /&gt;aşk; her gün erimek, erimiş benliğinle tekrar tekrar ve bıkmadan, usanmadan onun şeklini almaktır...&lt;br /&gt;kısa sürede benzer tepkiler vermektir olaylara...&lt;br /&gt;alerjin, astımın olmamasına rağmen alerjenlerle karşılaştığında hapşırman, heyecanlandığın zaman nefes alıp vermekte zorlanmaktır...&lt;br /&gt;aşkı az çok çözümlemiş ya da tadına varabilmiş insanlar, bir kez daha bulamadıkları taktirde benliklerini unutturacak maddelerle ömürlerini geçirmeyi uygun buluyorlar. alkol, uyuşturucu...&lt;br /&gt;kontrolü kaybetmek... aslında değil. aşk, yaptığımızda inanılmaz işler başardığımız duygularımızla hareket etme yetisini bize sunar. bakış açımız genişler, kendimizi daha kuvvetli hissederiz...&lt;br /&gt;aşk yokken acılara tutunarak, acıları çıkarıp çıkarıp, canımıza batırarak ayakta dururken, aşk hayatımızdaki "renklendirme" işlemine başladığı andan itibaren renklerimizin farkına varır ve mutluluğumuzu, iç huzur ve güvende olma hissimizi ön plana çıkararak başlarız dik durma eylemine...&lt;br /&gt;ha, bir gün gelir, aşk küser ve renklerini de alır gider... aslında gitmez, gider, ama renkleri kalır hayatımızda. "güzel anı" diye tabir ettiğimiz şey, kalıcı olabilmiş olan tüm renklerdir...&lt;br /&gt;bugün, renklerime tutunuyorum... onlar, pasteller. cıvıl cıvıl değiller, evet... oturmuş kaçmayan renkler...&lt;br /&gt;ben pastelimdir zaten. beğenmediğim ama şükrettirecek kadar iyi bir çocukluk geçirmişimdir. yönlendirmek adına hayatımda çoğu zaman hiç kimsem olmamıştır. önceleri içimde bir bölümümü hep bir iki sene ileride tutmaya çabalamışımdır, yönlendirebilsin diye... sonra baskın çıkmıştır o, alıp götürmüştür çocuk yanımı...&lt;br /&gt;hep kendime bağlıyorum konuları. genellemeleri sevmiyorum, insanları ele almayı, elde tutmayı...&lt;br /&gt;bir günlüğüne çocukluğuma dönüp, o küçük ve şişman ve bembeyaz tenli çocuğun elinden tutup, hayatımda şimdilerde var olan renkleri göstermek isterdim. bunalımlarını, sıkıntılarını ve hatta kıskançlıklarını daha bi sever, onlara daha bi sıkı tutunurdu dönemsel olarak...&lt;br /&gt;gerçi o zaman da abartır, daha büyük acılar çekerdim ben... kendimden biliyorum...&lt;br /&gt;insanın acılarla şekil alması ne garip... uyuşmayacağın kabak gibi belli olan bir ilişkide dahi belli bir dönem can sıkıp, acı çekiyorsun ve bingo! artık mükemmel çiftsin.&lt;br /&gt;ama birşey itiraf etmeliyim... aşk, acı çektiğinin bile farkına vardırmayacak kadar mutlu ediyor bir dokunuşuyla, bir bakışıyla...&lt;br /&gt;çok sonralarında, aynaya bakıp "neredeydin, neredesin?" dediğinde kendine değiştiğinin farkına varıyorsun önce. sonra nedenini araştırıyorsun, "nasıl oldu?" diyorsun.. bu bana özel birşey değil. herkes çeker. herkes yaşar bu acısal dönemi. sıkılgan insanlar yaşamaz, kaçar sadece... aşk ilk kez karşına çıkıyorsa, daha bir hırsla, daha bir hevesle sarılıyorsun... kemiklerini kıracak kadar sarılıyorsun. etine işlesin istiyorsun eti...&lt;br /&gt;git diyor, gitmiyorsun. gel dediğinde deparlar eşliğinde...&lt;br /&gt;birşey yapıyor, gitmen, bitmen gerek. gurur, şu, bu!&lt;br /&gt;gidemiyorsun biliyor musun? çabaların hiç umrunda olmuyor, aşkı kaybetmek ağır basıyor ilk adımı atıcak cesareti gösterememende...&lt;br /&gt;ben bugün renklerime sarılıp uyuyacağım... onlar pastel. ağır top. oturmuş karakter. oturmuş davranış biçimleri. oturmuş alışkanlıklar...&lt;br /&gt;aşk; cümle kurmaktır.&lt;br /&gt;başkalarının cümlelerini, şarkı sözlerini kullanmak ise aşık olmadığını bile bile lades...&lt;br /&gt;aşk insana garip bir değer katıyor...&lt;br /&gt;garipleşiyorsun...&lt;br /&gt;aşk; boyların uyuşmasa bile, dans etmek için uygun bir çift olamasan bile, ömür boyu birlikte tango yapabilmektir...&lt;br /&gt;aşk... ne çok şey söyleyebilirim hakkında!&lt;br /&gt;aşk! sensiz çok yalnızım bu evde...&lt;br /&gt;aşk! yarın akşamı sürüne sürüne ve bundan hastalıklı bir keyif ala ala getirdiğimde, lütfen sen de gelmiş ol...&lt;br /&gt;lütfen, ayrı düşme benden... lütfen, bu yatak çok büyük yalnızken!&lt;br /&gt;aşk hakkında son söz... kontrolü kaybetmek değil, hayatının kontrolünü ele almaktır aşk. hayatını avuçlarında tutabilmektir. avuçlarının içi terlese de, şikayet etmemektir aşk'tan, aşk'a...,&lt;br /&gt;acayip bir halet-i ruhiye kapladı beni... özledim seni be kadın... yalnız uyanmaktan tiksindiğim için seni yaşamaya başladığımdan beri, uyumalara çekinir, geciktirdikçe geciktiririm uyuma eylemini...&lt;br /&gt;uykusuz kaldığım için çirkinleşirim, birkaç gün daha göremezsem seni...&lt;br /&gt;ama sen geldiğinde boyarsın gözümün altındaki halkaları...&lt;br /&gt;gel... daha şimdiden halkalarım oluştu, gel!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-5906279306513646762?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/5906279306513646762/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=5906279306513646762&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/5906279306513646762'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/5906279306513646762'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/04/herkes-ask-olmaktan-korkuyor.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-2371254986738198234</id><published>2010-04-11T11:34:00.000+03:00</published><updated>2010-04-11T11:34:31.460+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>bu sabah sevgilim bir önceki yazdıklarımdan utanmamı sağladı ve tüm gücüyle bana sarılarak, yanıldığımı gösterdi...&lt;br /&gt;mutlu bir utanç, mutlu bir yanılgı...&lt;br /&gt;doğru kadına aşık oldum düşüncesi perçinleniyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-2371254986738198234?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/2371254986738198234/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=2371254986738198234&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/2371254986738198234'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/2371254986738198234'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/04/bu-sabah-sevgilim-bir-onceki.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-4627891716739664011</id><published>2010-04-11T03:17:00.001+03:00</published><updated>2010-04-11T03:31:18.528+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>o yine uyuyor...&lt;br /&gt;ben yine ayaktayım...&lt;br /&gt;tartışırken dolaptaki son biralarımızı içtik. o alkol aldığında tartışırken susmak yerine konuşabiliyor. bende pek birşey değiştiği söylenemez. ben her koşulda konuşabiliyorum...&lt;br /&gt;bugün yine tartıştık...&lt;br /&gt;onun hiçbir sorunu yok aslında. ben sorun çıkarıyorum... benim değişim isteklerim, onun rahatsız olduğu şeylere dönüşüyor...&lt;br /&gt;ben sorun çıkarmadıkça, o ilişkimiz üzerine pekte düşünmüyor...&lt;br /&gt;çok meşgul tabii... alpay ne ister, alpay böyle olmasından memnun mu? böyle sorular zaman alır, sorma!&lt;br /&gt;alpay çok şey istemez aslında... yirmibir yaşındadır, yani ondan sekiz yaş küçüktür. yaşının getirisi olan şeyleri yaşamak ister... daha çok heyecan ister... daha aktif bi cinsel hayat ister... ister durur... alpay çocuk çünkü, istediği olmayınca da ağlar...&lt;br /&gt;bittikten sonra cesaretini toparlayıp bir değerlendirme yaparsın. dersin ki; "şurda şunu yapmamalıymışım." "aaa evet, burda böyle birşeyle karşılaştım ama, bak üç gün sonra yazdığıyla uyuşmuyor, yalan söylemiş!" falan gibi...&lt;br /&gt;ders alırsın, dersler çıkarırsın...&lt;br /&gt;istemiyorum bir kayıp sonrasında oturup hesap kitap peşine düşmeyi... ben içerisindeyken yapayım hesabımı kitabımı, evdeki hesap, karşımdaki insanın çarşısına uymazsa can sağlığı...&lt;br /&gt;ona göre geri dönüş olmazmış. bir arkadaşı var, önceden deli gibi aşıkmış çocuk ona. sonra olamayacağını açıklamış, adam aşkından vazgeçip arkadaşlığa devam etmiş! böyle birşey olabileceğine ihtimal vermiyorum. onaylamıyorum da o elemanla görüşmesini, bir de en iyi arkadaşlardan biri seçilmesini o adamın. bana ters geliyor... ben çocukken hoşlandığım kızlara yazardım ama boşa çıkardı genelde. örnek verdim. benim çıkma tekliflerime "arkadaş kalalım" cevabı verildiğinde bi umut en iyi arkadaş olmaya çalışırdım dedim. belki nası biri olduğumu görünce sever falan diyerek...&lt;br /&gt;sen on yaşındaki gibi düşünebiliyorsun ama engin gibi -elemanın adı engin- 30 yaşla olaya bi bakış getiremiyosun dedi... iyi güzel...&lt;br /&gt;benim huzursuz olduğum, rahatsız olduğum, ya da şeklini değiştirmek istediğim şeyler var. her insanın, her ilişkisinde bulunur bu istekleri. benim gibi düşündüğünü haznesinde bekletemeyen ortaya saçar, başkası içten içe kaybetme korkusuyla karışık gizler düşündüğünü... ne var ne yok döktüm ortaya... her zamanki gibi "benim sana verebileceğim bu" dedi ve sıyrıldı olayın içinden...&lt;br /&gt;bir önceki örnekte, geriye dönük düşünmenin gerçekleşebileceğinden bahsedip, ileriki zamanlardaki bakış açını kestiremeyeceğinden dem vurarak beni küçümseyen kadın, bir sonraki konuda beni yirmisekiz yaşındaymışçasına düşünmeye davet ediyor, düşündüklerimi yanlış buluyor, benim böyle yapmamı ilişkimizin gidişatını bozmak olarak görüyor... eyvallah.&lt;br /&gt;peki arkadaşıyla ilişkisinin devamlılığını sağlarken yaptığı savunmayı, benimle olan ilişkisine neden yansıtmaz?&lt;br /&gt;neden dönüp yirmibir yaşındaki isteklerine bakmaz ve onun yirmibir yaşında dilediği şeylerle benzer özellikler taşıdığını görmez?&lt;br /&gt;ondan çok şey istediğimi biliyorum... gerçekten, bunun farkındayım. benim gibi, genç, hatta ergen bir insan gibi davranmasını istiyorum. yapamaz, çabalayacak takati yok, vakti yok, imkanı yok, o yirmisekiz yaşında...&lt;br /&gt;bugün şunu anladım ki; bir ilişkide, bir düzen oturduktan sonra herhangi birşey istiyorsanız, o yalan.&lt;br /&gt;sevgini arttır, güzel. kazancını arttır, güzel. ilgini arttır, romantikliğini arttır, anlayışını arttır, ev işlerine yardımı arttır... mükemmelsin alpay!&lt;br /&gt;ama istek ve beklentilerini arttırma. çünkü o sürekli düşegelen bir tablo!&lt;br /&gt;anladım; gerçekten, idrak ettim... üşengeçlik, yorgunluk ya da bıkkınlık, ne dersen de buna... erkek arkadaşının huzurla uyumasına ön ayak olmayan bir insanın değişmek için sarfedebileceği bir enerji birimi yoktur!&lt;br /&gt;değişemem, bu saatten sonra değişilmez, geri dönüşü yok, ileriye doğru atılan bir adımı geri alamazsın... eğer bir gün geldiğin noktada geride bıraktığın şeyleri arzulayan bir sevgilin olursa, sarf edeceğin kalıplar tam olarak bunlar, iyi öğren!&lt;br /&gt;ilk defa ailemi biriyle tanıştırdım... ilk defa biriyle ciddi anlamda evlenmek istiyor, buna göre hareket ediyorum. ilk defa biriyle kendi aramda söz yüzüğü takmak istedim, ilk defa aşık oldum, ilk defa bir kadının nefes alıp verişimdeki düzende payı olduğunu düşünüyorum, ilk defa bir kadını bu kadar arzuluyorum... ilkler saymakla bitmez...&lt;br /&gt;ama o yirmisekiz yaşında ve çoğu şeyden nasibini almış, hevesini, heyecanını kurutmuş... ve benim için çok önemli sayılabilecek şeyleri, tecrübeyle sabitlemişken bile bana göre olması gerektiği gibi davranmıyor...&lt;br /&gt;geçen ay onbirinci ayımızı kutladık. hediye olarak güzel bi babet aldım, pembe... çok hoşuma gitti alırken, havalara uçtum nasıl sevinecek şimdi diyerek... bir ay oldu neredeyse, yıl dönümümüze giriyoruz ama bir gün olsun giymedi! neden? o milyonlarca hediye aldı şimdiye kadar, milyonlarca hediye verdi... onun için çok sıradan birşey çünkü!&lt;br /&gt;doğum günüm olduğu gün, yaklaşık altı saate yakın ağladım. sebebini siktiret, şimdi anlatmak istemiyorum... neden, çünkü o yirmisekiz yaşında ve artık bazı şeyler, onun için çok sıradan!&lt;br /&gt;araba almayı çok istiyordu, ailesi de iki saatlik falan bi mesafede oturmakta... benim bi ara, çok kısa bi ara böyle bi isteğim olmuştu, sonra unuttum gitti. o yıllardır hayalini kuruyormuş... oturdum, planlar yaptım en ince ayrıntısına kadar... zar zor ikna ettim, oturduk hesap kitap yaptık, araba baktık falan... ertesi gün vazgeçti... neden arabası olsun ki?! neden böyle bir heyecan taşısın ki! altı ay sonra alınmasına karar verildi. para biriktireceğiz, şu olacak, bu olacak... alpayın hayalleri hiç önemli değil, daha küçük, büyür, unutur... büyüyünce geçer!&lt;br /&gt;bunları yazma sebebimi bilmiyorum, ne yazdım bilmiyorum... gayet kıvamında votka, üç-dörtte bira içtim. gecenin ikisinde dışarıya çıkıp, açık tekel aradım... kafam güzel! kafam mı güsel benim diye bir etiket vardır blogda... içtiğimiz zamanlar birlikte yazardık ilk zamanlar... ilk zamanlar "güsel"di... bana karşı daha temkinliydi ama güzeldi... duvarlarına daha az çarpıyordum belki...&lt;br /&gt;artık eleştirmek yok. artık birşeylerden rahatsız olmak yok. artık isteklerini yok saymak var...&lt;br /&gt;tüm serzenişlerini elinden alıyorum alpay! buraya kadar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-4627891716739664011?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/4627891716739664011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=4627891716739664011&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4627891716739664011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4627891716739664011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/04/o-yine-uyuyor.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-3200195799869279284</id><published>2010-04-05T16:42:00.000+03:00</published><updated>2010-04-05T16:42:11.129+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>sıkıldım böyle olmasından...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sıkıldım!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-3200195799869279284?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/3200195799869279284/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=3200195799869279284&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3200195799869279284'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3200195799869279284'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/04/skldm-boyle-olmasndan.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-5856317372420424829</id><published>2010-04-02T15:56:00.002+03:00</published><updated>2010-04-02T15:56:36.440+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>allah insanı, uykusu varken açlıkla sınamasın arkadaş...&lt;br /&gt;solo açlık dediğin hiçbişey,&lt;br /&gt;uykulu açlık, kıvranmalar eşliğinde iniltiler...&lt;br /&gt;acıktım ve yemek saatime hala 4 dk var...&lt;br /&gt;pof... shit :P&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-5856317372420424829?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/5856317372420424829/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=5856317372420424829&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/5856317372420424829'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/5856317372420424829'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/04/allah-insan-uykusu-varken-aclkla.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-7396318746808366826</id><published>2010-03-30T11:50:00.000+03:00</published><updated>2010-03-30T11:50:34.310+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Her Gün Bir Yeni Apaçi</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;eveet. bugün blogu uzun süredir yapmadığım gibi tamamen kişisel olarak kullanma kararı verdim ve sizlerle engin bilgiler paylaşmak adına yazmaya başladım...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;herşeyden önce ilk 200 üyesinin arasında yer aldığım ve herşeyiyle beni çok eğlendiren bir facebook grubundan bahsetmek isterim...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;grubun adı &lt;a href="http://www.facebook.com/hergunbiryeniapaci"&gt;her gün bir yeni apaçi&lt;/a&gt;&amp;nbsp;(ismin üzerine tıklarsanız sayfayı görebilirsiniz.)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;bu sayfada çok hoş video ve resim paylaşımları yapılmaktadır... ankara krevler, yaralı staylalar, suad gökerler, hepsi bu sayfanın içerisinde... bu söylediklerin de nedir derseniz, size mini bir açıklama da yapacağımdır...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;ismail yk gibi tiplemelerden sonra halkın dışlanmış kesiminde yeni bir müzik tarzı akımı oluştu. bu tarzı olagelen tarzlarla örneklemek gerekirse buna arabesk-rap-club karışımı müzik dememiz yanlış olmayacaktır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;aslına bakarsanız; ben hiçbir canlı türünü ezikleme, farklı göründüğü için dışlama ve hatta kınama yanlısı bir birey değilim. ya da değildim bilemiyorum...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;bu kısmı bilenlere anlatıyorum.&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;istanbul-kağıthane-çağlayan da büyüdüm. 10 yaşıma kadar nezih bir mahalleydi çağlayan. 10 dakikalık mesafeye gitmek, belki yarım saatten fazla sürerdi çünkü neredeyse yolda gördüğünüz her insanı tanır, selamlaşır, ayak üstü sohbetlere gark olurdunuz. benim mahallem böyle bir yerdi. kavgası gürültüsü az, memleket ayrımı yapmayan insanlardan oluşurdu... en fazlası, karadenizli genç elemanlar kendi aralarındaki "senin memleketin kaka, benimki cici" muhabbetleri yüzünden -mesela rizeli ve trabzonlu- birbirine girerdi. beş dakika... mahalle büyükleri ayırır, kulaklarını çekerdi falan...&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;sonra, çağlayan mahallesinde dikilen yeni binalardaki boş dükkanların hepsi, çok kısa sürede konfeksiyon atölyesine dönüştü. gelişen ve büyüyen ekonomiye ayak uyduran ve bunu kaçırılmayacak bir fırsat olarak gören küçüklü büyüklü her çağlayan esnafı, diğer mahalle-semtlerden gelenler yetmezmişçesine kendi dükkanlarını başkalarına satmaya ya da konfeksiyona çevirmeye başladılar. -babam bile düşündü, inanabiliyor musun? benim babam ya... risk almaz, riske girmez. minimumu ver, ömür boyu gık demesin... elini taşın altına koymaz, benim babam. o bile konfeksiyon açma planlarına gark olmuştu muhasebecisiyle...-&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;peki bahsettiğim bu başkalaşma, tam olarak nasıl gelişti?&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;o zamanların bozuk semtleri -gazi mahallesidir, nurtepedir gibi- semtlerden ve güney doğu şehirlerinden günde 3-5 aile çağlayana taşınmaya başladı. tam açıklaması bu. o zamanın muhtarı babamın arkadaşıydı da, bu "doğulu" akımından o zaman rahatsızdı adam, biz onu kınamaktaydık niye ayrım yaptığına dair, çok ileri görüşlüymüş...&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;ps: burada yapılan memleketle ya da mahalleyle kişiliği yok sayarak kötüleme değildir. genellemenin ne demek olduğunu hepimiz öğrendik.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;niye böyle düşünüyorsun pek sevgili serzeniş meraklısı, sen böyle bir insan mıydın? kendini bize yanlış mı tanıttın? dersen...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;"benim çocukluğum doğulu çocuklarla kavga etmekle, onların attığı taşların kafamda açtıkları yarıkları diktirmekle ya da babaannemin koluna girip kırıkçı çıkıkçıya gidip koluma bacağıma yumurtalı, kalıp sabunlu ve zeytinli zamazingodan sürdürmekle geçti" &lt;/i&gt;derim sana hiç çekinmeden...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;son 10 yılın toplamında polise atılan taşın %10 kadarını çocukluğumda doğulu çocuklardan yedim ben farklı uzuvlarıma... istatistiki veriler şöyle;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;4 kafa yarılması&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;7 sağ kol incinmesi&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;4 sol kol incinmesi&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;2 sağ kol kırılması&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;1 sol kol kırılması&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;4 sağ bacak incinmesi&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;6 sol bacak incinmesi&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;evet. şimdi bana hak vermekten öte, &lt;i&gt;"oha"&lt;/i&gt; dediğini duyar gibiyim... bunun yanında benim annem gibi inançları doğrultusunda çarşafa bürünen bir kadına atılan onlarca laf, -bunlar yüzünden edilen onca kavga-, -eskiden- kız arkadaşlarımı mahalleye sokmaktan çekinmek, bakkala giderken bile muhtemel bir pusudur, kumpastır, bunun gibi şeylere karşı bir &lt;i&gt;"tetikte"&lt;/i&gt; olma durumu...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;bir erkek çocuğun ailesinin evde olduğu için değil, mahallenin diğer sözde "sakin"leri yüzünden evine kız arkadaşını getirememesi, ne vahim durumdur bir ben bilirim... :))) -eskidendi, tekrar söylemekte fayda görüyorum...-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;bilirsiniz, bir de bunların yanında çağlayan meydanı miting alanı, olaylı kadıköy mitinginden beri... her 1 mayısta ya da apo ve pkk destekleme mitinginde &lt;i&gt;"ulan bi arbede çıksa, polis bunları dağıtmaya çalışsa, direk evimizin içindeler"&lt;/i&gt; diyerek kelle koltukta dışarıya bile çıkmamak...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;bilenlere anlattım.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;neyse, niye bu kadar detaya girdim ve böyle ciddi konular anlattım bilmiyorum. yazma süresi uzadıkça ben kendimi daha iyi hissediyorum, böyle freş freş oluyorum yeminlen...&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/hergunbiryeniapaci"&gt;her gün bir yeni apaçi&lt;/a&gt;&amp;nbsp;güzel grup, cici grup, takip edin onu... :)&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;şimdi sen gidip oradaki resim-videolara bakacak ve benim gibi bir insanın bile, böyle müzikler ve tipler karşısında kayıtsız kalamayacağına karar vereceksin :)&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;başka birşeyden de bahsetmedik ha... her gün bir yeni apaçi dedik kaldık...&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;tanıtım gibi oldu lan... gidip reklam ücreti talep edeyim ben... ama hayrına bile yapabilirim, çünkü çok eğlenceli, özellikle yorum kısımları... :)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;$€rZ€Ni$ StaYLaaaa! :D:D:D&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-7396318746808366826?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/7396318746808366826/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=7396318746808366826&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/7396318746808366826'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/7396318746808366826'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/03/her-gun-bir-yeni-apaci.html' title='Her Gün Bir Yeni Apaçi'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-283105705989674068</id><published>2010-03-26T14:20:00.002+02:00</published><updated>2010-03-26T14:27:32.921+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Cümlelerimi Şaraba Yatırdım, Baharatla Marine Ettim...</title><content type='html'>her şeyi sustur yazacağın zaman..&lt;br /&gt;toplaman gereken odan bağırmaktan vazgeçsin. bulaşıklar makineye girmeyi beklemek için, tek sıra düzenine bürünsün... camı kapat mesela, dışarıdaki yol çalışması zihnine tecavüz etmesin...&lt;br /&gt;müzik.. müzik olabilir...&lt;br /&gt;kola? şarap? kahve? rakı? çay? bira? ne varsa doldur kir tutmuş tezgahının arkasında uyuklayan hancı! silkelen iki, kendine gel ve bu dünyaya gelme amacının, sadece "içki"ye susamış insanların susuzluklarını gidermek olduğunu unutma...&lt;br /&gt;maillerini sustur. iş başvurularını, cep telefonunu... zaman durmalı, zaman dursun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;bir gün, hiçliğe küfrederken bir arkadaşımın kişisel iletisinde bir site adresi gördüm. sonra arkadaşımla sohbete tutuştum, nedir, ne değildir diyerek...&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;topluluk blogu! yazar mısın? dedi. evet, yazarım, siz? demek geçti aklımdan ama "oluuur tabii" gibi yavşak bi cevap yazdım... o sıralar pek derdim tasam yok hayatın hiçbir alanında. vega'nın serzenişte'si çalıyor sürekli, her yerde... ben severim vega'yı, serzenişte olmaya gerek yoktur dinlemem için ya da anlamsız sabahlar yaşayıp da "bu sabahların bir anlamı olmalı" diye sitem etmeye... dinliyorum... msn iletimde S-e-R-Z-e-N-i-Ş-T-e gibi bir şeyler yazıyor, tam olarak hatırlamıyorum o zaman nasıl yazdığımı...&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;kabul ettikten sonra sitede yazmayı, "nickin ne olacak?" dedi arkadaş... düşündüm, önce AAK olsun istedim... -isim soy isim kısaltması kendileri- arkadaşım bu küfür gibi olur, yani olmaz dedi. hafif muhafazakarlar tabi, normal... dur dedim düşüneyim biraz. alpay yapsam, olmaz diye düşünüyorum çünkü kimse gerçek adını kullanmamış, herkes gerçek kimliğini saklıyor ki ne kadar duygusal ya da ne kadar sinirli olduğunu kimsecikler anlamasın. ayak uydurayım dedim...&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;-Lucky... yok ya ben şanslı değilim ki, hem bu ne böyle oyun nicki gibi...&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;-luckw1ck3d... haha, bu da çok çocukça be! -yaş 18-19, çok büyüğüm!&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;-pek yaratıcı olduğum söylenemez, söyleyene de yalan söylediği için çok kızarım...&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;-excessivelylover... -ölümüne aşık demek kendileri- bunu aldın, mail yaptın, mailini birilerine verirken üç-beş kez tekrarlamak zorunda kalıyosun, yok, ı ıh... bu da olmadı...&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;***&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;sonra kendime nick bulmayı bi kenara bırakıp, sağa sola bakınırken msn iletim gözüme çarptı. "serzenişte!"&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;dedim ki; ben ki her şeye kafayı takan, üstün kuruntulu, her olaya fikir yürüten ve çoğu olaydan kıl kapan biri olarak, "Serzeniş Meraklısı" olmalıyım...&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;arkadaşımla tekrar iletişim kurdum, dedim ki patlat ordan Serzeniş Meraklısı adında bi kullanıcı!&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;***&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;giriş tadındaki bu hikayeyi neden anlattığıma gelince...&lt;br /&gt;yazdıklarıma ve yazmayı düşündüğüm, gün içinde aklımdan geçen cümlelere baktığımda takma ad olarak kendime yanlış bir şey seçmişim... Serzeniş&amp;nbsp;Meraklısı... evet gösterişli, evet değişik, evet sükseli ve hatta seksi, evet... ama ben bu değilim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;serzenişe meraklı bi insanın yazma isteği, canını sıkan olaylar karşısında gelişir...&lt;br /&gt;mesela ben serzenişe meraklı bi insan olsaydım şuanda size aksini iddia etmeye çalışmaktansa sabah metrodan inerken inenlere öncelik tanımayıp içeriye dalmaya çalışan adama sinir olup omuz attığımı ve geri püskürttüğümü, akabinde de "ibnesin olm sen!" bakışı atarak olası bi hareketliliği engellediğimi yazardım. ama hayır, yazmıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;serzenişe meraklı bi insanın canı birileri tarafından acıtılınca, açar ağzını, yumar gözünü...&lt;br /&gt;serzenişe meraklı bi insan olsaydım yazdıklarımın rengi çok değişirdi, aşkı, sevgiyi, ne bileyim envai çeşit güzel duyguyu değil de, kanadığım noktaları yazardım ki yazmıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir çelişmedir gidiyor bendeki... bu sıralar çok düşünüyorum üzerine, ben nasıl bir insanım? neden böyleyim? neler yaşadım da, hangilerinin son şeklimi almamda katkıları oldu? yaptıklarım doğru mu? doğru adımlar atıyor muyum? bir sonraki adımımı hali hazırda iki kere düşünürken, artık beş, on hatta onbeş kez düşünüyorum... serzeniş meraklısı dedim diye kendime, serzenebileceğim olayların yaratıcısı olmak istemiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimi "serzenmek" konusunda beslemekten vazgeçeli çok oldu... serzenebileceğim şeyler yaşamaktan, oturup iç hesaplaşma yaşamak istediğimde duyduğum tek şeyin "serzeniş" olmasından sıkılalı çok oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boş boş bakıyorum etrafa... sinirli bakan gözler, sinirli bakan gözlere eşlik eden çatık kaşlar... insanlar sağa sola kaçışıyo sanki ben yürürken, kimseden müsade istemiyorum, kimsenin sağından ya da solundan geçmek zorunda kalmıyorum. herkes kaçışıyor! ben düşünürken asabi olurum... asabi olmam da, öyle gözükürüm. cüsse itibarı ile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşünüyorum. yapılması gerekeni yaptığım için burada hava atacak değilim. ama galiba bunun da bokunu çıkartıp, biraz fazla düşünüyorum. fazlaca vakit harcadığım şeyler, değerli gözüksün, kıymetlisi olsun insanların, onlara saygı duysunlar istiyorum. ı ıh... o da olmuyor ve ben yine düşünüyorum... düşünmeye itilmiyorum, dikkatinizi çekerim... benim yapım böyle. kaçak yaşayamıyorum, kaçamıyorum düşünmekten, düşünmekten ve düşündüğün üzerine konuşmaktan kaçarak yaşamanın, insani yapıya aykırı olduğunu düşünüyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;serzeniş meraklısı, yanlış bir nick seçimi dedim ya... doğrulamaya çalışıyorum ya... hangisi olduğuma karar vermek için durdum bi an... aslında ben olumsuz olan bi çok şeyi içinde yaşayıp, içinde sonlandıran bi insanım. gün içerisinde aklıma yüzlerce şey takılır ve ben düşünmeye başlarım. genelde başım ağrıyor. iki saatlik baş ağrısı ardından normale dönüyorum ve başka bişey aklıma takılıyor... detaylar, detaylar! detaycı olmak sıkıcı. gerçekten...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;acaba diyorum, hayatıma kimse girmemiş olsaydı, bu zamana kadar yalnız olsaydım, arkadaşım da olmasaydı... ama bu durum psikolojik sorunlara neden olacak bi durum da olmasaydı... nasıl bi adam olurdum ben... gerçi öyle çok kötü şeyler yaşamış bi insan da değilim neticede... en büyüğü annemin beni doğurup hayatı yaşamam için imkanlar yaratmaya çalışması. gerisi teferruat sayılabilir...&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belki buradan sonrası için kola yerine biraz şarap...&lt;br /&gt;bana karşı tahammülsüz olan insanları hiç anlayamadım. herkesi kendi gibi görmeyen, kendini farklı bi yere koyan bi insanevladı değilim. zoruma gidecek şeylerle sınamıyorum başkalarını. mesela hiç kimseyi aldatmadım ben. kanlı bıçaklı olduğum durumlarda bile aldatmadım. en fazla geri kalan hayatı için iyi dilek zırvaları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çocuk gibiyim çoğu zaman. yaptığım şeyin ardından karşımdaki insanın olası davranışları hakkında düşünürüm ben... yaparım bunu. bi güzellik yapıyorsam ya da yapmayı düşünüyorsam "off ne mutlu olucak, havalara uçucak görünce/öğrenince!" derim, uçmazsa ben yerin dibine girerim, yüzüm asılmaz diyemiyorum, asılır. çocuk gibiyim dedim ya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir hata yapmışımdır ve özür diliyorumdur mesela... özür dilemem gerektiğine karar verdiğim anda dileyeceğim özrün şeklini değil, özür dilenecek olanın tavrını, özür dilediğim zaman hissedeceklerini düşünürüm... düşündüğümün aksine bir şeyler olursa şayet, canım sıkılır, tadım kaçar. özür dileyebiliyor olmak tadımı tuzumu yerime getirir oysa her seferinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben bu zamana kadar kimin hayatında yer aldıysam adım mutluluk oldu... iki gün önce iş yerimden istifa ettim, sadece çay molalarında sağdan soldan konuştuğumuz bi arkadaşım vardı, hatıra kalsın, onu unutmayayım, arada bir hafta sonları içmeye gidelim falan diye bana bi zippo hediye etti mesela... benden vazgeçilmesi alışa geldiğim bir durum değil... önemsiz konular yüzünden silinmek, yok sayılmak... bunlar bana ait değiller...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;okumuyorum yazdıklarımı. aklıma ne geldiyse yazdım, saçmadır çoğu size göre, anlayamazsınız. gerçi ben de anlayamam belki dönüp tekrar okumaya niyetlenirsem...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben serzenişe meraklı bi insan evladı değilim, olamadım... o kadar kötü yaşanmışlığım yok. o kadar berbat bir geçmişim yok... sıyrılamadığım hiç birşey yok hayatımda... beni değiştiren, duvarlar örmemi gerektirecek, duygularımı saklamama neden olacak şeyler de yaşamadım. yaşadıysam da bildim ki; hiç birşey bir sonrakinin suçu değil...&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;iki-üç ay arkadaşlık ettiğim bi elemanı bi akşam evimize davet ettim, &amp;nbsp;o sıralar evinde bilgisayar olan nadir kitlelerden biriyim. gel dedim, oyun oynarız, film izleriz... ertesi gün öğleden sonra kalktı evine gitti, gece takıldık falan...&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;telefonumu çalmış bu... arıyorum, hiçbiyerde yok telefon... en son çare anneme söyledim, yardım etsin diye, o da babama haliyle, haberi olsun diye... babam işi gücü bıraktı, geldi eve bissürü dövdü beni, "satıp parasını yedin di mi?" diyerek... "yok" diyorum, "niye satiym, niye parasını yiyim?" çok küçüğüm... neyse atik olmayan bünyeye "ha gayret" diyerek kendimi dışarıya attım... daha ayakkabılarımın topuğuna basmaya başladığım an biliyordum ki akşam olduğunda eve telefonumu bulmadan dönersem, o yeşil hortum yine sırtımda şaklayacak...&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;hiç aklımın ucundan geçmiyo arkadaşımın böyle bişey yapabileceği, herkesi kendim gibi sanıyorum... çıktım, o akşam bizde kalan arkadaşım fatihin yanına gittim... fatih diyorum, telefonum kayboldu, evden ağzıma sıçtılar... fatihte tık yok, ık mık edip duruyo... neyse, misafirliğe gitcez biz diyip beni evden kapıdışarı etti tabiri caizse. mahallenin caddesinde turlarken bi taraftan da telefoncuların vitrinine bakıyorum, belki diyorum aynı telefondan bi türlü sağdan soldan bulup alırım, akşam da arkadaşımda cebimden düşmüş derim falan... telefon 3310, bulmak kolay. ama üzerinde böyle oyuncak gibi spor arabaların falan olduğu açık mavi bi kapağı vardı, teyzem hediye etmişti. onu bulmak acayip zor... nerde görsem tanırım tarzı bi kapaktı yani, eşini benzerini görmemiştim başka bi yerde... neyse, caddede yürür ve telefoncuların vitrinlerine bakar iken aha! bi baktım benim telefon, vitrinde!&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;girdim içeriye, selamınaleyküm aleykümselam... müdür dedim, na bu telefon benim, size nerden ve nasıl ulaştı, kim sattı aha bunu?! adam da bizim oranın en kıl telefoncusu. yok dedi napıcaksın, kimin sattığını söyleyemem falan... koşa koşa babamın yanına gittim, durumu anlattım. birlikte gittik telefoncuya, gösterdim mevzuyu, adam tarif etti satanın kim olduğunu... ben dedim ki aha bu fatih! fatihte standart tip değil, kızıla dönük turuncu kıvırcık saçlar, mavi gözler, çilli yüz... -telefoncu benim kadar başarılı bi anlatım yapamadı tabii!-&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;telefoncuya bu telefonun çalıntı olduğunu falan anlattık, geri istedik. adam vermedi. polise gittik, dilekçe yazdık, aldık yanımıza da iki tane polis... telefonu geri aldık, sonra ben aradım fatihi...&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;dedim "olm, bisikletini kap gel bizim dükkana, ben de lastikleri şişiriyorum şimdi, bi taksim yapalım..." -karşı konulamaz teklif...- neyse bu kefal kalktı geldi bisikletiyle, babamla bekliyoruz dükkanda... arkadaşı babam beysbol sopasıyla dövmüştü, o sıralar keyfi böyle aletler yapardık babamla... sonra da karakola götürüp polise teslim ettik, bi de ailesini durumdan haberdar ettim ben... üç gün sonra taşındılar...&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;***&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;bu mevzuyu niye anlatıyorum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben o olaydan sonra, hiç bi arkadaşıma hırsız muamelesi yapmadım, şüpheyle yaklaşmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;önyargıları sevmiyorum. kötü tecrübelerini saçma karakteristik özelliklere çeviren insanları anlamaya çalışıyor ama anlayamıyorum. serzenişe meraklı bi insanevladı olsam da, serzenmekten sıkılıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;keşke bu kadar çok yıpratmasaydı hayat seni... ya da yıpranmaya bu kadar müsait olmasaydın bunca güçlüyken... acıların değil, mutlulukların gücüne güç kattığı biri olsaydın ya da en azından benim sana sunduğum nice mutluluk, acılarla edindiğin gücün yerini alsaydı ve "şuan mutlu olduğum için güçlüyüm" cümlesini kurabilseydin. mutsuzken değil, çok mutluyken bahsetseydin sevgiden, aşktan ve bilseydin mutluyken yazılan güzel yazıların, seni çok güçlü kılacağını. mutsuzken değil de, mutluyken hatırlasaydın ne kadar mutlu olduğunu ve ne kadar "özel" olduğunu... bilseydin mutlu ve hiçbir sorun yokken sarf edilen çabanın getirilerinin, tartışmalara sarf edilenden daha "kıymetli" sayıldığını... öğren! ne kadar kendine yaşayan ve bir o kadar da üşengeç olursan ol, bir insanı mutlu etmekle başlar mutlu olmak...&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;keşke "en çok sevdiğin insan" statüsünü, seni en çok seven adama layık görseydin...&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;bir insanı mutlu edemiyorsan, onun yaptığı hiç birşey seni mutlu etmiyordur aslında...&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;son paragraf tüm insanlığa geliyor... saçmayız çünkü...&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;umarım son paragraf seninle ilgili değildir...&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;iyi bak kendine ve "italik" harfler gibi kimsenin önünde boynunu eğme. boynundan bir sivilce çıktıysa ve dik durduğunda canın yanıyorsa bile eğme... bırak canın yansın ama sen dik dur...&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-283105705989674068?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/283105705989674068/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=283105705989674068&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/283105705989674068'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/283105705989674068'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/03/cumlelerimi-saraba-yatrdm-baharatla.html' title='Cümlelerimi Şaraba Yatırdım, Baharatla Marine Ettim...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-6066620505575388111</id><published>2010-03-19T19:23:00.000+02:00</published><updated>2010-03-19T19:23:52.232+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>OnBi(r)nAyımınPrensesi...</title><content type='html'>hiç sıkılmadım senden...&lt;br /&gt;ne yaşarsak yaşayalım, hayat bize ne sunarsa sunsun, hiç sıkılmadım...&lt;br /&gt;hatta her yaşanmışlıkta, daha çok sarıldım gözeneklerine...&lt;br /&gt;spor aleti aldık, sıkıldık... fikirler attık ortaya ve sıkıldık... oyunlar oynadık, ev topladık, düzenli yaşamaya çalıştık... sıkıldık!&lt;br /&gt;hep birlikteydi, hep birlikteydik... saçlarımızın şeklinden sıkıldık, giysilerimizden, belki yediğimiz, içtiğimizden...&lt;br /&gt;hep sonlandırdık tüm sıkıntılarımızı, kaynaklarını kurutarak ya da kendimizden uzak tutarak... her sıkıntı sonrası sonlandırmalarında, biraz daha bağlandığımı pek tabii acayip keyif alarak fark ettim ve yüzüme hep o hınzır ve senin çok sevdiğin gülümsemem yerleşti... hayatımızdaki tüm eğimlere gülümseyerek baktım/bakıyorum nicedir... sürekli gülümseyen, somurtmayı koşullara aldırış etmeden unutan, unutmuş olan bi adam oldum... &lt;br /&gt;biliyor musun sevgilim, gülümserken göz yaşı dökmeyi senin yanında öğrendim ben ve o kadar hoşuma gitti ki bu, olası üzüntülerde olası davranış biçimlerimin içerisinden çıkardım ağlamayı...&lt;br /&gt;senden önceki hayatımdan özüm hariç hiçbirşey taşımadım yanımda, yanına... yanımda getirdiğim hiçbir şeyden sıkılmadım... senin güzellemelerinin, senin eklediklerinin yanında sıkılabilir miydim ki?&lt;br /&gt;eskiden giydiğim pantolonlardan, tişörtlerden sıkıldım... çocukça, serseri işi geldi bir çoğu...&lt;br /&gt;yanında büyüdüm be kadın... büyüttün beni yeri gelince pamuklar, yeri gelince gürültü-patırtılar eşliğinde... ne zaman nasıl davanman gerekiyorsa, öyle davranarak... hiç sıkılmadın beni büyütme eyleminden... ben de bir an olsun sıkılmadım avuçlarının yumuşaklığını tenimde hissede hissede büyümekten... (aslında büyümek dediğin, ikimiz için de geçerli yaşadıklarımızda, ama yazar burada sana olan aşkını anlatmak harici konulara değinmekten kaçınıyor...) :)&lt;br /&gt;birbirimizden hiç sıkılmadık, her ne yaşarsak yaşayalım...&lt;br /&gt;hem de normal sevgililerin, belki yedi sekiz katı daha fazla görüşerek, sürekli beraber olarak, hayatlarımızın arka planlarında kalan insanları, tamamen dışarı iterek, her şeyden önce, aynı evde yaşayarak, birbirimizin ileri düzey tekniklerle ve özenerek kusurları saklanmış versiyonlarını değil de, ev hallerini severek, özümüzde güzel olan ne varsa katsayısını arttırarak geldik bugünümüze...&lt;br /&gt;benimle mutlu olmaktan, dün itibarı ile tamı tamına onbir aydır vazgeçmediğin için, minnettarım onbin ayımın prensesi... (o kadar yaşayabilirsek neden olmaısn?) :) (ayrıca olursun di me?) (bu arada bu kalıpta "sultan" kullanılır ama sen benim prensesimsin... ayrıca ne o öyle? sultan dediğin yaşlı başlı olur, sen...ah sevgilim!)&lt;br /&gt;geriye kalan tüm yıllarını geçir benimle... ben seni mantık evliliklerinden, kadınlara karşı duygu denen şeyi üretemeyen erkeklerden, yer yüzündeki tüm süperegolardan, aristokrat mutsuzluklardan, tüm kandırmacalardan ve yalnızlıktan korurum... (sen yeter ki ve lütfen, sıkılmamaya devam et...)&lt;br /&gt;teşekkür ederim. bana yaşanılası bir hayat sunduğun ve o sunduğun hayatı da, maksimumunda yaşamama olanak tanıdığın için, çok teşekkür ederim ütopyam...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-6066620505575388111?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/6066620505575388111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=6066620505575388111&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6066620505575388111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6066620505575388111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/03/onbirnaymnprensesi.html' title='OnBi(r)nAyımınPrensesi...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-1267775919142501947</id><published>2010-03-16T03:30:00.000+02:00</published><updated>2010-03-16T03:30:06.580+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>ahh sevgilim...&lt;br /&gt;saat 03:29 ve ben hala kuponlarla boğuşuyorum...&lt;br /&gt;pes ediyorum... sensizken kupon bile kesemiyorum!&lt;br /&gt;koskoca akşam, kupondan başka bişey ilişmedi gözüme...&lt;br /&gt;yatıyorum! &lt;br /&gt;yazı bile yazıcak takatim kalmadı, hay allah!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-1267775919142501947?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/1267775919142501947/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=1267775919142501947&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1267775919142501947'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1267775919142501947'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/03/ahh-sevgilim.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-1259851705343329203</id><published>2010-02-25T02:35:00.000+02:00</published><updated>2010-02-25T02:35:45.245+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>Sen yalanla,&lt;br /&gt;Ben gerçekleyeyim...&lt;br /&gt;İnan sıkılmam bitanem... &lt;br /&gt;İnan sıkılmam bal gözlüm...&lt;br /&gt;Seni, ilk günümüzde doğumuna şahit olduğun aşkımdan hiçbir ödün vermeden sevdiğimi göstermek,&lt;br /&gt;Benim için büyük bir keyiften öteye gidemez kadınım...&lt;br /&gt;Ben hala ikili koltuğa kıvrınıp, uyanmanı bekleyen acemi aşığın...&lt;br /&gt;Sen hala sıra sıra aşığı olan&amp;nbsp;mükemmel yaratık...&lt;br /&gt;Tek fark dünyanın en mutlu erkeğine dönüştürmek için, beni seçmiş olman...&lt;br /&gt;Seninle çok mutluyum ruhum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-1259851705343329203?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/1259851705343329203/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=1259851705343329203&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1259851705343329203'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1259851705343329203'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/02/sen-yalanla-ben-gercekleyeyim.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-1202840123885144107</id><published>2010-02-18T18:21:00.000+02:00</published><updated>2010-02-18T18:21:27.655+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Doğa(L)</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;bir köprü olsa... yeşil vadi olsam ben köprünün bir ucundaki... ağaçlar, çiçekler olsan sen de diğer tarafta... kokum varabilse sana ancak. koklasan uzun zamanlar boyu ve hoşuna gitsem kokumla... kokumun taşıdığı davetkar hava, seni toprağın altından ilerlemek ya da köprüyü sürünerek geçmek zorunda bıraksa bile sana bulansa benliğim... yeşil vadimde güzelliği dillere destan çiçek, yeşil vadimde gölgesi dertlere deva ağaç olsan.. ben olsan artık ya da bıraksan da, sen olsam tüm uçsuz bucaksızlığımdan vazgeçip... sonsuzluğunda tek bir yaprak olmaya, sonsuzluğunda sadece bir ağaç gövdesinin bir filizi olmaya razı bu gönül...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-1202840123885144107?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/1202840123885144107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=1202840123885144107&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1202840123885144107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1202840123885144107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/02/dogal.html' title='Doğa(L)'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-4138507447618258735</id><published>2010-02-08T22:21:00.000+02:00</published><updated>2010-02-08T22:21:18.470+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>yapabildiklerim ve yapamadıklarım önümde. bir birine, bir öbürüne bakıp duruyorum saatlerdir. boynum ağrıyor yapamadıklarıma takılıp bakakalmaktan...&lt;br /&gt;çok şey var be... bir de elimde de, bana kocaman gözüken şeylerden fazlasını layığıyla yerine getirdiği açıkça gözlenebilen insanlar...&lt;br /&gt;acıtasyona yer yok. belki biraz daha akıllı olsaydım, diyorum, becerebilirmişim. küçüktüm. büyük olduğum dillerden düşmüyordu, ama küçücüktüm ben...&lt;br /&gt;beni yönlendiren, yönlendirmese de çizmek istediğim yolu öğrenmek isteyen ve öğrendiğini eleştiren bir ailem yok. başıboş büyüdüm diyerek acıtasyonun dibine vurmayı dilerdim ama acıtasyona yer yok dedim bi kere. başı boş da büyüdüm sayılmaz. kafam doluydu. birçok şeyle...&lt;br /&gt;bazen perde kalkar, oyun başlar... bazen perde kalkar, oyun biter... hem başlangıç, hem de son bu perdenin altında sinsice yatan.&lt;br /&gt;yazı yazmaya bile yer yok zihnimde şuan. perdeler inip kalkıyor, altında rengarenk, kapkara, bembeyaz silüetler, şekiller, siliklikler...&lt;br /&gt;kapkara parmak uçları, tırnak araları... yara, bere içinde kalmış, uzun sayılabilecek, becerikli olduğu hurafeleriyle sarılan eller...&lt;br /&gt;cümle kuramayan, saçmalayan, dopdolu olan ama nasıl boşalacağını henüz öğrenememiş, ben...&lt;br /&gt;ergenlik başlangıcıma döndüm sanki... o kadar ayıpladım ki kendimi bugün...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-4138507447618258735?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/4138507447618258735/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=4138507447618258735&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4138507447618258735'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4138507447618258735'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/02/yapabildiklerim-ve-yapamadklarm-onumde.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-3552507205233963345</id><published>2010-02-07T15:09:00.000+02:00</published><updated>2010-02-07T15:09:00.546+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>bu kadar güzel uyuyan bi insan, nasıl uyandırılır ki?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-3552507205233963345?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/3552507205233963345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=3552507205233963345&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3552507205233963345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3552507205233963345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/02/bu-kadar-guzel-uyuyan-bi-insan-nasl.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-3321072398146607538</id><published>2010-02-06T18:40:00.000+02:00</published><updated>2010-02-06T18:40:49.388+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>her geçen günüme "den den ('')" koymak istiyorum...&lt;br /&gt;dün gibi, bugün ve hatta yarın gibi güzel olsun, seninle dolsun...&lt;br /&gt;her günüm, denden olsun...&lt;br /&gt;bırakma kanatlarımı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-3321072398146607538?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/3321072398146607538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=3321072398146607538&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3321072398146607538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3321072398146607538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/02/her-gecen-gunume-den-den-koymak.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-5378321941028024733</id><published>2010-02-03T01:48:00.000+02:00</published><updated>2010-02-03T01:48:39.314+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Niye İstemiyorsun Beni, Böyle Mutluluktan Uçtuğumuz Günlerde?</title><content type='html'>fark ettin mi bilmiyorum ama, ne zamandır yazamıyorum ben.&lt;br /&gt;özellikle son iki haftadır, günde onbeş saate yakın çalışıyorum. yaptığım işte düşünmeyle ilgili hiçbir ayrıntı yok. amelelikten hallice, vücut gücü kullanmaca. acayip derecede rahatsızım... akşam yorgun bir şekilde eve dönerken, yorgunluk sebeplerimi düşündüğümde bana mutluluk değil, mutsuzluk veriyor... ulan diyorum, ben böyle işler yaparak para kazanacak bi adam değilim... daha spesifik işler yapmalıyım diyorum, herhangi biri olmamalıyım diyorum... departmanda çalışan 26 kişinin hepsinden daha çok sorumluluk alıp, daha başarılı işler yapabileceğime inanıyorum. inancım tek taraflı ilerlemekte... yeni bir elemanı ilk gününden şef yaptılar, eskiden bu tarz bir işte çalışmış... bende ne eksik var diye diye bitiriyorum kendimi. hiç bi iş yaptığı da yok ha, şu şef dediklerinin... anasını sattığım dünyası böyle, iş yapmayan adam şef oluyo ve ben ona çay getirmekle yükümlü, alt personeli... nefret ediyorum, bildiğin nefret ediyorum yaptığım işten...&lt;br /&gt;çalıştığım ortamdaki insanların hepsi bayağı. bildiğin kenar mahalle lisesinin birinci sınıfı tadında. dönen sohbetleri, bırakın liseyi falan, ilkokulda yapmazdım ben ve yapandan da tiksinirdim. şimdi yirmi tane amele sağda solda gördüğü hatunlardan bahsediyor, aldığı alkolü, -muhtemelen olmamıştır ama- düzüştüğü hatunu anlatarak "bak ne kadar da delikanlıyım ama çaktırmıyorum" mesajları dağıtıyor kucak kucak... ben olabildiğince kulaklığımı takıp müzik dinliyorum. gerçi ortamda müzik de var, ama etnik, türkü ve arabeskten ibaret... çalışırken horon dinlenir mi a.q.? adamlar dinliyor... bir de şu var, yeni öğrendim bunu... böyle tiplerin arasında clubber takılanların %99'u serdar ortaç ve demet akalının hızlı şarkılarını dinlediklerini insanların gözüne gözüne sokmaktan kaçınmıyor ve "oo ne güzel kopuyoruz bebeyim" diyerek -gerçi orda kime bebeyim der, o da bir tartışma konusu ama...- çalan müzikten ne kadar haz ettiğini gösteriyor... bir de bir iki figür çakıyor ortaya boyun ve kol sallama dallarından... &lt;br /&gt;karakterim bozulmuyor belki ama adamların davranışlarını ara sıra da olsa sergiliyor buluyorum kendimi... mesela her cümle sonuna "a.q." eklemeye başladım. -yapmadığım şey değildi zamanında elbet, ama zamanında işte a.q.!- ne bileyim, eskilerden iyili kötülü kavga dövüş anılarımdan anlatarak kimsecikler bana yanaşmasın, "sessizim ama sessizlik sonradan eklendi hacı!" imajını kafalarına oturtmaya çalışıyorum...&lt;br /&gt;hiç rahat değilim. herşeyi geçtim, ben her insanla anlaşırım, anlaşamasam bile, en azından uyum sağlıyormuş gibi gözükür, içimde yaşarım huzursuzluğumu... arkadaş, sabah 9 da başlayıp, 12 de biten bir iş olamaz. valla olmaz. insanım lan! diğer çalışanlar asosyal tipcikler böyle... ortam yapmışlar orda, 20 tane kendisine benzeyen lavuk var.. oh. kimse eve gitmek istemiyor... bir ben soruyorum ne zaman çıkacağımızı. bi ben takip ediyorum böyle şeyleri, garipsenmekteyim...&lt;br /&gt;bir de, normal çıkış saatinde çıkman lazım mesela, işin var... bi ton dil döküyosun... yok arkadaş, çalıştır adamı, ama izin istedi mi, ver anasını satiym ya. sanane nedeninden, sanane işten, güçten.. sanki cebine girecek...&lt;br /&gt;neyse. öyle işte. iş yerimde mutsuzum. ve günümün %80 i orda geçiyor desem, yeridir. sabahları altıda uyanıyoruz. gece 2 den önce yatmıyoruz. ve ben onbeş ayın hamlığını yavaş yavaş atmaya başladığımdan, ağzıma sıçılmakta... ama gel gelelim evde "yorgunum" "canım sıkkın" gibi söz öbekleri yasaklandı gibi bişey... hasta olmak bile yasak. hem evde, hem iş yerinde...&lt;br /&gt;suskunlaştım ya... agresif ve suskun bi adam olup çıkıverdim... &lt;br /&gt;bu ay içinde muhasebe kursuna başlayacağım. umuyorum ki burada en fazla üç ay çalışmak zorunda kalacağım... mesailerde düzenleme yapılacağına dair söz verildi, yapılmazsa başka bir iş arayıp, orda kursa dahil olmayı düşünüyorum. ayrıca bir iş günü kaybına bile yerimin olmadığını. para lazım... para. para. para... yaşa napolyon!&lt;br /&gt;çok yorgunum. daha şimdiden yerleşik bi yorgunluk var üzerimde. pazar günleri uyuyamıyorum. dokuz, dokuz buçuk maksimum uyuyabilitem. kaçta yatarsam yatayım hem... nefret ediyorum kendimden bazen. gerçi etmiyorum ulan... bi saat uykuyla, ağlayıp zırlamadan 23 saat yaşarım ben gereksin... zihinsel yorgunluklarım bu hale düşürüyor beni... işi gücü çok takıyorum kafaya. gördüğüm muameleyi, yaptığım işi, içinde bulunduğum ortamı, oraya mahkummuşum gibi hissetmeyi kendime yakıştıramıyorum. daha iyi şartlar gördüm, daha iyi şartlarda, daha iyi konumlarda çalıştım... of arkadaş... istediğim gibi gitsin artık bazı şeyler...&lt;br /&gt;hastaneye gitme planlarım var. sevdiğim sivilcelerimle ayrılma kararı aldık. çok rahatsız ediyorlar son günlerde... uykusuzluk ve yorgunluk yüzünden, özellikle sırtımda çıkanlar hayatımı zorlaştırmakta... yaslanamıyorum! yaslandığımda sırtıma birşeyler batırıyorlar birçok ortak noktadan... canımdan can çıkıyo bi de, öyle böyle değil...&lt;br /&gt;saçlarımı üç numara kestirmiştim... iş yerinde lise ortamı var dedik, lakap&amp;nbsp;yapıştırmadan olmaz... adi insan yavruları "şırek" lakabını uygun görmüş bana... bir daha saçlarımı kısa kestirmeyi düşünmüyorum. mümkünse kuyruk sokumuma kadar uzasınlar. umrumda değiller bundan sonra... &lt;br /&gt;başka başka... iş yeriyle alakalı çok fazla dolu aklım... online satış mağazası açmayı planlıyorum bir taraftan... bankalarla anlaşmak gerekiyormuş, o yüzden biraz geri çektim kendimi ama, hala araştırmalarım sürmekte... olursa deneyeceğim. ilk müşterim de okurlarım olacak. destek mayetinde... -mayet miydi??-&lt;br /&gt;yatiym ben. yarın çok zor bir gün, basit bir SeMe olmasın.&lt;br /&gt;hayat adil olmasa da, adil olmaya çalışıyorum...&lt;br /&gt;bak söylemeyi unuttum. iki haftadır telefonum tamirde. telefonsuzum...&lt;br /&gt;ayrıca; bir buçuk haftadır koku alamıyorum. burnum tıkalı, toza karşı falan reaksiyon gösteriyorum, öksürüyorum, hapşuruyorum,&amp;nbsp;halsiz ve iştahsızım...&lt;br /&gt;imza&amp;nbsp;sıkıntıların çocuğu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-5378321941028024733?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/5378321941028024733/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=5378321941028024733&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/5378321941028024733'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/5378321941028024733'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/02/niye-istemiyorsun-beni-boyle.html' title='Niye İstemiyorsun Beni, Böyle Mutluluktan Uçtuğumuz Günlerde?'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-1392937023557516061</id><published>2010-01-24T14:53:00.000+02:00</published><updated>2010-01-24T14:53:53.696+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Cümle Kuramayan İnsanlar Aşık Olamazlar...</title><content type='html'>ece temelkuran yeni verdiği röportajında "cümle kuramayan insanlar aşık olamazlar." diyor. çok hoşuma gitti, çok beğendim...&lt;br /&gt;röp'un tamamına erişebilmek için link: &lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25048154/"&gt;http://www.ntvmsnbc.com/id/25048154/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;gerçi, bu söz farklı birşeylerden bahsederken sarf edilmiş olsa da...&lt;br /&gt;aşk yazdırır.&lt;br /&gt;babamı bilirim ben. 45 inden sonra&amp;nbsp;aşık olduğu kadına&amp;nbsp;mektuplar, mesajlar derken bir sürü şey yazdığını...&lt;br /&gt;ya da çok samimi arkadaşlarımdan örnekler vardır cebimde. kompozisyon yazmayı beceremedikleri için her ödevlerini küçük bir mebla karşılığında yaptığım... ama aşık olduklarında ajandalara sığamayan, harçlığını çizgisiz a4 kağıtlara ya da süslü püslü mektup kağıdı-zarfına yatıran... gerçi aşık olduktan sonra da, kompozisyon yazamadılar. sadece aşklarını anlatabiliyorlardı...&lt;br /&gt;ben de öyle beylik laflar, sarsıcı paragraflar yazamam farklı konularda... toplumsal bir olayı savunamam ya da eleştiremem mesela var gücümle. ya da insanları kahkahasında boğamam, yazdığım komik bir yazıyla. hatta bir konu hakkında yaz deseler, o konu hakkında tüm bildiklerimi unuturum. "mim" olayı kısa bir süre önce -dediğime bakmayın 4 5 ay oluyor- kabusum olmuştu...&lt;br /&gt;ama aşk yazdırıyor...&lt;br /&gt;herkesin hayatı bir koşuşturmaca, bir atraksiyon bir atraksiyon.. hele büyük şehirdeysen, en basiti işine gidip gelmek bile kocaman bir olay, bir meşguliyet... yaşarken düşünmediğin ya da es geçilmemesi gereken ama geçtiğin o kadar nokta oluyor ki, bunları sonradan fark edince ürperiyorsun...&lt;br /&gt;bana sorarsanız; aşkı düşünüp, düşünceni harflere çevirmek, bu koşuşturmacanın ortasında yapabileceğin en güzel ve doğal olan&amp;nbsp;şey...&lt;br /&gt;durup düşünmek lazım. uzun uzadıya, her açıdan düşünmek ve düşündüklerini, kimseyle paylaşmasan bile yazıya aktarmak... not almak gibi düşün, çentik atmak gibi.. hissettiğin iyi ya da kötü, herneyse, onu bir sonraki gün hatırlamak için, balık hafızanın güzel ya da çirkin, yaşanmışlığını eritmemesi için...&lt;br /&gt;"cümle kuramayan insanlar aşık olamazlar..." bunu da not aldık...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-1392937023557516061?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/1392937023557516061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=1392937023557516061&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1392937023557516061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1392937023557516061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/cumle-kuramayan-insanlar-ask-olamazlar.html' title='Cümle Kuramayan İnsanlar Aşık Olamazlar...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-857331008947361135</id><published>2010-01-24T05:27:00.001+02:00</published><updated>2010-01-24T05:29:04.062+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Karlı Cumartesi!</title><content type='html'>bu sabah metro çalışmadı elektrik kesintisi nedeniyle...&lt;br /&gt;biz de sevgilimle tıkış tıkış bi otobüsle işe gitmek durumunda kaldık..&lt;br /&gt;karda yürüdük uzun süre... &lt;br /&gt;çok güzeldi... attığım her adımda ona ilkbaharda aşık olup, onunla karakışı görebildiğim için şükrettim...&lt;br /&gt;gene taşa taşa sevdim bugün. taşa taşa özledim, dört saatlik ayrı kalma sürecinde...&lt;br /&gt;iş çıkışımda beni almaya geldi, eve birlikte geçtik...&lt;br /&gt;üşütmüşüm güzelce... gaz yoğunluğuyla birlikte, tuvalete çıkamama ve&amp;nbsp;şiddetli sancı sorunları&amp;nbsp;baş gösterdi...&lt;br /&gt;pervane oldu etrafımda sağolsun. ev arkadaşımız bir düğün için hazırlanıyordu, onunla bile ilgilenmedi hiç...&lt;br /&gt;böyle zamanlarda anlıyorum ne kadar doğru seçimler yaptığımı...&lt;br /&gt;böyle zamanlarda anlıyorum, her ne yaşanırsa yaşansın, o yaşanmışlıkların arasına pişmanlığın giremeyeceğini...&lt;br /&gt;sıcak su torbaları, sıcak içecekler, yemekler havada uçuştu benim için... sonra dört saat falan uyudum sevgilimin yönlendirmesi üzerine...&lt;br /&gt;uyandığımda da deli gibi sims oynuyordu... :) ben zaten beni deliler gibi, vicdan azabı duymadan sims oynayabilmek için uyuttuğunu düşünüyordum... :P&lt;br /&gt;güzel bir cumartesiydi... güzel şeyler düşünüyorum.. yaşadığımız herşeyi gözden geçirip, ne güzel şeyler yaşadığımıza dair cümlecikler kuruyorum ve böylesi güzel bir bütünün bir parçası olabildiğim için kendimle övünüyorum...&lt;br /&gt;aha diyorum&amp;nbsp;kadın budur ya... ne bir&amp;nbsp;eksik ne de bir&amp;nbsp;fazla söz konusu... çekici, anaç, sevecen, duygularını ifade edebilen...&lt;br /&gt;onu arzulayışlarım, dokunduğumda, dokunduğunda içimin titreyişi, onunla geçirdiğim zamanın bitmemesi adına dualarım, gördüğümde içimdeki kıpırtı... hiçbiri değişmedi, hiçbiri yok olmadı... "geçer" diyenler vardı arkadaşlarımdan... canım cicim ayları olarak adlandıranlar... yanıldıkları için mutlu olmalılar...&lt;br /&gt;böylesine iç huzuru yakaladığım bir dönem daha hatırlamıyorum, hayatıma dönüp şöyle bir baktığımda...&lt;br /&gt;sanırım büyüyorum :P -ahaha, daha yirmibirin ilk gününden böyle şeyler söylemeye başladım ha!-&lt;br /&gt;ayrıca birşey söylemeliyim. serzenebilecek bir alanı kalmadı/kalmıyor hayatımın. bu gidişle ya yazı yazamayacağım, ya da nikimi değiştireceğim... &lt;br /&gt;bu kadın neye can sıkıyorsam, bir düzenleme getiriyor ve içimin ferahlığına önem gösteriyor!&lt;br /&gt;bu kadın beni çok seviyor, bugün perşembe, başka hiçbirşeye ihtiyacım yok!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-857331008947361135?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/857331008947361135/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=857331008947361135&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/857331008947361135'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/857331008947361135'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/karl-cumartesi.html' title='Karlı Cumartesi!'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-4318069274092210573</id><published>2010-01-22T15:59:00.000+02:00</published><updated>2010-01-22T15:59:13.457+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Ne Güzel Godikler...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/S1muBF10QMI/AAAAAAAAAro/cJgcFvG0nNQ/s1600-h/100_4731.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" mt="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/S1muBF10QMI/AAAAAAAAAro/cJgcFvG0nNQ/s400/100_4731.JPG" width="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Doğum günü hediyelerimden bir kaçı...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Bugün geldiler, evde boş boş televizyon seyrine dalmışken...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Sevgilim göndermiş...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Arıza takip timleri! :D&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Çok mutlu oldum, bu tarz şeyler almamıştım hiç hediye olarak...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Şimdi müsade ederseniz, çiçek çikolatalarımı yemekle meşgul olacağımdır... &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;:)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-4318069274092210573?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/4318069274092210573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=4318069274092210573&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4318069274092210573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4318069274092210573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/ne-guzel-godikler.html' title='Ne Güzel Godikler...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/S1muBF10QMI/AAAAAAAAAro/cJgcFvG0nNQ/s72-c/100_4731.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-7711368731512626509</id><published>2010-01-22T02:45:00.000+02:00</published><updated>2010-01-22T02:45:24.959+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>aynaya bakıyorum...&lt;br /&gt;gözlerimin altında mor halkalar...&lt;br /&gt;saçımda yine beyazlar... üstelik daha fazla gibiler...&lt;br /&gt;yüzümde, sağlam hücrelere sayıca üstünlük sağlayabilecek kudretteki hasarlı noktalar...&lt;br /&gt;saçım asker traşı... kocaman, şekilsiz bir kafatası ve üzerinde, çocuklukta yediği taşlardan kalma yarık izleri...&lt;br /&gt;parmak uclarım nasır bağlamış olmakla&amp;nbsp;aşırı yıpranmış olmak arasında kararsız kalmış gibi, dokunduğum her yerde parmaklarımda sızlamalar...&lt;br /&gt;kamburum düzeldi biraz... &lt;br /&gt;yürüyüşüm garipleşti giydiğim ayakkabıların konfor ve kalitesinin, uzun zamandır giyildikleri için düşmesinden mütevellit...&lt;br /&gt;hala pek fazla arkadaşım yok...&lt;br /&gt;hala asosyalliğe eğilimli bir bünye. herşeye can sıkan, aşırı hassas, başka&amp;nbsp;insanların belki&amp;nbsp;takılmayacakları noktaları hissettiğinde yüreğindeki&amp;nbsp;acıya kulak kabartan...&lt;br /&gt;yine insanları eleştirmeyi seven, yine eleştiriye açık her noktayı özenle açığa çıkaran... yine detaycı, yine sürprizlerin iyi yanını seven...&lt;br /&gt;bir yıl gelip geçti...&lt;br /&gt;pek bişey değişmedi gibi, kişisel olarak ele alındığımda...&lt;br /&gt;aşık oldum... aşkımı yaşayabilmek için ömürlük mücadelelere gark oldum ve öyle ya da böyle kazandım aşkımı. yaşadım, yaşattım ve yaşıyorum...&lt;br /&gt;hem; aşkı yaşamak dediğin haftada iki kez dışarıda biryerlerde bir aktivite içinde olmak da değil bende... hayatın her alanına yaymak.. yemek yapmaya da, temizliğe de, gezmesi, tozmasıyla, hayatın tamamıyla yaşamak...&lt;br /&gt;pohidi pijamalarıyla, kumaş pantolon, gömlekleriyle... polar sabahlığıyla...&lt;br /&gt;kırıklarla, tadilatlarla... mutluluğuyla, heyecanıyla... dünya üzerinde ender rastlanacak büyüklükteki mutluluklarıyla...&lt;br /&gt;eski sevgilileri kıskanmalarla, rest çekmelerle, tartışmalarla, barışmalarla...&lt;br /&gt;ne olursa olsun, vazgeçememeyle. ne olursa olsun, "ayrılmak istiyorum" diyememeyle, isteyememeyle...&lt;br /&gt;ayrılmak dediğinin, ölüm olduğunun bilincine varmak ve ölümü ağzında ve yüreğinde ve zihninde dolaştırmamakla...&lt;br /&gt;sürprizlerle, hayal kırıklıklarıyla, tadilatlarla...&lt;br /&gt;hep sevmekle... hep özenmekle... hep üzerine titremek, hep onu düşünmekle...&lt;br /&gt;dokuz ayıyla, üç günüyle... aşkıyla, aşkımla bir yıl geçti işte... &lt;br /&gt;gerçi, pek melankolik bir hal aldım bu gece... birşeylere bakmam gerekliydi ve çoğunu halletmem... ama hiçbirine dönemedim, ekrana baktım boş boş... neler olmuş, neler bitmiş bu koca yılda diye diye, düşüne düşüne oturdum bu saate kadar, oturuyorum...&lt;br /&gt;doğum günüm! eskiden fazlasıyla başarısız doğum günüm oldu benim, biliyor musun? üç sene üst üste yirmi otuz kişiyi çağırdım, evde annemin hamurişleri ve kola eşliğinde&amp;nbsp;parti veriyorum, doğum günüm şerefine... ve kimseler gelmiyor... üç yıl üst üste... sadece&amp;nbsp;otuz kişilik hazırlanmış, benim mutluluğum için yapılmış tüm hamur işlerini, önümüzdeki bir ay içinde tüketmek üzre düzgünce paketlemek kalmıyordu başarısız girişimlerden sonra...&lt;br /&gt;takıntı! takıntı kalıyordu geriye... kimsenin gelmemesinden, hediye alamamaktan duyduğun mutsuzluğu da güzelce paketleyip, takıntı haline getiriveriyordun. bir de eğer bir gram insansan, böyle şeylere önem göstermeye çabalıyordun çünkü senin başına geldiğinde, doğum günün unutulduğunda ya da hediye almadığında çok üzülüyordun!&lt;br /&gt;hep üzülürüm ben doğum günlerimde... melankoli hakim olur tüm ruhuma, içim daralır, kalbim sıkışır... garip bir hale bürünürüm... &lt;br /&gt;bu doğum günümde böyle olmadı ama. garipsedim kendimi...&lt;br /&gt;yirmi yirmibeş gün öncesinden düşünmeye başladım. "sevgilim acaba ne hediye alır?" "nasıl bişey organize eder?" diye diye...&lt;br /&gt;kenara çekip bir sır paylaşırmışçasına fısıldayarak "benim için ne yapıcaksın, çok merak ediyorum söylesene?" dememek için kendimi zor tuttum, ama başardım...&lt;br /&gt;aslında o, nisan ayında vermişti bana ömrümde aldığım ve alabileceğim en büyük hediyeyi. hayatıma dahil olmuştu, hayatım olmuştu... ama yine de düşünüp hediye almış bana, ne güzel...&lt;br /&gt;hediyemi aldım... doğum günüm kutlandı. yoklama almayı gerektirecek kadar bir insan kalabalığı yok hayatımda ve bu boşluktaki kimse, davet edilmeyecek pasta kesim törenine...&lt;br /&gt;doğum günüm işte, bugün... çok heyecanlıydım, bir aydır hayal ediyordum... heyecan dediğin, gelip geçici birşey...&lt;br /&gt;tek koyan ne biliyor musun? "yirmilik" lakabını kaybettim&amp;nbsp;ya, yanarım yanarım da, ona yanarım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-7711368731512626509?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/7711368731512626509/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=7711368731512626509&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/7711368731512626509'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/7711368731512626509'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/aynaya-bakyorum.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-7845679314246077307</id><published>2010-01-21T09:04:00.000+02:00</published><updated>2010-01-21T09:04:09.146+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>hayatımda çok güzel gelişmeler var ve inanılmaz mutluyum biliyor musun blog?&lt;br /&gt;zaman bulursam şayet, bunlara da bir çentik atmak isterim canını yakmadan...&lt;br /&gt;aylardır; gözümde bir ömürden daha kıymetli olan dokuz aydır beslediğim duyguların ne kadar yüce olduğunu ve gönlümün ne kadar doğru bir karar almış olduğunu, bir kez daha anlamış bulunmaktayım...&lt;br /&gt;fırsat bulunca uzun uzun anlatacağımdır...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-7845679314246077307?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/7845679314246077307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=7845679314246077307&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/7845679314246077307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/7845679314246077307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/hayatmda-cok-guzel-gelismeler-var-ve.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-8318772382023708614</id><published>2010-01-19T16:02:00.002+02:00</published><updated>2010-01-19T16:02:21.156+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;ben seni, seni tanımadan önce bile çok severdim biliyor musun sevgilim?&lt;br /&gt;hayal ederdim seni...&lt;br /&gt;yüzünü gözünü değil belki ama,&lt;br /&gt;beni seviş biçimini, sana sahip oluşumu...&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;hayallerimin sahibiydin tanışmadan önce..&lt;br /&gt;şimdi herşeyimin... herşeyimin sahibisin bal gözlüm..&lt;br /&gt;hayalini kurduğun bişeyin gerçekleşmesindeki mutluluğumsun...&lt;br /&gt;tanımadan önce, böyle bi güzelliğin varlığından duyduğum şüphe yüzünden ulaşılmazım,&lt;br /&gt;tanıyıp, senden bir de kendime sevgili yaptıktan sonra, mucizemsin...&lt;br /&gt;ne güzel bir kadınsın ve ne güzel, benimsin..&lt;br /&gt;taşa taşa seviyorum seni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-8318772382023708614?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/8318772382023708614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=8318772382023708614&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8318772382023708614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8318772382023708614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/ben-seni-seni-tanmadan-once-bile-cok.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-4714509364828367730</id><published>2010-01-15T12:33:00.000+02:00</published><updated>2010-01-15T12:33:18.211+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>eksik anlatmak da bir yalan söyleme biçimidir...&lt;br /&gt;eksik anlatılan birşeyler var ise şayet; dürüstlük söz konusu olamaz...&lt;br /&gt;yalan söyleme! eksik anlatma! eksik kalmasın hiçbir parça(m)(n)!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-4714509364828367730?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/4714509364828367730/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=4714509364828367730&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4714509364828367730'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4714509364828367730'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/eksik-anlatmak-da-bir-yalan-soyleme.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-1928207448526749360</id><published>2010-01-15T01:26:00.000+02:00</published><updated>2010-01-15T01:26:34.366+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>insanın canını sıkan olayları vardır ütüleyip cebine yerleştirdiği ve özenle cebinde taşıdığı ve can sıkmak istediği zaman çıkarıp, ütüsünü bozup tekrar ütülediği... hepsini tek tek çıkardım. kırışıklık aradım, yoktu... deformasyona uğrayan, rengi atan kısımları mı var da, gözümden mi kaçtı diye diye, saatlerce evirip çevirdim. yok. hepsi bıraktığım gibiydi... çoğu kabuk bağlayan yaralar gibi üzerine katmanlar atmış içimin cebinde dururlarken... onlarda bir sorun mu var derken, istemeden ütülerini de bozdum ve bir borç daha ürettim kendime. ütü yaptım tekrar, kat yerlerine özendim, kat çıktım tüm kaçak duygularıma kaçaklıklarından ödün vermemelerine özen göstererek. ütülerken; üstlerinde oluşan katman da sıcaklığa dayanamadı ve eridi. eridi ve hepsinin sıcaklığını hissettim cebimin içinde, iç cebimde...&lt;br /&gt;yok edin artık iç cebimde ağırlık yapan, beni ve tüm metabolizmamı ağırlaştıran her ne varsa. &lt;br /&gt;profesyonel yardım talep ediyorum... meslek icabı da olsa, sadece beni düşündüğü için,&amp;nbsp;kült iyiliğim için&amp;nbsp;birşeyler yapan bir insan lazım hayatıma...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-1928207448526749360?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/1928207448526749360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=1928207448526749360&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1928207448526749360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1928207448526749360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/insann-cann-skan-olaylar-vardr-utuleyip.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-8029525910819611298</id><published>2010-01-10T19:56:00.000+02:00</published><updated>2010-01-10T19:56:39.237+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>keyifli bir gece geçirdim.&lt;br /&gt;alkol aldık, alperciğimle... sızdık istiklale... hatta başlarda sızma olayını teşvik etti alper efendi de, başında bekledim ilişmesinler çocuğa diyerek... &lt;br /&gt;sabah kahvaltı da yapacaktık aslında, ama tuvalet ihtiyacı için girdiğimiz simit sarayında, henüz açılmayan birinci katta bi saate yakın uyuduğumuzdan, evlere dağılalım dedik... metroda uyuduğumuz için ineceğimiz durağı kaçırıp bir durak kadar geriye döndük. sonra metrobüse bindirdim vatandaşı, muhtemelen fosur fosur uyuduğu bir yolculuk yaptı...&lt;br /&gt;bense her zamanki gibi uykumu öldürmek için yüksek sesle müzik dinledim!&lt;br /&gt;eve gittim... hazırlanmış&amp;nbsp;kahvaltı sofrasına oturmak üzre harekete geçen ailemi suç üstü yakaladım ve işledikleri suça ortak oldum...&lt;br /&gt;geceden söz vermiştim ama, kahvaltıda görüşürüz diyerek... alper, neler kaçırdın direk eve geçmekle bi bilsen... :)&lt;br /&gt;sonra trt 1 de pazar kuşağı western filmlerinden vardı... iyi kötü çirkin.. babamla her pazar izlerdik o kuşağı biz, film de süper olunca koyulduk izlemeye ama, muhtemelen ilk yarım saatini bitiremeden sızdım ben...&lt;br /&gt;neyse, o kadar gerisi pek iç açıcı değil. baybay..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-8029525910819611298?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/8029525910819611298/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=8029525910819611298&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8029525910819611298'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8029525910819611298'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/keyifli-bir-gece-gecirdim.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-1347897657428401938</id><published>2010-01-10T04:03:00.000+02:00</published><updated>2010-01-10T04:03:24.681+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Gece Gece...</title><content type='html'>kıştan kuleler yaptım kendime bu gece sevgilim...&lt;br /&gt;sensizlikte üşüdüm, üşüyorum, üşüyeceğim muhtemel...&lt;br /&gt;bu kule,&amp;nbsp;koşa koşa&amp;nbsp;bana geldiğini gördüğüm ana kadar, burada kalacak...&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;ben de içinde... soğuk odalar,&amp;nbsp;soğuk kuleler&amp;nbsp;ve hatta soğuğun, herşeyinin içinde üşüyorum...&lt;br /&gt;içinde duran ve&amp;nbsp;bana ait olan sıcacıklığına kafamı gömüp, uyuyup uyanmalara gark olmak istiyorum...&lt;br /&gt;üşümek is-te-mi-yo-rum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-1347897657428401938?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/1347897657428401938/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=1347897657428401938&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1347897657428401938'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1347897657428401938'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/gece-gece.html' title='Gece Gece...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-6269536118177752319</id><published>2010-01-10T03:37:00.000+02:00</published><updated>2010-01-10T03:37:31.326+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Bayılırım Gece Gezmelerine</title><content type='html'>sabaha karşı&amp;nbsp;03:28.. brokoli (alper kaya)yla taksimdeki bir internet cafeden bildiriyorum... &lt;br /&gt;hacım valla keyifler iyi... votkamızı aldık şişesiynen, oturduk cadde-i istiklalin güzel bir köşesine...&amp;nbsp;içtik güzelim vişne suyusuynan... &lt;br /&gt;oy.. çok keyifli bi akşam yau... her telden konuşuluyor vallaha... toplumsal olaylara tepki göstermek yerine sallanan naciz bedenlerimizi olay yerinden uzaklaştırıyoruz... mesela çok içmiş bi abla, polis arabasına saldırdı ama bi otodan onbeş polis çıkınca, derdini de anlamayacaklarını anlayınca sanırım, koşarak ilerledi... hoş bi görüntü değildi...&lt;br /&gt;herkesin kafası iyi.. bir düz çizgi testi yapsalar, herkes sınıfta kalacak sanırım...&lt;br /&gt;bunun dışında, apaçiler her zamanki gibi rahatsızlık verebilecekleri her konumu itinayle kapatmışlar arkadaş...&amp;nbsp; bir akşam da olmayıverin...&lt;br /&gt;bu akşam çok yorgundum. kaç gündür geç saatlere kadar çalışıp iyi uyumayınca... önce stummscreamla, sonra da brokoliyle takılıp tüm pozitif iyonları üzerime üzerime çekince tabii... kendime geldim... birkaç ay daha uykusuz dolaşabileceğimi hissediyorum :P&lt;br /&gt;bu arada: bu brokoli denen vatandaş; hıçkırıyor arkadaş! cafedeki herkesin ilgi odağı oldu :Pp&lt;br /&gt;ayrıca; votka ılıyacak diyerekten, çabuk içmemekte fayda var...&lt;br /&gt;bir de, hacım bir cila atalım üzerine diyorum, ne dersin? :D &lt;br /&gt;oh oh.. keyifler mis!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-6269536118177752319?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/6269536118177752319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=6269536118177752319&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6269536118177752319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6269536118177752319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/baylrm-gece-gezmelerine.html' title='Bayılırım Gece Gezmelerine'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-1059767097445269306</id><published>2010-01-07T18:23:00.002+02:00</published><updated>2010-01-07T18:23:53.731+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>bıraksalar da, koynunun sıcaklığına sığınsam, duygu dalgalanmalarında yorulurken... &lt;br /&gt;çok özledim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-1059767097445269306?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/1059767097445269306/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=1059767097445269306&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1059767097445269306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1059767097445269306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/braksalar-da-koynunun-scaklgna-sgnsam.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-7975402715532192016</id><published>2010-01-07T16:53:00.000+02:00</published><updated>2010-01-07T16:53:13.217+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>en büyük çılgınlığım saçlarımı&amp;nbsp;kısacık, hiç yokmuşçasına -üç&amp;nbsp;numara-&amp;nbsp;kestirmek...&lt;br /&gt;çok heyecanlıyım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-7975402715532192016?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/7975402715532192016/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=7975402715532192016&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/7975402715532192016'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/7975402715532192016'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/en-buyuk-clgnlgm-saclarm-hic.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-8560289577967774042</id><published>2010-01-07T02:04:00.000+02:00</published><updated>2010-01-07T02:04:25.287+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>belli aralıklarla insanı dürten ve sonra kendisini hiç göstermeyen heveslerden değil benimkisi...&lt;br /&gt;bildiğin bıkkınlık, bildiğin sıkıntı ve "bir işe yaramıyormuş" gibi hissetme.&lt;br /&gt;çalışmaktan bahsediyorum.&lt;br /&gt;yeni düzen candır, çabuk sivrilirim, aman da ne güzel godikler bunlar, taze oluşum, genç ve atik firma gibi beylik laflar etmiştim haklarında. onlar halt etmiş ve hiçbirini hak etmemişler.&lt;br /&gt;bak müdür, bir firma mesai ücreti veremeyebilir. keza yirmi tane adamın bir saatlik mesaisine beş lira vereceksen sen, -ki beş lira dediğin, mesainin saatlik ücreti için az bir mebla- çok hayvanati paralar kazanıyor olmalısın yaptığın işten ya da firma sahibi olmak, senin hobin olmalı. eğer bu iki genellemeden birinde kendini evindeymiş gibi hissetmiyorsan, mesai ücreti dediğin şey her ne olursa olsun belini büker. bu konuda haksızlığa uğradığımı düşünmüyorum. iş görüşmesinde "ürkütme ceylanı" stratejisi uygulayaraktan bazı gerçeklerin üstünü örtmektense, hepsini bir bir anlattılar. mesai var, gecelere kadar çalışıyoruz yeri gelince, beş kuruş da koklatmıyoruz dediler. ben de o şartları göze alarak kabul ettim işe başlamayı. herşeyi geç, "hamlığımı daha çabuk atarım" ve "zaten kendimi&amp;nbsp;uzun zamandr hiçbir işe yaramayan mahlukatın biri gibi&amp;nbsp;görüyorum, kurtarır bu duygudan da!"&amp;nbsp;diye düşünmüşlüğüm dahi var... &lt;br /&gt;ancak;&lt;br /&gt;dokuz saatin sekizbuçuk saatini orda burda aylaklık yaparak, etraftaki insanlarla geyik çevirerek falan geçirmek, bana göre değil arkadaş!&lt;br /&gt;üstüne üstlük; normal mesai süresi dolduktan hemen sonra, bir günlük iş çıkarıyorlarsa başıma, bu hiç bana göre değil...&lt;br /&gt;bugün neler yaptım şöyle bir göz atalım...&lt;br /&gt;dokuz buçuğa doğru firmaya girdim. üzerinize afiyet yedibuçuk sularında&amp;nbsp;sevgilimi uyandırmak üzre uzandığım yatağın sıcaklığına aldanıp bir saat kadar uyuya kalmışım. geç kaldık anlayacağınız... neyse.&lt;br /&gt;firmaya girdim, herkes bilgisayar başında feysbuk takılmacada. ben de montumu çıkarmadan kendime çay alıp geldim. sonra montumu çıkardım ve bilgisayarın başına oturdum. on dakika geçmedi ki, ikeadan birkaç ofis eşyası almışlar, onları kurmamı rica ettiler. -babamın mobilyacı olduğunu ve elimin bu işlere yatkın olduğumu söylediğimden bu yana, oluyor böyle şeyler...- onbirbuçukta mola verebildim. yirmi dakika kadar dinlendikten(!) sonra tekrar bilgisayarımın başına geçtim. onikibuçukta yemeğe çıktım, biriyirmi geçe tekrar bilgisayarımın başına oturdum. iki gibi önceki günden kalan bir iş vardı, faturasının kesilmesini beklediğimiz, onu hallettik ve bu yaklaşık yarım saatimizi aldı. sonra tekrar bilgisayarın başına oturdum, dörtbuçuk gibi yarım saat geyiklere gark olacağım molaya çıkmak adına ayaklandım. mola bittiğinde tekrar bilgisayarın başına oturdum ve sabahtan bu yana yapageldiğim gibi hiçbirşey yapmamaya devam ettim. neyse efenim, saat altı olduğunda birilerinin gelip "hadi çıkıyoruz" demesinin gereksinimi içerisinde yanıp tutuşuyoruz, öyle buyuruyor paşalar... saat altıbuçuk falan gibi, depo sorumlusu arkadaşın yanına indim, "naapıyoz müdür?" diyerekten... peki o ne dedi?&lt;br /&gt;"zippolar gelicek, 600 adet, onların tasnif -raf planlaması- ve dağıtımı -kargolanma- yapılacak. simpsonlar gelecek, 230 adet,&amp;nbsp;onlar da tasnif ve dağıtım yapılacak, inci ayakkabılar gelecek, 3000 adet, onların da sayımı ve teslim alınması yapılacak, sonra çıkacağız..." &lt;br /&gt;bildiğim tüm küfürleri ediyordum başımdan kaynar sular dökülürken...&lt;br /&gt;yani şu yukarıda saydığım iş, gerçekten dokuz saate falan hiç vicdan azabı çekmeden yayılabilitesi olan bir işken, insanlara dokuz saat -her ne yaparak geçirmiş olursa olsun- çalıştıktan sonra dayatılacak bir iş değil. üstelik bu düzen hergün böyle işliyor ve benden başka rahatsızlığını irili ufaklı dile getiren de yok. tüm tipler asosyal ve sırf bilgisayarın başında takılabiliyorlar, istedikleri müziği dinleyebiliyorlar ve kendileri gibi toplumdan dışlanmış tiplerle bir arada olabiliyor ve iğrenç&amp;nbsp;bel altı geyikleri çevirebiliyorlar&amp;nbsp;diye, ses çıkarmıyolar.&lt;br /&gt;yani madem gündüz saatlerinde de illaki orada adam bulunsun istiyorsan, vardiyalı sistem oturt ve beş kişiyi koy gündüz vardiyasına, diğer onbeş asalak da takılsın gece vardiyasında ve istediğin kadar çalıştır. bir de herşeyi geçtim, her akşam mesaiye bıraktıkları yetmezmiş gibi, "maliyeti yüksek" kaçtığından yemek de vermiyorlar ya da izin vermiyorlar ki gidip yiyebilelim.&lt;br /&gt;çok rahatsızım. hem orada bulunan insanların hal ve hareketlerinden, hem yönetim şekli ve bu şekli bize dayatan insanlardan, hem depo-lojistik alanında yaşından beklenmeyecek kadar çok&amp;nbsp;şey bilen,&amp;nbsp;bunun yanında bir de aynı&amp;nbsp;sektörde&amp;nbsp;orta düzey yönetici olarak çalışmış biri olarak, akşama kadar kutu kenarı katlamak ya da yer süpürmek veya koli taşımak harici hiçbirşey yapmıyor olmaktan inanılmaz rahatsızım... tırnaklarımı falan kemiriyorum, hiç huyum değildir. saçımı başımı dağıtıyorum böyle, görsen inanmazsın... benim daha çok&amp;nbsp;çalışmam&amp;nbsp;ya da şöyle söyleyeyim;&amp;nbsp;mesai saatleri içinde, o dokuz saatin hakkını vere vere çalışmam lazım, kazanacağım, ihtiyaçlarımı gidecereceğim parayı hak etmem ve hak etmiş olmam durumunun, içime siniyor olması gerek. ama değil. sinmiyor, orda çalıştığım söylentilerine ben bile inanmıyorum, ne yalan söyleyeyim...&lt;br /&gt;başka bir iş bakıyorum. önü de arkası da kapalı olsun, istemem öyle sağdan soldan rüzgar alan, yalıtım sorunu yaşayan firma bundan kelli. hakkımı versin, birşeyleri hak etmemi sağlasın, düzeni disiplini oturmuş olsun, saça sakala bile karışsın! nazi düzeni oturtmuş olsun anasını satayım... ama ben işe gitmek için attığım her adımı, pişman olacağımı bile bile atmayayım...&lt;br /&gt;işte öyle sevgili blog. höykürdüm gitti sana da... ama durumlar çok vahim. günde onbeş saat çalışmak da koymaz inan, çalışılır yani, ben onbeş saat çalışıp, iki saat uyuyarak beş altı ay geçirdim ve inanılmaz mutluydum çünkü çok çalışmak, çok para kazanmak ve çıtanı biraz daha ileriye çekmek anlamına geliyordu. burada haksız yorgunluk, can sıkıntısı ve mod düşüklüğü harici, hiçbir anlama gelmiyor ve kendime de, hiçbirşey katamıyorum üstelik. herşeyi geçebilirim; ama kendime birşeyler katmayacaksam madem, orada bulunmamın hiçbir anlamı yok.&lt;br /&gt;bu kadar. adam gibi bir firma arayışındayım. şans dile!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-8560289577967774042?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/8560289577967774042/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=8560289577967774042&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8560289577967774042'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8560289577967774042'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/belli-aralklarla-insan-durten-ve-sonra.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-3277548351477009511</id><published>2010-01-06T14:23:00.000+02:00</published><updated>2010-01-06T14:23:18.455+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>bildiğiniz üzre geçtiğimiz günlerde blogumu yorumlara kapattım.&lt;br /&gt;hepsi bu, önemli şeylerden mi bahsedeceğiz sürekli..&lt;br /&gt;ahaha. çok sevinçliyim lan! :D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-3277548351477009511?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/3277548351477009511/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=3277548351477009511&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3277548351477009511'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3277548351477009511'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/bildiginiz-uzre-gectigimiz-gunlerde.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-7693275277217105912</id><published>2010-01-05T16:16:00.000+02:00</published><updated>2010-01-05T16:16:43.552+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Gönderme</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/S0NIHBIyigI/AAAAAAAAArg/bx4OCYXL28Q/s1600-h/big_13007597_520.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/S0NIHBIyigI/AAAAAAAAArg/bx4OCYXL28Q/s640/big_13007597_520.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;bu güzide içkiler yüzyıllardır marketlerde, tekel bayilerinde ve bakkallarda&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;her zamanki yerinde.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt;Şimdi yeniden keşfetme zamanı...&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Başka bi dünya: Avrupa kültür başkenti reklamlarının, haydarpaşa garını resmeden billboard afişlerinde gözüken Starbaksı yeniden keşfetmemizi öneren ve bu firmayı, kültürümüz olarak gösteren şirketi, tamamen kişisel olarak kınıyorum...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-7693275277217105912?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/7693275277217105912/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=7693275277217105912&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/7693275277217105912'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/7693275277217105912'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/gonderme.html' title='Gönderme'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/S0NIHBIyigI/AAAAAAAAArg/bx4OCYXL28Q/s72-c/big_13007597_520.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-1472236592416112787</id><published>2010-01-03T07:31:00.001+02:00</published><updated>2010-01-03T10:34:37.891+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>bir kere aşık olduysan; neden aşık olduğunu çözümlemektense, -mutlu olduğun anlar da sıklıktaysa hani- herşeye rağmen çok sev onu... çünkü sen -ben-&amp;nbsp;mükemmel bir insansın. sen -ben-&amp;nbsp;mükemmel bir insansan, aşık olduğun insan, -sevgilim-&amp;nbsp;dünya üzerindeki enlerin sahibidir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-1472236592416112787?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/1472236592416112787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=1472236592416112787&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1472236592416112787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1472236592416112787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/bir-kere-ask-olduysan-neden-ask.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-7209615521683604318</id><published>2010-01-02T09:18:00.000+02:00</published><updated>2010-01-02T09:18:31.239+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>huzurlu bir gecenin güzel sabahına hoşgeldin serzeniş meraklısı...&lt;br /&gt;ruh halin huzurlu.&lt;br /&gt;mutlusun...&lt;br /&gt;böyle kal hacı. böyle bırakıl; bugün...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-7209615521683604318?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/7209615521683604318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=7209615521683604318&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/7209615521683604318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/7209615521683604318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/huzurlu-bir-gecenin-guzel-sabahna.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-6079168980441162037</id><published>2010-01-01T15:57:00.000+02:00</published><updated>2010-01-01T15:57:15.658+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Başlıklı Kayıt...</title><content type='html'>sessizliği delip geçmenin tek yolu değil gürültüler çıkarmak. susturun üst katta konuşan şu kadını... tüm benzinini yekpare bir boruyla çekin ki bir daha bu kadar gürültülü çalışamasın o eski kamyonet... uyutun beni, unutun... uyutun ve unutun uyuttuğunuzu ki; bir uyanış vaktim olmasın... "şu vakit uyandıracağım" demeyin üzerimden yaptığınız planlarda... &lt;br /&gt;sus ve düşün bugün... yeni yıla girdin, eğlendin gönlünce herşeyi bir geceliğine unutarak...&amp;nbsp;ya da hüzünlendin eski&amp;nbsp;yıllarda bıraktığın, bol ikramiyeli&amp;nbsp;giriş biletlerini düşünerek, elindekinin amortisinin bile olmadığına çatarak... hile yapmayı denedin, rakamlarını değiştirmeyi ama olmayacağını anlaman da pek uzun sürmedi...&lt;br /&gt;sus ve düşün bugün... üzerindeki rakamları ya da o rakamların kombinasyonunu sevdiğin için&amp;nbsp;veya senin için anlamlı rakamlar olduğundan dolayı&amp;nbsp;almıştın o bileti... bırak! başka insanların söylediği rakamlar değersiz kılmasın elindekini... bırak; başkasının değerli kıldıklarını değerli görmeyi. aklın mı yok, fikrin mi sapkınca? yapamaz mısın içinde bir mülakat için ve dışınla? sustun diye, tüm yaşam belirtilerini ya da insancıl belirtilerini de susturmak zorunda mısın? değilsin, olmamalısın...&lt;br /&gt;düşün... o bileti alabilmek bile ne kadar heyecan ve mutluluk getirmişti sana... geceleri o bilete bakıp hayaller kurdun... en güzel yerlerde sakladın başına birşey gelmesin diye. sağda solda bırakmadın, üzerine çay falan dökülür de numaraları okunmaz hale gelir, geçersiz kılınır diyerek. şimdi ne oldu? yedi tane yuvarlak kürenin içinden düşen eşit orandaki sayı mı değersiz kıldı o bileti, başka insanların belirledikleri rakamlar?&lt;br /&gt;önermenin ne olduğunu tam olarak bilmiyorum ama; önerme neyse, onu da siz buluverin bi zahmet...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-6079168980441162037?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/6079168980441162037/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=6079168980441162037&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6079168980441162037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6079168980441162037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/baslkl-kayt.html' title='Başlıklı Kayıt...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-1011100741647119573</id><published>2010-01-01T04:39:00.000+02:00</published><updated>2010-01-01T04:39:24.931+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Tırnak Sancısı...</title><content type='html'>çok garip yazılar çıkıyor bu parmaklardan son günlerde... kendi yazdıklarımı imla kontrolü amacıyla okuduğumda, hastalıklı bir insan olduğumu düşünmeden edemiyorum...&lt;br /&gt;neden bir insan şüpheci ve kuşkucu olur ki herşeyden önce kendisine karşı? neden bazı şeyleri idrak edemez ki, kendisinde bile... değişiyorum. her ne yaparken olursa olsun yorulduğum için sızlandığımı, sızlandığım için huzursuz olduğumu görebiliyorum net bir şekilde. hayatımda ilk kez yorulmak istemiyorum. oysa bu zamanlarım yorulmak vakti. girdiğim firmada kendimi kanıtlamak, zor günlerin son demlerini hakkıyla ve yorularak geçirmek... yorulmak istemiyorum bugünlerde...&lt;br /&gt;ikibuçuk saattir bilgisayar başındayım ve yaptığım tek şey facebooktan kendi resimlerime bakmak. kendimi seviyorum. yani bunun anlamı yaklaşık olarak yirmibiryıllık yaşantımda elde edebildiğim tek şey süper egom... ego dediğin şey, hayvanati bir özgüven sağlıyor insana söz konusu insan ben olduğumda, ama ben ilk defa başka insanların bende yarattıkları güvenden ötürü kendime güvenebilmeyi diliyorum hayattan. yeni tanıştığım hiçbir insana güvensizlikle yaklaşmadım, sadece gözlemciliğim, inatçılığım ve merakım sayesinde öğrendiklerimden sonra, örülü bir duvar tadındaki güvenimden, tuğlalar eksilttim. bu hep böyleydi. kimsenin hakkını yemek, geçmişimde güvendiğim için yediğim kazıklar yüzünden başka insanlara güvensizlikle yaklaşmak istemedim. güven veren benim ona sunduğum duvarı güçlendirirken, güven veremeyen&amp;nbsp;insanlar tuğlaları tırnaklarıyla söktü ve tırnaklarının acısından yakındı ve&amp;nbsp;onları etime batırarak acısını&amp;nbsp;çıkarttı. bense her zaman bir şeker hastasının yavaşlığında iyileştirdim yaralarımı ama hiçbir yara görünen uzuvlarımda değildi... &lt;br /&gt;hatta; öyle bir adamım ki kimsenin beni yaralamasına izin vermedim ve kendi kendimi şu sıralar çok canımı sıkan sivilcelerle yaraladım. bakan insanlarda belki acıma uyandırdı ve "bu zaten çok yaralanmış!" cümlesini kurdurttu ama acıtasyon da bir nevi sanat dedim ve kendimi hep bohem bir sanatçı, sanatı yaratan ve yarattığı şeyi mükemmel bir şekilde icra eden bir adam olarak gördüm. baktığımda ise henüz adam bile olamadığımı fark ettim çoğu zaman. adam olamamışsam, sanatçı da olamazdım...&lt;br /&gt;hayatta herşey göreceli. wiktoryas sıkrıt defilesindeki kadınlar kadar çirkin bazı yaşanmışlıklar ve ne kadar makyaj yaparsan yap, bazen görece dediğin kadrajdan içeriye adım atamıyor hiçbiri... makyaj malzemen bol, fırçaların eksiksiz ve sen, usta bir makyöz dahi olsan da; makyaj malzemelerin birçok kez kullanılmış olduğu için, renkler birbirine karışmış ve çoğu zaman; düzeltmek istediğin herşey daha çok bozuluyor... doğal güzelliğe olan ilgin alakan ve saygın artıyor anca. makyajsız olan anılarına sarılıyor ve yaptığın o iğrenç makyajı örtpas etmeye çalışıyorsun. işte güzelliğin görecesine cuk oturan yaşanmışlıklar...&lt;br /&gt;yaşıyorsun ve yıllar öncesini düşündürüyor bir şarkı. belki gözleri doluyor, belki eskiyi hatırlıyor ve harekete geçiyor zihin... söz yazarlarına bile lanet okuyorsun, düşünebiliyor musun? "neden, neden böyle bi şarkı yazdınız ve neden bu lanet olasıca şarkı yer etmiş!" diyorsun... etmemeliydi...&lt;br /&gt;hiçbir duygu "vintage" kıvamı kazanması için yatırılmamalı kalbin karanlık ve pıhtılaşmaya yüz tutmuş kanla dolu odacıklarına... en güzeli yırtılana kadar giy ve çöpe at. anı dediğini elbiselere ve eşyalara bulaştırmayacaksın. kalıverecek oracıkta, yaşadığında. benzer bir olay yaşadığında aklına takılmayacak çünkü sen o olay üzerine envai çeşit zihin sildirme yöntemini denemiş ve en az birinde başarıya erişmiş olacaksın. bu lazım, bu lazım çünkü karşındaki insana ayıp ediyorsun... &lt;br /&gt;-aslında hiçbirşey yok... bu yazılanlar sadece zihin ereksiyon hali kazanmışken, boşalayım bari düşüncesini esin kaynağı bellemiş... aklımda şu sıra ne kadar çok kelime dönüyor ve ben ne kadar beceriksizce hiçbirinden bir cümlecik bile kuramıyorum ve ne kadar rahatsız oluyorum, anlatamam...-&lt;br /&gt;ikibinona gelince ve güzel şeyler yazmak, yani kapanışı yapmak gerekince...&lt;br /&gt;etrafında kendine rağmen sevebildiğin bir insan varsa, yakasına sıkıca yapış ve asla ne üzerindeki elbiseyi değiştirmesine, ne de yakasına tutunduğun ellerini ısırarak bırakman için&amp;nbsp;seni kışkırtmasına&amp;nbsp;izin ver. onun hakkında iyi şeyler düşün. biraz daha az detaycı ol ama detaycı olmayacağım, bu kadar çok umursamayacağım derken önemli ayrıntıları ya da küçük jestler yapabileceğin noktaları asla kaçırma. yerli yersiz hediyeler al mesela. paran mı yok, bir yerlerden kırp ve biriktir, ama yine de al mesela... karşılıklı hediye alınması kaçınılmaz dönemlerde kat-i suretle önceden hazırlıklı ol&amp;nbsp;ve kesinlikle hazırlıksız yakalandığın için günü kurtarmak adına ya da pişman olduğundan mütevellit&amp;nbsp;hareket etme. doğruyu söyle. unuttuğunu ya da imkanının olmadığını. özür dile gerekirse, özür dilemek dediğin, dili aşındırmıyor, test ettim ve şimdi sana doğru bilgiyi kendimi kaynak göstererek sunuyorum. bazı şeyler söylendikçe anlamını yitirir diyenlere inat özrünü de, övgünü de bol keseden saç etrafına ve sevilmek için, hali hazırda seven birileri varsa o sevginin devamlılığı için çabala. evet doğal olmak güzel birşey, ama doğal olmak istiyorsan teknolojinin nimetlerinden de yararlanma istersen. öylesi tam anlamıyla teslimiyet olur ki, bu daha çok kabul gören bir uygulamadır...&amp;nbsp;doğallık dediğin evrimi elinin tersiyle itip kabul etmemek ve maymunvari bir yaşam sürdürmek bana sorarsan. içinde düşünüp "bunu yapmalıyım" dediğin, yapmak için karar kıldığın herşey olabildiğince doğal, mantığına, duygularına güvenmeyi öğren. ikibinon dediğin, yaş hesaplamak için uygun bir tarih biçimi olmaktan çıksın, farklı anlamlar yükleyebil bu yıla... "bu yıl çok sevilmiştim" de mesela ya da&amp;nbsp;"ne kadar mutlu oldum..." bu cümleleri kur ikibinonbire girerken ve yüzün asılmasın o gün bile, sevgiyle, sevgiliyle ve huzurla yetinmesini öğren artık... &lt;br /&gt;yaşadığın olayların üzerine bir kez bile düşünemeyecek kadar umursamaz olma mesela bu yıl. umursa ve yaşadıktan sonra düşün. eğer güzel şeyler yaşadıysan ileriye dönük planlar yap ve güzel olan herşeyin, güzel kalması için çabaladığını, göğsünü gere gere anlat tüm yakın dostlarına. kötü birşey yaşarsan da içinden alabileceğin tecrübeyi ayıkla, o tecrübeyi oluşabilecek önyargılara karşı kapalı bir kutuya koy ve kutuyu, en derinlerine hapset. o kutu dediğin k; yaşamın kaynağıdır aslında...&lt;br /&gt;içinden gelsin yaptığın herşey. kendin ol, ya da en azından&amp;nbsp;sevdiğinin kedisi. sevmek ya da bacaklarına sürte sürte kuyruk kıvırmak istemiyorsan bile, bırak; o sevsin seni gıdından, kulak arkandan ve tokyondan. yoksa birgün sevilmek isteyeceksin ama bulabildiğin tek şey seni ezmemek için çabalamayan arabaların ortasında durduğun nokta olacak... baktığını gören biriyle birlikte olduğun için hiçbir iyiliği ve güzelliği gözüne gözüne iliştirmekten çekinme, eğer düzgün bir üslupla yaparsan bunu, her zaman için kazançlı çıkarsın...&lt;br /&gt;yine çok dolmuşum sağlı sollu&amp;nbsp;ve dolmuş, her daim&amp;nbsp;yolcularını tamamladıktan sonra hareket eder... dandik bi kapanış oldu. ama ben ferahladım, olsun varsın, dandik olsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-1011100741647119573?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/1011100741647119573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=1011100741647119573&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1011100741647119573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1011100741647119573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2010/01/trnak-sancs.html' title='Tırnak Sancısı...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-8093785219953366652</id><published>2009-12-29T16:06:00.000+02:00</published><updated>2009-12-29T16:06:58.644+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>İşe Başlama Durumları...</title><content type='html'>cumartesi günü&amp;nbsp;&lt;a href="https://www.markafoni.com/user/registration/login/?next=/"&gt;markafoni&lt;/a&gt;'de&amp;nbsp;çalışmaya başladım.&lt;br /&gt;cuma günü görüşmeye gittim, ertesi gün başlamamı rica ettiler... kabul ettim ben de...&lt;br /&gt;depo personeli olarak çalışıyorum... özellikle bu süreçte, pek fazla seçici davranma seçeneğim yoktu. gerçi, fena da olmadı, ortamı falan pek bi güzel, beğendim...&lt;br /&gt;ancak; yönetim ve tavır konusunda öyle konularla karşı karşıya kalıyorum ki, çok ayıplıyorum yöneticilerini... ordu düzenine yakın bir rejim altında çalışmış biri; daha kurumsallaşmaya karar kılalı üç dört ay olmuş bir firmada çalışmaya başlayınca, fazlasıyla garipsiyor... &lt;br /&gt;mesela iş görüşmesine gittiğimde, insan kaynakları departmanının birbuçuk ay önce kurulmuş olduğunu öğrendim. bir de bunun yanında; işe başlayalı bir ay olmayan bir insan kaynakları personelinin; henüz tanımaya fırsat bile bulamadığı bir firmayı nasıl da göklere çıkardığını ve ölümüne savunduğunu gördüm ki, çok komiğime gitti açıkçası. bir de tebrik ettim tabii... işi bu, büyük bir başarı aslında yaptığı, ama saçma...&lt;br /&gt;yirmibeş gündür lojistik sorumlusu olarak görev yapan bir adamın; inatla ve ısrarla yıllardır o firmanın aylık raporlamalarıyla cebelleşmişçesine bilge takılma çabalarını ve başarısızlığını gördüm, on günlük, vasıf kazanmak adına orda bulunan adamların kıdemden bahsetmelerini gördüm ve çok eğlendim/eğleniyorum...&lt;br /&gt;bugün işe başlayan arkadaşla birlikte; yirmi kişiye çıktı depoda çalışan personel sayısı. bundan önce bu işin içerisinde bulunan ya da herhangi başka bir büyük firmada çalışan tek adam benim. diğerlerinin tamamının ya ilk firma içi çalışma deneyimi ya da ilk iş deneyimi. bu yüzden yirmi yıldır lojistik işiyle uğraşan sorumlu arkadaşın hemen dikkatini çekmeyi başardım. işe başladığım gün düzeni değiştirip, beni birçok işten muaf bırakacağı bir mevkiye getirdi... gün aşırı sigara içerken ya da çay almaya gittiğimde karşılaştığımızda "senin gibi&amp;nbsp;yaptığımız&amp;nbsp;doğru seçimlerle büyüyeceğiz." gibi laflar ediyor çekip gitmemem için.&lt;br /&gt;çekip gidebilitem var çünkü herşeyden önce, sağladığı şartlar aklımda tasarladıklarımla uyuşmuyor. verdikleri maaş, benim düşündüğüm paranın dörtte üçüne yakın. yeni personeller,&amp;nbsp;yeni yöneticiler, yeni düzen ve birbirine henüz "takım" vasfı kazandıramayan insanlar... bir de mesai ücreti vermiyorlar ama günde beş saate yakın mesai var. personel yetersiz, planlama yetersiz, personel çok ense yapıyor ve özenle seçilmemiş falan... çok sorunu var, çok problemi var... ama bir diğer yandan personelin giyim kuşamdır, sakaldır gibi konularına da karışmıyor... bu firma markaların topladığı bilgisayarlar gibi. bir yanı çok kuvvetli iken, bir diğer yanı pek güçsüz. belki de bu aşamayı bir türlü atlatıp, ilerde eleme yöntemiyle kaliteli bir kemik kadro oluşturacaklar, onu da pek bilmiyorum...&lt;br /&gt;ama bildiğim tek şey var, o da üç ay içerisinde iyi bir mevkiye erişebilirim... günden güne birşeyler öğreniyorum ve kendimce gereksiz gördüğüm övgüler alıyorum... maaşımı bu yönde güzelleyebilirim zamanla. zaten üç aylık bir maaş lazım, standartlarımıza erişebilmek adına...&lt;br /&gt;neyse efenim... onbeş aylık işsizlik sürecim, bu cumartesi günü son bulmuş bulunmaktadır. aktarıcaklarm şimdilik bu kadar. günde onüç saat ve üzeri çalıştığımı/çalışacağımı bilmemezliğe gelmemenizi rica edeceğimdir...&lt;br /&gt;ben serzeniş meraklısı... gelişmeleri&amp;nbsp;çalıştığım firmadan, şahsi bilgisayarımdan bildirdim... esen kalın....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-8093785219953366652?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/8093785219953366652/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=8093785219953366652&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8093785219953366652'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8093785219953366652'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/ise-baslama-durumlar.html' title='İşe Başlama Durumları...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-8637575080600413594</id><published>2009-12-28T20:26:00.000+02:00</published><updated>2009-12-28T20:26:44.211+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;@work...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-8637575080600413594?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/8637575080600413594/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=8637575080600413594&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8637575080600413594'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8637575080600413594'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/work.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-1777186754013240372</id><published>2009-12-25T13:31:00.004+02:00</published><updated>2009-12-25T13:32:25.112+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;deliye hergün perşembe!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-1777186754013240372?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/1777186754013240372/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=1777186754013240372&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1777186754013240372'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1777186754013240372'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/deliye-hergun-persembe.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-4295976248097159246</id><published>2009-12-24T19:15:00.000+02:00</published><updated>2009-12-24T19:15:56.142+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>bugün ilkokulda çok sıkı takıldığımız ama sonrasında iletişim kopukluğu yaşadığım bi arkadaşımla karşılaştım yolda yürürken...&lt;br /&gt;"vaaay bilmemne naber yauuw!" faslından sonra kurduğu cümle "bu ne lan saçları beyazlatmışsın" oldu. iletişim kopukluğu yaşamamızın, kaderin tatlı bir hediyesi olduğunu düşündüm o an. alla alla ya. ulan on seneye yakındır görmediğin adam, böyle karşılanır mı? çok uyuz oluyorum böyle şeylere, bu nasıl bir algıda seçiciliktir? yok hayır, bir kadın olsam eyvallah, saç rengi falan ciddi konulardır ve bunun üzerine en ateşli tartışmalara bile girmekten asla kaçınmam, ama sanane olm benim saç rengimden, diy mi sevgili okur?&lt;br /&gt;bu arkadaşım, çocukken çıta gibiydi, rüzgarlı günlerde okula biz getirip götürürdük sağa sola uçuşmasın diye, sevaptır diye... bugün yanakları yüzüme fışkırır mı lan diye tedirginlik yaşadım karşısında, hayvaneti yemiş gibi olmuş, bildiğin şişman kategorisinde ama kıymeti bilinmese, farkına varılmasa da düşünceli arkadaş statüsünde olan ben, yüzüne yüzüne "oha lan hayvan gibi olmuşsun, bu ne o götü nası bu&amp;nbsp;pantolona sığdırdın?" dedim mi? demedim. &lt;br /&gt;zaten bu sıralar dış görünüş dediğin şey bende sıfırınaltındaon... zaten yüzümde de değişik oluşumlar baş göstermiş! nefret ediyorum lan, aynalara bakamıyorum iki haftadır. yediğim bişey mi dokunuyor, yoksa ben mutluluk hormonuna ve onu salgılıyan tüm besinlere tapınıyor muyum şu sıralar bilmiyorum. yüzüm gözüm çok kötü sivilcelendi. bildiğin ergenim, ona da bir karşı çıkmam, bir agresiflik göstermem söz konusu değil elbet, ama artık "gördün mü yirmibir oldum!" demeye şurada sayılı günler kalmışken, hakkıyla yirmiyi doldurmaya gayret gösterirken, artık şu ergenliği bırakalım bir kenara, değil mi sevgili okur?&lt;br /&gt;gerçi ergenlik dediğin şey, taşkınlıklar söz konusu olduğunda gayet siper, kullanabilene. ama o da bir insana en fazla birkaç kez uygulanabilitesi olan bir mevzu... ebeveyn değilse karşındaki, üçüncü seferden sonra "başlarım lan senin ergenliğine, ergen kene!" der, basar şaplağı ergen kıçına... ben olsam öyle yapardım ya da... etrafımda henüz biyolojik durumlarını benim gibi silah olarak kullanan insanlar yok, olmasın da... kadınlar da hastalıklarını bahane etmesinler, regl dediğin nedir ki diyerek, tepki çekerek üne kavuşacağını sanan insanlar gibi, hastalıklı bir şekilde davranırım...&lt;br /&gt;ruh halim pek normal değil. çok fazla mutlu, çok fazla iyimser ve çok fazla tamamlayıcıyım... ara sıra çok karamsar olduğum anlar yaşıyorum, bazı bazı "hepimiz ölüceeez" diyerek dolaşıyorum ortalıkta ama, genel olarak mutlu ve huzurlu mod diyebiliriz...&lt;br /&gt;ama işte, dediğim gibi ruh hali bu kadar az madde saydın mı bitmiyor... uyuyamıyorum. geceleri uyumak bilmiyorum ama sabahları saatlerimiz 07 o'kloku göstermeden, henüz hazır kıta bekleyen üç alarmın hiç biri varış noktasına eremeden uyanıyorum. berbat bi durum ya... yani insan neden birkaç kez de son uyanan, uyandırılan ya da alarmları duymayan sınıfında ele alınmasın ki? benim tartıştığım nokta bu...&lt;br /&gt;yani mesela, ömrüm boyunca kalktığımda uyanmamama gayret gösterilerek hazırlanmış bir kahvaltı sofrası bulamayacağım önümde...&amp;nbsp;işe gideceğim bir sabah aceleyle hazırlanmış&amp;nbsp;taze sıkılmış meyve suları ve tost da hayal... yani erken uyanma alışkanlığı dediğin, çok boktan bir durum anlayacağınız... ama şunu da eklemeden edemeyeceğim, üç dört saatlik bir uykuyla haftalar geçirebileceğimi hissediyorum, o kadar enerjiğim, o kadar güçlüyüm fiziksel ve zihinsel olarak ve kendimi güçlü hissetmek o kadar iyi geliyor ki bana; bir akşam boyunca ev ahalisinin hepsini alt edip, kumandayı elden hiç bırakmamak ve istediğin yeri kimsenin mızmızlanmalarını dinlemeden izlemek gibi. o la la...&lt;br /&gt;ama uykuyu istediğim zaman çok, istediğim zaman az uyuyabilitemin de olmasını isterdim. mesela pazar günleri öğlene kadar yatmak, kimin hoşuna gitmez değil mi sevgili okur, özellikle de yapacak hiçbir işi yoksa ve az da olsa miskinliği seviyorsa!&lt;br /&gt;ama herşeyi bir kenara bıraktım, eğer yazdıklarım bir taraftan da not alınıyorsa bir ricam olacak... şu sivilce denen olayı bu ergenlik denen süreçten kaldırsak be hacı, tamam iyi hoş, o da güzel, sivilcelerimi sevmiyor değilim... ama dış görünüşe çok fazla ihtiyaç duyduğum günlerde bir kapatıcı etkisi, bir ferahlık hissi, bir bahar yeli ya da bir tanrının eli olayına girişsek de, beybi feys konumu olmasa da, standarta çeksek benim şu meymenetsiz suratı? hadi be hacı!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-4295976248097159246?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/4295976248097159246/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=4295976248097159246&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4295976248097159246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4295976248097159246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/bugun-ilkokulda-cok-sk-takldgmz-ama.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-4825619299838176469</id><published>2009-12-24T18:45:00.002+02:00</published><updated>2009-12-24T18:45:40.937+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>keyfim kaçmayacak... keyfim kaçmayacak...&lt;br /&gt;19:30.. biraz uyuyacağım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-4825619299838176469?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/4825619299838176469/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=4825619299838176469&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4825619299838176469'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4825619299838176469'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/keyfim-kacmayacak.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-4300894181565198241</id><published>2009-12-24T12:58:00.000+02:00</published><updated>2009-12-24T12:58:24.425+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Bir Yerde Hepimiz Başlık Değil Miyiz?</title><content type='html'>iş aramakla geçiriyorum günlerimi...&lt;br /&gt;hobi olarak da&amp;nbsp;boğaz köprüsünde istop oynayan ve stop eden arabamızı itiyorum, yine arabamızın patlayan tekerini bozuk bi krikoyla değiştiriyorum, yine arabamız bozuldu diye tamircinin telefonla yaptığı yönlendirmeyle motorda bi hortumu kesip, başka bi yere takıyorum falan...&lt;br /&gt;amelelik ve ustalık arasında gidip geldiğin bir montaj işidir gidiyor bir diğer yandan, elimi kesiyorum, kamyonun kapağına ayağımı sıkıştırıyorum ve hattızatında pek bi eğleniyorum.&lt;br /&gt;hamladığım hissine kapılmıştım bayadır, dün tekrar form kazanmak için iki üç kilometre araba ittim... nası mutluyum, nası huzurluyum.. kollarıma güç, kuvvet geldi... spor salonuymuş, koşu bandıymış, nedir yani?&lt;br /&gt;ingilizce öğrenmek istiyorum...&lt;br /&gt;ofis ikibinyedi eğitimi almak istiyorum.&lt;br /&gt;ondan hemen önce ofis ikibinyedi edinmek istiyorum...&lt;br /&gt;diksiyon eğitimi, şan dersi, kaval çalabilme yetisi istiyorum...&lt;br /&gt;dükkandaki&amp;nbsp;farelerimi gezintiye çıkaramıyorum!&lt;br /&gt;bu sabah bulduğum yavru köpeğe aldığım onca salamı yememesine anlam veremezken ve küfürler giydirirken&amp;nbsp;henüz dişlerinin olmadığını fark edip, kendimi ayıplayıp süt almaya koşturmak istemiyorum, köpekler hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak, hatta barınakların ihtiyaçlarına bütçesi elverdiğince katkıda bulunan insanlardan olmak istiyorum...&lt;br /&gt;çamaşır makinası, buzdolabı, fırın, fön makinası, ketıl, epilatör&amp;nbsp;gibi elektronik aletler arıza yaptığında "şıp" diye anlamak istiyorum.&lt;br /&gt;işe girdiğim taktirde faizli hesap açtırmak istiyorum...&lt;br /&gt;girdiğim iş yerinde üç beş ay geçirdikten sonra kapris yapıp kullandığım bilgisayarı, delgeçi ve hattızatında koltuğumu değiştirmelerini talep etmek istiyorum...&lt;br /&gt;servis bekletilmez beklenir bahanesiyle, bi kaç sigara fazla içmek için yarım saat erkenden servis güzergahında pusuya yatmak istiyorum...&lt;br /&gt;hiç yapamadığım bişey belki ama serviste uyuyarak yolculuk etmek istiyorum...&lt;br /&gt;iş ilanı veren firmaların aradığı nitelik ve niceliklerin tümüne sahip olmak hayal belki; ama birçoğuna sahip olmak istiyorum. (gerçi bu istek kabul gördüğünde bir elli altmış yaşına varmış olurum ben, adamlar işgören değil bildiğin süpermen arıyor..)&lt;br /&gt;sakaryaya gidip godsyi ziyaret etmek istiyorum takım elbiselerimle... iş bulduğum için kederlenmez, küfürler etmez bana, aksine&amp;nbsp;çok sevinir iyidir, dostumdur o benim...&lt;br /&gt;kaybettiğim arkadaşlarım var benim, eskiden çalıştığım yerlerden falan, onlarla tekrar&amp;nbsp;iletişim kurmak&amp;nbsp;istiyorum... belki şimdi çalıştıkları yerde bir açık falan vardır, değil mi?&lt;br /&gt;telefonumu çaldırdığım mağazadan konumuma uygun olarak takım elbise, kemer, gömlek, kaşe palto falan almak istiyorum. ödeme yaparken "telefonum çalındığında yeni telefon almak için hırs yaptım ve iş adamı oldum, beni sizler yarattınız!" diyerek telefonumu çaldırdığımda kıs kıs gülen ibne satış danışmanlarının yüz ifadelerini keyifle izlemek istiyorum..&lt;br /&gt;bana onbeş ay askerlik yaptırmayarak iyilik yapan ancak onbeşay işsizlik yaptırarak psikolojimi altüst eden&amp;nbsp;hayatı birkaç ay da olsa hayvanati bir şekilde yaşayarak hıncımı çıkarmak istiyorum... &lt;br /&gt;bu istek listesi bitmez! &lt;br /&gt;şükürbaz olmak istiyorum diyerek kapanışı yapıyorum. ;)&lt;br /&gt;bir sonraki şımarıklık senfonisine hepiniz davetlisiniz!&lt;br /&gt;sağlıkla kalın bakalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-4300894181565198241?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/4300894181565198241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=4300894181565198241&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4300894181565198241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4300894181565198241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/bir-yerde-hepimiz-baslk-degil-miyiz.html' title='Bir Yerde Hepimiz Başlık Değil Miyiz?'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-5044022810207180485</id><published>2009-12-20T07:19:00.002+02:00</published><updated>2009-12-20T07:19:25.181+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>pazar sabahına da altıbuçukta uyanılmaz ki ama arkadaşım... &lt;br /&gt;başlarım lan ben böyle bünyeye!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-5044022810207180485?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/5044022810207180485/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=5044022810207180485&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/5044022810207180485'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/5044022810207180485'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/pazar-sabahna-da-altbucukta-uyanlmaz-ki.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-943121703537375405</id><published>2009-12-19T13:06:00.000+02:00</published><updated>2009-12-19T13:06:37.792+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Sis, Karmaşa ve Suçlama...</title><content type='html'>güneş doğuyor belki, koyu renklerin üzerine. ya da sadece aydınlanıyor, güneşsiz bir gün, doğu yakasından... ya da uzun süreli bir uykudan uyanıyorsun. çok uyumak yormuş, çok fazla hareketsizlik kireçlenme yapmış ve hareket etmekte zorlanmışsın. gerinemiyorsun ilk hareketlerde. hareket ettirebildiğin tek yer, göz kapakların. ama gözlerini açıyorsun ve maymunlara ithafen; "gözlerimi açtım" diyorsun.&lt;br /&gt;sis perdesi çöküyor önce, tüm yeşilliklere. ardından önünü göremiyorsun ve tökezleyerek, takılarak yürümeye gayret ediyorsun. binalar geliyor karşına, giriyor ve soluklanmaya gayret gösteriyorsun. sis, nefes almanı&amp;nbsp;bile engelliyor zaman zaman. girdiğin binalarda dar ve dik merdivenler. sen uzun ve geniş araç. uyuşamıyorsun. &lt;br /&gt;bu işin olup olmayacağını düşünüp dururken belki çatı katına&amp;nbsp;varmış ve sisten arınmış havayla tepkimeye girmek üzre oluyorsun ama olmayacağına hüküm getirdiğinde kendini merdivenleri çarpa çarpa inerken buluyorsun. kafandaki düşünce, temiz havaya olan ihtiyacını gölgeliyor ve tam ulaşacağın an, ondan kaçmaya başlamak için attığın ilk adıma dönüşüveriyor.&lt;br /&gt;çıktığında ya çok az bir zaman geçirmiş, ya da orada sağa sola çarpa çarpa birkaç gün geçirmiş oluyorsun. zaman değişiyor elbet... ama sis, olduğu yerde.&lt;br /&gt;gözlerini yakan bir sıvıya dönüşüyor sis, çapaklarını yumuşatıyor ve uykusuz olduğun aklına geliyor. hastalıklı bir kedi gibi gözlerini kırparak yürümeye, ilerlemeye çalışıyorsun ama gerekli olan şartlar sağlanamadığı için sen ne kadar adım atarsan at, ayağının altına dolanan belirsizlikler yerinde sayman için elinden geleni ardına koymuyor.&lt;br /&gt;birşeyler kaybedildiğinde, kıymeti bilinir dediklerini yüzlerce kez duydun. yüzlerce kez, birşeylerini kaybeden birilerini yenilerini bulabileceğine ya da kaybettiği şeyi aslında kaybetmediğine dair ikna etmeye çalıştın. yüzlerce&amp;nbsp;kez sislerin arasında kendini kaybettin... gün geldi, sen kaybedeni, onlarsa birşeyini kaybeden birini aslında kaybetmediğine ikna edeni oynadılar. sen biliyordun aslında kaybetmediğini... ama zoruna gidiyordu, insanların hiçbirşey yokmuşçasına ya da herşey aynı düzende ilerliyormuşçasına davranmaları. o yüzdendi ağlaklığın ve belki de çocukça kaprislerin. sen büyük adamdın, büyük adamsın ve büyük adam olacaksın derdin kendine ve taşı sıkıp, suyuyla duş alırdın arınmak için bu kötü düşüncelerden. taşın suyu soğuktu, sen zatürre...&lt;br /&gt;kaybeden rolü üzerine yapıştı zamanla. kazandığını kutlayamadın içtenliğinle. kazandığın, kazançtan sayılmadı ama gayet hiçe sayıldı... sayısını hiç bilmediğin kazançlarını sadece onlar umursamadığı için yok saydın ve elinde hiç galibiyetin kalmadı. insanların sözünü çok önemserdin ya, artık önemsemiyorsun da... bir kulağından girip, diğerinden çıkmıyor çünkü diğerlerinin sözleri hep bi kulak kiri ve lazım her&amp;nbsp;kulak kirlerini def etmek için bir&amp;nbsp;kulak çubuğu... kulak çubuğu oldu zamanla gururun&amp;nbsp;ama gerektiğinde&amp;nbsp;hiç gururunu&amp;nbsp;bir kenara bırakıp paketten yenisini çıkaramadın. kibirli, özgüven manyağı, megaloman bir insan oldun başkalarının gözünde ama sen, yalnızca başkalarına gerek olmadan gözündeki çapakları temizlemeyi istiyordun ve bunu başardığın için, böyle gözüküyordun...&lt;br /&gt;heybetli bir duruşun vardı tüm çarpıklıklarına ve kamburuna rağmen. dışı seni, içi de seni yakıyordu çünkü sen hariç kimse sana dışarıdan ya da içeriden bakmıyordu aslında. sen arkandaki-sağındaki-solundaki-çaprazındaki&amp;nbsp;yakışıklı adama\güzel kadına bakıldığında sana hayranlıkla bakılıyor zannedip kamburunu düzelttin yalnızca. en düzgün anlarındı bu... bir doğruyla paralel orantıyı yakalıyordun birkaç saniyeliğine ve o anlarda, güveniyordun&amp;nbsp;ruhunun güzelliğine...&lt;br /&gt;siste yürümek benzemez karda yürüyüp iz bırakmamaya. siste yürüdüğünde muhakkak ya kendinde, ya da yürüdüğün yerde iz bırakırsın baksa da göremeyen gözlerine ithafen... sis kalktığında her taraf yıkım, harb, darb izleriyle doludur ama hangi iz, kime aittir kimse bilemez, kanıksayamaz, ayırt edemez...&lt;br /&gt;dünya savaşları bitmemiştir aslında. birinci, ikinci, onbininci, yüzbininci... herkes, ömrü boyunca sürecek bir savaşa tutuşur, en az bir dünyayla... sen kendi dünyana kanlı bir savaş açtığının ve yıllardır savaştığının&amp;nbsp;bilincine, yüreği parçalanmadan varamayanlar kategorisinde yer alıyorsun. tek suçlu dünyan, asla sen değil. tek suçlu onun senin dünyan haline gelmiş olması, kesinlikle sen değil... tek suçlu o... mühimmatın kelime, silahın dil! tek suçlu o! dünyan o! sen hep kaybeden, sen hep gururuna yenik, mağdur ve ezik savaşçı... &lt;br /&gt;kelimelerini dünyana yöneltemeyecek kadar eski bir silah elindeki. gerçi&amp;nbsp;korkak bir&amp;nbsp;savaşçının eline&amp;nbsp;üst düzey bir&amp;nbsp;silah tutuştursalar bile ne yapabilir ki? anca kendisine zararı. sen; korkak. kelimelerin; şakaklarından fışkıran kan anca... &lt;br /&gt;sis hakim. meteoroloji öyle söyledi, sen de inandın. artık dünyanla arana çektiğin perdeyi kaldırıp bakabilecek kadar takatin bile yok, hissediyorsun. hissiyatı ve hassasiyeti kuvvetli adamsın vesselam. ininden çıkmak istemiyorsun, hatta istiyor ama korkuyorsun. çünkü siste bıraktığın ve sisin sana hediye ettiği izlerin sızlamaları hala vücudun ve vücudunun derinliğinde sakladığın ve asla kimselere göstermemek için çabaladığın ruhunda. tekrarlansın, kazınsın ve çıkmamazlık etsin istemiyorsun. çocukken yedin o naneyi, başkalarında görüp beğendiğin façayı koluna gün aşırı attın ve iki yıl boyunca sol kolun sızladı, sol koluna dokunmak isteyenleri de kovaladın üstelik. artık perçinlemek yok, artık tekrar geçmek yok. artık kazınmak yok... &lt;br /&gt;kanalları değiştirip hava durumu haberlerini yakalamak için gösterdiğin çabayı, siste emin ve güvenilir adımlar atmaya harcasaydın çoktan tavaf etmiştin dünyanı ama korkaksın, dedim ya... korkuyorsun. etrafında dolaşmak fikri bile bir çekince, bir düşünce hali... &lt;br /&gt;ne olur, ne biter bilmiyorsun... dünyan beyaz bayrakları kaldırıp af diler mi, af dilerse sen affeder misin... sis biter mi, bitişinden itibaren yeşillerden buhar yükselten güneş gülümser mi? bilinçsizsin! annen ve baban da böyle suçlardı seni, hatırlasana! bilinçsizsin. bilmiyorsun, çocuksun daha! çocuksan, savaşın orta yerinde ne işin var be adam! demezler mi? demezler. çünkü çocuksun, adam değil. şöyle diyebilirler: "çocuksan, savaşın orta yerinde ne işin var be çocuk! bilsene çocukluğunu, oynasana legolarınla. en büyük savaşı bakkalda kalan son şekeri kapmak için arkadaşınla yaptığın koşturmaca ya da istediğin bir şeyi ebeveynlerine yaptırmak için çıkardığın hengame olarak görsene..." &lt;br /&gt;sisin evine de ulaşması korkusuyla geçirdiğin uykusuz gecenin sabanında, güneş açıyor ey ademoğlu... sen ise&amp;nbsp;yorgunluğuna yenik, perdenin arkasındaki güneşe kör uykuya dalıyorsun. güneş sana göz kırpıyor ve dünyanla arana barış elçisi olarak giriyor ama sen uyuyorsun. uyuma! bırak artık korkularını bir kenara ve güneşi arkana alıp, gölgeni takip et. ne de olsa gölgen, sen güneşi arkana almayı akıl ettiğin an, en doğru yere götürecektir seni...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-943121703537375405?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/943121703537375405/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=943121703537375405&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/943121703537375405'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/943121703537375405'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/sis-karmasa-ve-suclama.html' title='Sis, Karmaşa ve Suçlama...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-1988983431418267002</id><published>2009-12-19T09:58:00.000+02:00</published><updated>2009-12-19T09:58:35.811+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>riders on the storm dinler, bağıra bağıra eşlik ederdik onunla... &lt;br /&gt;ey gidi... geçtiğimiz günlerde bir mağazada çalındı kulağıma... ne zamandır dinlemiyormuşum... flash disklerimi kurcaladım, acaba var mıdır diyerek... &lt;br /&gt;şimdi indiriyorum, tekrar, tekrar, tekrar dinleyeceğimdir... ama, sanırım, eşlik edemeyeceğim onun gibi... &lt;br /&gt;o kadar iyi telaffuz edemiyorum ingilizce kelimeleri... &lt;br /&gt;hatta utanarak söylüyorum ki; sözlerini de unutmuşum...&lt;br /&gt;özür dilerim. unutmamalıydım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-1988983431418267002?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/1988983431418267002/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=1988983431418267002&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1988983431418267002'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1988983431418267002'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/riders-on-storm-dinler-bagra-bagra.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-3058233367248543970</id><published>2009-12-18T00:32:00.001+02:00</published><updated>2009-12-18T00:33:04.715+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;ne yapıp, ne yapmayacağını bilerek,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;ilgi ve alakadan asla sıkılmayacağımdan emin,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;senin her dokunuşunda huzurumun ve hayata karşı duruşumun güçlendiğinin farkında olarak,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;her okşayışında bedenimi, patilerimi aça aça gerinerek!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;koynunda uyuttuğunda ancak, sokaktaki ezilme tehlikelerimi unutarak...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;kedileri sevdiğin gibi sevmeni istiyorum beni...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;kedileri sevdiğin gibi sev beni...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;kediler gibi sev beni...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;kedileri sev...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;kedini sev!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-3058233367248543970?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/3058233367248543970/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=3058233367248543970&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3058233367248543970'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3058233367248543970'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/ne-yapp-ne-yapmayacagn-bilerek-ilgi-ve.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-6399804102931231231</id><published>2009-12-15T20:38:00.000+02:00</published><updated>2009-12-15T20:38:05.702+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;farkına varamadan içine al, &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;işle ilmek ilmek beni&amp;nbsp;ve ben;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;içinde boşluk bırakmayana dek&amp;nbsp;haberin bile&amp;nbsp;olmasın varlığımdan&amp;nbsp;cennet!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;sürpriz yumurtan olayım... &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;kabuklarından soyutlandığında, bedenimle karşılaş...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;ve en mahrem oyunları oyna benimle; &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;arınmışken tüm yalanlardan...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;tekmişçesine, &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;hiçmişçesine, &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;yokmuşçasına &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;ya da &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;kaybolacakmışta,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;bir daha olmayacakmışçasına;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;usanmadan...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-6399804102931231231?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/6399804102931231231/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=6399804102931231231&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6399804102931231231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6399804102931231231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/farkna-varamadan-icine-al-isle-ilmek.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-2743565475936842974</id><published>2009-12-15T00:52:00.000+02:00</published><updated>2009-12-15T00:52:35.172+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Çok Mutluyum Yauw!</title><content type='html'>paçalarımdan mutluluk akıyor yahu :) (ahanda smiley kullandım, rahatladım...)&lt;br /&gt;hayat çok güzel ilerliyor ya!&lt;br /&gt;sevgilim bana mp3 çalar aldı!&lt;br /&gt;aslında çok daha önceleri alacaktı, askerlik olayı belli olduğunda hedaye olarak&amp;nbsp;ama ben telefon alıcam nasıl olsa, biraz daha çekerim bu eziyeti diyerek engellemiştim. ama bugün bir karar aldık, ileriye dönük... onun üzerine bana bir mp3 çalar gerektiğine karar verdik...&lt;br /&gt;samsungun makinası... test sürüşü yapıyorum şuan... mp3 çalardan müzik dinleyerek yazıyorum! mükemmel, çok beğendim menüsünü, ses kalitesini, kullanışlı oluşunu, yağşukluluğunu... allaam!&lt;br /&gt;üstelik çok da ucuza kapandı piyasasına göre... çok sevindim!&lt;br /&gt;bunun yanı sıra önümde üç koca dilim kadayıf durmakta... sevgilim benim için yaptı, herkeslerden de sakladı, korudu... neredeyse hepsini ben yedim, yerim! yine olsun, yine yapsın, yine yerim... hatunun elinin lezzeti geçiyo yaptığı yemeklere... hep inanmıştım, kanıtladı bana bu el lezzeti olayını...&lt;br /&gt;sonraa... öylesine geziniyorduk istiklalde... bişi gördü, böyle fermuarlı, eşofman üstü gibi... adını çıkaramadım bu modellere ne derlerdi?&amp;nbsp;beğendi, denememi istedi, giydim... nası yakıştı, nası beğendim ben! off diyorum... aldık...&lt;br /&gt;kendisine de kısa kollu örgü&amp;nbsp;bişey aldı, mor...&amp;nbsp;çok güzel oldu hatun... gözlerimi alamadım kendisinden... bi de baharda giyilebilecek çok güzel bir&amp;nbsp;ceketimsi aldı, kadife... bayıldım!&lt;br /&gt;ne zamandır dışarıya çıkmamıştık... ev, ev değil oda kuşuyuz bildiğin gibi değil... bir odamız var ve tüm yaşamsal faaliyetlerimizi ihya edecek kadar güzel. insanın çıkası gelmiyor, üşengece bağlıyor...&lt;br /&gt;çok mutluyum ya... az önce şarkıları seçtim bir bir. hepsini attım, ayarlarını yaptım, şimdi müzik dinliyorum! yarın adaya gidicem mesela. sabah iki saat yol gidicem... normalde olsa, sağa sola bakarak vakit çabuk geçsin diye dua edecektim, şimdi müziğimi dinleye dinleye... oh ya... oh...&lt;br /&gt;kadayıf ister misiniz? demek isterdim, ama sevgilimin yaptğı yemekler konusunda pekte paylaşımcı olamıyorum. mesela bir fırın makarna yapar benim güzelim... başka bişey yiyemezsiniz, tattıktan sonra,&amp;nbsp;o derece...&lt;br /&gt;oh oh, mis mis! sevgilimin yemekleri, sevgilimin zevkleri, sevgilimin incelikleriiiii! hayat güzel beya!&lt;br /&gt;dün otururken, sıkıldı biraz... başkasını bulucam, hiç heyecan kalmadı bu ilişkide dedi yüzüme yüzüme... ben de ona yeni bi insanın onu benim kadar&amp;nbsp;tanımasının en az iki yıl süreceğini, neler yaşayabileceğini ve doğru adama rast gelip gelemeyeceğini anlattım bir bir... çok haklı buldu beni... ne gerek var şimdi, bir daha kendini tanıt, aman da kırılma noktalarını gözüne sok, henüz bilmediği için bi ton kırsın seni, sen başka bi insan tanımak için vakit harca -ki sevgilimin hiç vakti yok böyle şeylere, ben düzene dahil olduğumdan :)- zor iş dedim kadın, gel vazgeç bu işten... bak elinin altında ciddi niyetli bi adam var, seni tanıyo, sen tanıyosun... değerlendir gitsin! ehehe... bugün düşünmüşte, vazgeçmiş başka birini bulmaktan... iyi yırttım valla :))&lt;br /&gt;bugün bir karar aldık bu arada... onun ne olduğunu sürpriz olarak saklamayı tercih ediyorum ama sevgilimin ya da benim cayma ihtimalimin varlığı nedeniyle, yüze vurum işlemleri için buraya yazıyorum. pilavdan dönen aç kalsın yaw! :)&lt;br /&gt;işte öyle sevgili okur... son iki haftada yaşadığım mutluluğu, ömrümün toplamında yaşamadım herhalde... güzel geçiyor, aşırı moralliyim, çok çok iyi hissediyorum kendimi... sağlıklı, mutlu, huzurlu, TOK :), hatta abartırsam yakışıklı bile bulabilirim... :)&lt;br /&gt;diğer konulara bir göz atalım...&lt;br /&gt;pazar günü dükkanın tüm çalışanları montajdaydık... pazar günü ve gecesi yağan sağanak yağmur nedeniyle dükkanımızı su basmış.bizim de pazartesi sabahı haberimiz oldu... bazı işler vardı montaja hazırlanmış, gününü bekleyen... ıslandıkları için yalan oldular... bugün (pazartesi) sabah sekizotuz akşam dört dükkan temizledim, ıslanmış olan parçaları kestim, dükkanda hareket etmeyen nesne kalmadı... benim kişisel gözlemlerime göre, bin lira kadar bir zarar var... moralleri bozmadık ama, üzüldük elbet... babamın, yani dükkanın işleri bu ara çok iyi, Allah bozmasın... son dört ayda onbeş-onyedi bin lira kadar bir borç kapattılar. bunun sekizbin lirası kiraydı, bir yıldır kira verememişler... bunlardan hiç haberim yoktu, içine girmeyince babam paylaşmamış bizle, yansıtmamış... çok şükrettim halimize...&lt;br /&gt;önümüzdeki hafta bugün, eski firmamla ciddi bir görüşmeye gideceğim... yeni yıla çalışır vaziyette girmem an meselesine döndü... bir haftaya kalmaz iş bulacağıma inanıyorum. boşluk bulursam aklımda birkaç firma var, tanıdıklarımın çalıştığı ya da benim niteliklerime uygun elemana kesinlikle ihtiyacı olduğunu düşündüğüm yerler, özgeçmiş dağıtıp, insan kaynaklarından birileriyle görüşme ayarlamaya çalışacağım... yine de kesin bakmamak gerek eski firmaya... bi nanik yaparlarsa, on günlük bir kaybım olmasın...&lt;br /&gt;askerlik belirsizken, geleceğim konusunda umutsuzluğa hiç düşmedim, hani kendimi biliyorum, taşı sıksam çıkarır suyunu içerim. ama şimdi dönüp baktığımda ben neler yapmışım kendime ve çevremdekilere diyorum... niye bu kadar acımasız olmuşum kendime karşı, niye bunca sert yapmışım... bak, diyorum, nasıl herşey rayına oturuyor... &lt;br /&gt;Allah nazarlardan saklasın, gerçekten pürüzsüz, kemiksiz, deliksiz bir mutlulukla perçinleniyor bu ruh bu dönemlerde... uzun süreceğe benziyor, bir anda kaybolup gidecekmiş gibi hissedemiyorum zorlasam da... &lt;br /&gt;oyy.. neyse... mutluluğumun kaynağına bu kadar yakın olmak, dokunabilmek, yanında kalabilmek, nefesini vücudunda hissedebilmek nasıl tatlı, nasıl başkaları için ulaşılmaz ve benim için hayatımın gerçeği ve&amp;nbsp;ne kadar mükemmel! cümle kurma yetim tekliyor, burda keseyim...&lt;br /&gt;artık dışarda müzik dinleyebileceğim! yaşasınn!&lt;br /&gt;hayat güzel! güzel bir kadının aitliğini hissetmekle, çok daha güzel... mükemmel...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-2743565475936842974?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/2743565475936842974/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=2743565475936842974&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/2743565475936842974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/2743565475936842974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/cok-mutluyum-yauw.html' title='Çok Mutluyum Yauw!'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-7919889456641012339</id><published>2009-12-13T23:27:00.000+02:00</published><updated>2009-12-13T23:27:14.436+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Babam...</title><content type='html'>ilk ağızdan çocukluğumu dinledim bugün, babamdan...&lt;br /&gt;ben çok babacı bi çocuktum, hala da öyleyimdir. değişmez de sanıyorum, paylaşılan, yaşanan ve görülen o kadar çok durum var ki, değişmemesi gerektiğini hissettiren...&lt;br /&gt;saman alevi yanımla karşılarım-karşıladım hep, babamla olan problemlerimi. kelimelerimin renk tonunu ayarlayamayıp koyu karanlık bir halde, zehir zemberek bir üslupla ya da sizin sert yaptığımı sandığınız ama benim eğlendiğim şekillerde. o adama kin ya da nefret besleyebilecek bir bünyeye sahip olduğumu da sanmıyorum... &lt;br /&gt;çocukluğumdan bana kalan çok güzel on onbeş an var... anımsayabildiğim ya da gözlerimi kapattığımda dün gibi yaşadığım, hissettiğim... sadece bir sahnede yok babam, gerisi onunla dolu...&lt;br /&gt;bir de babam diye söylemiyorum, boş bir adam değildir her ne kadar yaptığı işlerden yüzeysel şekillerde haberdar olan insanlar tarafından boşluk yaftası yapıştırılsa da... doludur, dopdolu, çocuktur, görmek isteyen hiç zorlanmaz... espritüeldir, genel kültürü çok iyidir çapına göre, kendini aşmışlığı, iş ahlakı, gönül kırmazlığı vardır... on numara adamdır, öyle tanımlayabilirim sokak jargonuyla...&lt;br /&gt;yüzeysel bakanların boş dedikleri neredeyse tek konu annemi aldatması... paylaştığımız o kadar çok şey var ki dedim ya başlarda, başka bir kadına aşık olduğu günün ertesi günü benimle paylaştı, fikrimi, hatta bir yerde tabiri caizse rızamı aldı. onbeş yaşındaydım ben. o kırktı...&lt;br /&gt;gelip nasıl tanıştıklarını, neler yaşadıklarını, o kadına baktığında neler hissettiğini ve bir yandan da, aklının bir ucunun hep ailesinde kalıp nasıl vicdan azabı çektiğini anlattı bana, arabanın içinde çaylarımızı içerken... o gün pikniğe gitmiştik, piknik dönüşünde dükkandan birşeyler alacağız diyerek kaçırmıştı beni o aile kalabalığının içinden. ben o günü sonradan oturup detaylı bir şekilde düşündüğümde anlayacaktım, o koca aileden çok daha farklı, çok daha ayrı bir yerde olduğumu...&lt;br /&gt;otobüs sondurağına çekmişti arabayı... çay istediğimizi işaret etmişti büfedeki garsona, bardak karıştırırmış gibi yaparak... çaylarımız geldikten sonra söze nasıl gireceğini bilememişti. lafı ağzında geveleyip, sakinleştirici birşeyler söylemeye gayret ederken çocuksu bir masumluk sezmiş ve böyle birşey duyacağımı hissetmiştim. o bana annemle aralarında olan sorunlardan, buna rağmen ben ve abim için sesini olabildiğince çıkarmamaya gayret ettiğinden söz ederken, başka bir kadının varlığını nasıl bir tepkiyle karşılamam gerektiğini düşünüyor, taslakta cümlecikler depoluyordum... gözleri dolu dolu söylemişti. başka bir kadın vardı, aşıktı, arkadaşının eşiydi, arkadaşı kalp ameliyatındayken tanışmışlardı üstelik... nefret edebilirdim babamdan. bir daha yüzünü görmek istemeyeceğimi söylerken sıcak çayı üzerine dökebilirdim mesela. miğdesiz bir adam olduğundan girip, anneme nasıl yaparsın bunulardan çıkabilirdim, rahatlıkla. öyle olmadı...&lt;br /&gt;babam, yaşına göre hem genç, hem de gayet yakışıklı bir adam. değişik bir duruşu var, değişik bir tadı olduğu hissine uyanıyor insan ve usta eller tarafından dikilmemiş, yani okumamış olsa da kaliteli bir kumaştan olduğunu her yanıyla belli ediyor. yani benim gözlemlerim bu yönde. abartmadığıma inanıyorum...&lt;br /&gt;montajlara giderdim babamla, okul tatillerinde falan. o zamanlar da ya kınalı adaya, ya da harbiye veya bostancı tarafına çalışıyorduk. müşterilerimiz genelde bayandı ya da beyefendilerin hanımları biz çalışırken bizi denetleme işlerini üstlenmiş oluyordu. yaşımın küçüklüğünün yanı sıra algılarımın güçlenmiş bir yanı veya hissiyatımın kuvvetliliğinden mütevellit; babamın muhattap olduğu kadınların ondan hoşlandıklarını ve flörtisyen bir duruş sergilediklerini sezebiliyordum. babamın da bunlara, onca sene hiç kulak asmadığını, ihanet etmediğini.&lt;br /&gt;o gün, bana aşık olduğunu söylerken göze aldığı şeyleri düşündüğümde, bana bu kadar güvendiği ve beni bu kadar ayrı tuttuğu için kendimle gurur duymuşumdur. hatta şunu söyleyebilirim ki; o güne kadar yaşadığım güvenmek ve güven sağlamak problemlerinin çoğunu da, oracıkta, çayımı yudumlarken yutup, sindirmiş ve yok etmek üzre bekletmeye koyulmuştum. bu yüzdendir ki; bir insan bana güvenmediğini dile getirdiğinde inanılmaz kırılıyor ve güvenmemesinin kendi içinde, kendi karakterindeki bir sorun olduğunu şiddetle&amp;nbsp;savunuyorum.&lt;br /&gt;babam bana, başka bir kadına aşık olduğunu söylediğinde annemle olan problemlerini benim de gözlemlediğim, ondan soğumasının normalliği ve eğer aşık olduysa, kesinlikle yaşaması gerektiği üzerine olmuştu. bunun üzerine o endişelerinden, beni kaybetme korkusundan bahsetmişti. onun tek korkusu buydu, beni kaybetmek...&lt;br /&gt;kaybetmeyeceğine dair söz verdim ben, o adama, oracıkta... kaybetmedi de, kaybetmeyecek de...&lt;br /&gt;aşkını gizli tutmaktansa, legal yolları tercih etmesini önermiştim. o günkü konuşmalarımızda kulağına küpe olmayan tek nokta, buydu. buna da karışamazdım. kendi seçimi, belki de kendi endişesiydi...&lt;br /&gt;çok saygı duydum ben babama, hala da azalmış ya da kaybolmuş değildir. kendimi bildim bile cumartesi, pazar demeden sabahın ilk ışıklarında dükkanı açar. tabiri caizse köpek gibi çalışır ve sorumluluktan hiçbir zaman için kaçmaz. sevgisini pek gösteremese de, gerçekten çabalar ve limitleri ne kadarına izin veriyorsa, o kadarını sunar karşısındakine...&lt;br /&gt;saygı kavramını ondan öğrenmişimdir ve seçimlerine ve hislerine, onun benimkilere duyduğu gibi, ben de onunkilere saygı duydum. destekledim, yeri geldi çocuk aklımla önerilerde bulundum, yeri geldi çektiği sıkıntıları sessizce dinledim. açıklarını yakaladım, bana göre açık olmayan ama bir başkasının eline geçtiğinde koz olabilecek türden şeyler. hep kapattım ona bile sezdirmeden. eksik hissetmedi kendini hiç, hiç açık vermediğini sandı...&lt;br /&gt;bahaneleri oldum, aşkına kavuşmak adına. yardımcısı oldum. aşık olduğu kadınla tanıştım, gayet saygılı ve arkadaş canlısı bir tavır da sergiledim. pek zor zanaatti. altından kalktım...&lt;br /&gt;şeker gibi bir adamdır babam ve meleklerde bile pek sık rastlanamayan türden bir yüreği vardır, cennetin temellerinde kullanılan materyallerle bezeli.&lt;br /&gt;tek haneli yaşlarımın neredeyse tamamına yakınını, uyumak için babamın eve gelmesini ve koynuna kıvrılmayı bekleyerek geçirdim. hatırlıyorum. o gelmeden uyumazdım, uyumazmışım bebeklikten... bir keresinde on günlüğüne şehir dışına montaja gittiğinde, takatim kalana dek beklemiş ve bayılmış, gücüm yettiğince beklemiş ve bayılmış, beklemiş ve bayılmış, bayılmış, uyuyamamışım. o geldiğindeyse iki gün deliksiz uyumuşum koynunda. o da hiç kıpırdamadan, gözünü bile kırpmadan durmuş, kaldığı yerde. öyleydi ama, hatırlıyorum. bazen uyuyormuş gibi yapıp ben uyuduktan sonra neler yaptığını gözetler ya da o anın keyfini çıkarırdım, çocuk aklımla. hiç kıpırdamazdı. biraz ötede olan televizyon kumandasına bile uzanmazdı, uyanırım diye... bunlardan konu açıldığında hep ateş gibi olduğumu, göğsünün yandığını, kışın benim göğsüne yasladığım başımla sıcacık kaldığını anlatır... sıcacığım, hep. hatta normallerin üzerinde bir vücut ısım var. sanırım o göğüs kafesinin içinde bana karşı büyütülen sevgiye yeterli kadar yakın kaldığım, o sevginin tıkırtılarını fazlasıyla dinlediğim için, göğsümdeki sıcaklık...&lt;br /&gt;çok hassas olmasa da, ağır değildir benim uykum. babam da öyledir, istediğinde on gün uykusuz kalır, o on günlük uykusuzluğun izlerini de dört saat uyuyarak atar. babasının oğlu derler ya, o tabiri hiç abime yakıştıran olmadı, şuana dek... bana yakıştırdılar, bana yakıştı belki de yalnızca. ya da ben arzuladım, babama benzemeyi ve en çok isteyen, hakeden konumuna yükseldi.&lt;br /&gt;bugün babamdan çocukluğumda birlikte yaşadıklarımızı ve beni ne kadar sevdiğini dinledim bir saat kadar...&lt;br /&gt;sesindeki duygusal dalgalanmalar, ara sıra gözlerinin dolması ve akabinde saçlarımı okşayışı, kazındı bir yerlere... herşeyi hatırladım... hatta hastanede doğduğumun haberi ulaştığında nasıl sevinçten havalara uçtuğunu ve bana "alpay" ismini koyarken ne kadar mutlu olduğunu, iş yerindeki arkadaşlarına elinde bi tepsi baklavayla gidip bir oğlu olduğunu söylediğindeki tarifsiz hazzı da kurgulayıp, yaşanmışlıklarımın arasına; özenerek seçtiğim ve hiçbir duygunun erişemeyeceği bir köşeye koydum.&lt;br /&gt;beni onun kadar sevebilecek bir canlı var mı acaba, dünya üzerinde...&lt;br /&gt;tarihe çentik;&amp;nbsp;bugün çok mutlu oldum. bugün çok yoruldum. bugün yorgunum ve mutluyum ve babamı çok&amp;nbsp;seviyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-7919889456641012339?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/7919889456641012339/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=7919889456641012339&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/7919889456641012339'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/7919889456641012339'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/babam.html' title='Babam...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-445652891541569940</id><published>2009-12-13T07:33:00.000+02:00</published><updated>2009-12-13T07:33:42.196+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkek olmak'/><title type='text'></title><content type='html'>erkek olmak; tanışma evresinde&amp;nbsp;özgürlüğünden etkilendiğin, özgür bir kadının özgürlüğünü elinden almaya, kendine bağımlı kılmaya çalışmak ve çoğu zaman, başarısızlığa uğrayıp, özgürlüğünü kabullenebilmek için mücadele etmek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-445652891541569940?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/445652891541569940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=445652891541569940&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/445652891541569940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/445652891541569940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/erkek-olmak-tansma-evresinde.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-3404026881828288488</id><published>2009-12-10T17:15:00.001+02:00</published><updated>2009-12-10T17:17:44.478+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Ohh Be!</title><content type='html'>hayatımın akışını büyük ölçüde ilgilendiren bazı konularda yaşanan gelişmeler, üzerimdeki kara bulutların dağılmakta olduklarını bana ima etmekten çekinmiyor.&lt;br /&gt;şansım dönüyor...&lt;br /&gt;güzel gelişmeler var yaşantımda...&lt;br /&gt;uzun bir zamandan sonra, kendimi yaşantımın her alanında&amp;nbsp;o kadar ferahlamış ve hafif hissediyorum ki, bu his yazma isteğimi de alıp götürüyor...&lt;br /&gt;sanırım, ben acının, hüznün yazdırdığı insanlar kategorisine kaymışım...&lt;br /&gt;toparlanacak... &lt;br /&gt;eskiden olduğu gibi, mutluluğumu yaşama şeklimin ilk aşamalarından birini, yazmak oluşturacak...&lt;br /&gt;ama şimdi, hatta dünden beri nedense kelimeleri biraraya getiremiyorum...&lt;br /&gt;bende bi garibim ama, şimdi düşündüm de...&lt;br /&gt;bazen çok beslenmediğimi idda ediyorum, yazmaya karşı oluşan soğukluklarımda, bazen de aşırı doyduğumu...&lt;br /&gt;09.12.2009&lt;br /&gt;kadınımla arama TSK'nın bile giremeyeceğinin kanıtlandığı, kutlu, yüce, ulu, müthiş, süpersonik gün... &lt;br /&gt;10.12.2009&lt;br /&gt;hayatımın kaybedilmiş rutinlerine tekrar kavuşacağıma dair ilk pırıltılarla karşılaştığım gün.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;ikiye bölünmüş bir hayatım vardı benim. iki mutlu ve birbirinden uzakta parça. biri çalışan ama yalnız, biri çalışmayan ama aşık...&lt;br /&gt;bu iki yarımı, birleştirmek için önümde hiçbir engel kalmadı. &lt;br /&gt;ya da bu yarımlardan bir eksilmenin söz konusu olması, artık pekte mümkün gözükmüyor gözüme.&lt;br /&gt;hoop, bi tek yalnızlığı çıkartacağız, mutlu olan parçadan...&lt;br /&gt;sonraaa&lt;br /&gt;birleştirme vakti...&lt;br /&gt;şimdi, çocukken en sevdiğim oyunu, birçok parçadan bütünü oluşturma oyununu oynama vakti...&lt;br /&gt;şimdi, anlamlı parçaları bir araya getirip, hayvanat bahçesini bir araya getirme vakti...&lt;br /&gt;hiçbir parçası kaybolmamış bir yapbozu, hiçbir parçasını kaybetmeden ve&amp;nbsp;bir daha bozulmaması dilekleriyle birleştirme vakti, vakit...&lt;br /&gt;çok mutluyum... çok hafififm, sadece doksanaltı kilo.&lt;br /&gt;bir on-onbeş gün sonra, uzun zamandır eksik olan yanım da, umarım bir problem çıkmaz da, bana katılır...&lt;br /&gt;çok mutluyum...&lt;br /&gt;anlamadım? diyorsan...&lt;br /&gt;dün, kurula girdim... sevgilim de yanımdaydı, misler gibi... çürük verdiler, savaş dışında askerlik yapamaz diyerekten... &lt;br /&gt;savaş çıkaranın kafasını kırarım, demek istiyorum sırası gelmişken...&lt;br /&gt;ayrıca sevgilimin hayatında da mükemmel gelişmeler var ki, onlardan size ne azizim?&lt;br /&gt;bugün de, eskiden çalıştığım firmaya gidip, askerlikle bir ilişkim kalmadığını ve iş istediğimi söyledim...&lt;br /&gt;benim çalıştığım pozisyon hala boş ve yılbaşına kadar bir operasyon yapacaklar doldurmak için ve muhtemelen de, oraya cuk oturacak olan beni alacaklar. &lt;br /&gt;onbir ay çalıştım adamlarla, tepkilerinden, bakışlarından ve konuşmalarından, beni almaya sıcak baktıklarını hissettim... &lt;br /&gt;off.. çok mutluyum...&lt;br /&gt;kaç aydır askerlikti, işsizlikti başını şişirdiğim ve nazımı çektirdiğim herkese, teşekkür ederim... &lt;br /&gt;bitti.. bitiyor... birkaç gün daha, sabır...&lt;br /&gt;sevgilimin yanındayım... ayrı düşmeyeceğim!&lt;br /&gt;sanırım en mükemmel gelişme de, budur...&lt;br /&gt;neyse, öyle işte...&lt;br /&gt;kalın selametle ve artık benim için sevinin. çok üzüldünüz malum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-3404026881828288488?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/3404026881828288488/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=3404026881828288488&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3404026881828288488'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3404026881828288488'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/ohh-be.html' title='Ohh Be!'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-4974081524341454918</id><published>2009-12-08T17:19:00.000+02:00</published><updated>2009-12-08T17:19:10.162+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Sen Kafama Vurmadan...</title><content type='html'>masaüstümüzün söylediğine göre güneşli bir istanbul günü... bense günün aydınlanamadığı alabildiğine karanlık vakitlerde senli hallerimi bıraktım kavacık'a.&lt;br /&gt;bomboş bir ev. belki akşam gelemeyeceğinin bilinciyle bomboş, oysa soğanı kızgın yağa yatırıp, kızartıp, acısını salçayla dindirmekle başlayan bir eylem olan&amp;nbsp;yemek yapmaya koyulsaydım şu vakitlerde, evin her yanının doluluk oranı tavan yapmış&amp;nbsp;olurdu. soğan ağlatırdı, salça dindirirdi tüm sensizliğimi... ne de olsa soğanı soyup, kavurmaya başladığımda ve hemen akabinde salça eklediğimde&amp;nbsp;bilirdim ki, seni görmek için saydıklarım, saatlerden dakikalara inmiş.&lt;br /&gt;ama şimdi çitlediğim ikiyüzelli gram çekirdeğin acısı ağzımda ve ne soğandan yanıyor gözlerim, ne de salça basıyor herhangi bir kaşık yanıklarıma... içtiğim sular almıyor ağzımdaki sensizliğin tuzlu tadını. almamakla birlikte, sensizliğimde çitlediğim herşey, akşamında yüzümde sivilce. bu nasıl bir sensizlik be&amp;nbsp;kadın! ne soğan var, ne salça! ama gözler yaş, ağız tuz!&lt;br /&gt;hiç sigara içmedim neredeyse. seni beklediğim günlerde bir sigara içmek, sensiz bir beş dakikanın acısını dindirmek ve sensizliğimin acısını çıkartacağım vakitlere yaklaştığımın kanıtı. şimdi neden içecektim, sigara dediğini? nereye yetişecektim ya da kimi bekliyorum ki, seni beklediğim gibi, ona ulaşmak için vakit geçireyim?&lt;br /&gt;ahizenin diğer tarafından gelen, ne yaşadığını, nasıl gözüktüğünü, nelere maruz kaldığını ve bunlara nasıl tepkiler verdiğini bilmediğin mutlu bir ses tonuyla hayata bağlanmak. aşk bu... &lt;br /&gt;telefon kapandığında, kimse görmese de canım çekiliyor spiral kablo yardımıyla... geçtiğim, aştığım her spiral mükemmel derecede gayretli. canımı yakmak, canımı almak konusunda üstlerine yok. belki sabit hatlardan konuşmamalıyız. telsiz telefondur, cep telefonudur. bunlarla olursa bu canımın bedenden çekilişi, daha kolay olabilir, spiral kablolar olmadığı için.&lt;br /&gt;saçmalıyorum. salçaya takmışım kafayı ama karnımın açlığını dindirmesi için yardım bile talep etmiyorum. evden, evimizden çıkıp gitmem gerek, evime. çıkamıyorum, gidemiyorum. tam karşımda resmin, en güler yüzlüsünden... nasıl bırakıp gideyim bu güzelliği?&lt;br /&gt;yarın olması için vakit geçirmem lazım, en hızlısından. ya sigara içmeliyim nefessiz kalıncaya dek -çünkü senin varlığının kıpırtıları beni hayata bağlar, sensizlikten ölmüş bile olsam-, ya da bana değer veren sana saygı duyup sigara içmeden öldürmeliyim zihnimi. öldürmeden, ölmeden geçmiyor sensiz zaman. bilmiyorsun, ben her sabah metro çıkışında durduruyorum zihnimi, yaşam belirtilerim canımı acıtıyor çünkü sensizken... akşam geldiğinde ya da ben sana gelmek için attığım ilk adımda, başlıyor yine yaşam. &lt;br /&gt;yarın bizim için&amp;nbsp;önemli bir gün ve ben bugün, yarın için hiçbirşey yapmadım... zihnimi durdurmadım, çünkü yarın önemli bir gün ve benim zihnimin yanımda olması gerek. sensizken yaşam belirtileri göstermek canımı acıtıyor kadın... belki bir hançer saplanmıyor göğsüme, o kadar derin değil çünkü beni ne kadar çok sevdiğini biliyorum. ama bu acı çocukken salıncaktan düştüğümde aldığım sıyrıklar gibi. başka hiçbir yaram yokmuşta, bu ufak sıyrıklar dünyadaki en büyük yaraymışçasına...&amp;nbsp;acı eşiğim&amp;nbsp;dar, bildiğim en büyük acı sensizlik.&lt;br /&gt;senin için birşeyler yapmak istedim ama yapabildiğim en büyük iş evi toplamak oldu görünürde. arka planda senin için hayaller kurdum, senin için seni ne kadar çok sevdiğimi ve beni ne kadar çok sevdiğini düşünerek günümü bitirdim ve senin için, kendime çok iyi baktım. fazla sigara içmedim. meyve yedim, sivilce tehditlerini gözardı ederek çekirdek çitledim ve sucuklu yumurta yaptım kendime. eve girdiğim gibi kendime kahve yaptım, rüzgar kokunu alamamıştı henüz, birlikte içtik...&amp;nbsp;belki otobüse yetişmek için acele ederken&amp;nbsp;söylemek aklına gelmedi ama, birkaç dakikamız daha olsaydı "eve girdiğin gibi, sıcak birşeyler iç" derdin, bildiğimden. içtim meleğim. kahve. sıcacık.&lt;br /&gt;akşam gelemeyeceğini ya da istediğim an ulaşamayacağımı bildiğim yerlerde olduğun günlerde göğüs kafesimin üzerine bir ağaçkakan oturuyor ve var gücüyle etimi parçalıyor meleğim. gerçi sana bunları anlatmamam gerek, çünkü seninle yaptığımız "geliyorum" temalı konuşmalar esnasında düzelmiş oluyorum. yani sen bu yanımı hiç görmüyorsun. ki görmemelisin de, bana kalırsa. ama ben yazıyorum. not ediyorum ne halde olduğunu, sevgilinin... not almak iyidir, malum unutkanlık...&lt;br /&gt;askerlikti, işsizlikti kendimi bitirdiğimden, sana da ağız tadıyla yazamıyorum nicedir... sırça köşklerinde ne kadar rahat bir yaşam sürdüğümü, seni görmenin bana ne kadar iyi geldiğini, dokunduğumda titrememi, öptüğümde kalbimin durmakla yerinden çıkacakmışçasına atmak arasındaki kararsızlığını, saçının her teline ayrı ayrı anlamlar yüklememi ve gözlerinin güzelliğinde boğulmanın, ne mükemmel bir duygu olduğunu ne kadar zamandır&amp;nbsp;yazmadım. yazamadım, güzel gözlü sevgilim... bir yandan fazla mesai yaparken bu deli yürek, bir yandan da harıl harıl iş arıyor kendini oyalamak için, zorlanıyor... mutluluğumun, mutsuzluğumu rahatlıkla kapsayabileceğinin bilincine çoktan varmış olsam dahi; henüz sensiz zamanlarda neler yapmam gerektiğini tam olarak çözebilmiş değilim...&lt;br /&gt;bugün açıp, eski mail trafiğimize bir göz attım. vaktimiz bu kadar kısıtlanmamışken, ne güzel şeyler yazmışsın bana. hala aynı şeyleri hissettiğini&amp;nbsp;bilmek çok mutlu etti beni. hayatın pintiliğiyle karşı karşıya kalmış olsak da, yazmaya koyulduğunda hala aynı duygular üzerinden yola çıkarak karalamaya başlayacağının bilincini hiçbirşeye değişmem çünkü bu bilinç seviyesine erişmem ikimiz için de çok zor oldu. hırpalandık. hem kendi elimle kendimi, hem de seni. ama artık biliyorum. vaktin olsa, birazcık, beni düşündüğünde aklından geçireceklerine kadarını...&lt;br /&gt;benimle geçirdiğin vaktin kıymetini sen kafama vurmadan fark ettiğim ilk gün bugün belki de. düşünüyorum, iş, okul, aile, sosyal çevre ve ben ve çıkan ekstra meşguliyetler... mecburi olmayan herşeyin akışını, bana endekslemişsin ve ben, bazen arıza çıkarıyorum, vakitli vakitsiz ve vakit yüzünden... oysa sana çıkıştığım ve çoğu zaman seni kırdığım zamanları, bana ayırdığın o kıymetli vakitten çaldığımın bilincine erişmeliydim şimdiye... yapamadım be sevgili. sensiz geçen bomboş bir gün gerekliymiş belki de... ne bileyim ben... aşk dediğin biraz da at gözlüğü... herşey, sen ne yaparsan yap iyi gidiyormuş ve hiç bitmeyecekmiş gibi gözüküyor... gerçi bu bilinci ben, sen beni "yeter artık" diyip terk ettikten sonra kazanmalıydım, ama bana karşı o kadar sabırlı ve anlayışlı davrandın ki, seni kaybetmeme engel oldun ve bu bilinci, hayatının tüm güzelliklerinden faydalanırken edinmemi sağladın... sana nasıl teşekkür etsem, ömür boyu sevsem, hiç aksatmadan?&lt;br /&gt;ilk olmandan da kaynaklanıyor olabilir bu, şimdi düşündüm de... ben genelde ilk seferde hiç başarılı olamıyorum yaptığım işlerde... ilk yaptığım yemekte&amp;nbsp;annemin en sevdiği&amp;nbsp;çelik tenceresini yakmıştım ve tabanı tencereden ayrılmıştı ve ocak da mahvolmuştu. ayrıca kullandığım onca malzeme... belki o tencere ve ocak ve malzemelerin beni affetme şansı olsaydı ve bana birkaç şans daha verebilselerdi -senin gibi- şimdi edindiğim tecrübeyi onları kullanarak icra ediyor olabilirdim... senin güzelliğin burada ortaya çıkıyor, bana sorarsan... sözcüklerin kılıçtan keskin bir hal alsa da, için öyle söylemiyor ve birkaç saat geçtikten sonra yumuşuyorsun. gerçi bu format pek bi ömürsüz, bilirim. yani bir insan her tartışmada böyle tavırlar göstermez. böyle tavırlarla karşılaşan insan da eşşek değilse, aynı duruma bir daha düşmez. gerçi ben biraz lale, biraz da eşşeğin önde gideniyim bu konuda, birçok tartışmayı çift dikiş kıvamına getirmeden sonlandıramadım kendi içimde... &lt;br /&gt;bir aya yakındır, anlık olaylar haricinde takık olduğum konuların hiçbirine kafamı yormuyorum, üzerinde düşünmüyor ve canımı sıkmıyorum. bir ihtimal parçam olmuş olabilirler ama, onlar senin bir parçansa benim de bir parçam olmalılar, öyle değil mi benim güzel sevgilim? bana yansıyan şekli her ne olursa olsun kabul görmeli, bu ruhta... anlık olaylardaki tartışmalarımız da, benim gergin oluşumdan sanırım. malum birkaç gün öncesine kadar sinirlerim alınmamıştı henüz tarafından ve ben, çok sıkıntıdaydım...&lt;br /&gt;hayat hep zor yollara baş vurarak, canımı acıtarak ve yüzümün gülen yanını soldurarak öğretti bildiklerimi. sen öyle yapmadığından, oturup anlatmaya çalıştığından olsa gerek anlamam, ya da senin tarzına alışmam biraz güç oldu. ama şimdi, alışmaktan da öte, sen olduğumu hissediyorum bazı bazı... eskiden kendimizi alevli bir tartışmanın ortasında bulduğumuz konularda sana ve duruşuna hak veriyor, olabileceğine dair kendi kendime söyleniyorum sırası geldiğinde. bir konuyu en fazla birkaç kez düşünebiliyorum, sonrasında kendi kendisini eritip bitiriyor, sendeki gibi... bir senin gibi uyuyamıyorum, onu da yapmak istemiyorum çünkü senin kadar uyursam, aşkın uyku halinde yakaladığı mükemmelliği izleyememekten korkuyorum.&lt;br /&gt;işini kolaylaştırıyorum be sevgili... bir gün hayat ben olmana imkan tanırsa, yani işlerimiz hafifler ve zaman bizim için daha elverişli bir hal alır da sen, boşta kalan tüm okları bana çevirirsen, benden eser kalmadığını ve sen olduğumu görüp, zorlanmayacaksın... hatta bana dönüp "ben sen oldum" diyeceksin bir konuya verdiğimiz tepkilerin aynılığına istinaden... &lt;br /&gt;bu zamana kadar hep seni tanıma odaklı yaşadım, her hareketini, her ruh halini takip etme ve öğrenme meraklısı bir adam olarak gezindim durdum etrafında ama atladığım bir ayrıntı, son günlerimin önemli konularından... kendimi tanıma işini es geçmişim ben... bu yüzden sorunlar yaşıyor, karşılıklı kırılıyormuşuz... ben, her olayı seni tanımadan önceki ruh halimle ve duruşumla değerlendiriyormuşum... ne kadar yanlış yapıyormuşum... oysa eski halimden eser kalmamış... ben, sindire sindire, ağırdan ala ala sen oluyorum sevgili...&lt;br /&gt;seninle nefes alıp vermenin, senin nefes alıp veriş hızına ayak uydurmanın hazzını benden iyi kimse bilemez sevgilim... kimse benden iyi bilemez; senin sevdiğin bir adama sunduğun ayrıcalıkları. ben bugün bunu birkez daha onayladım, tüm içtenliğimle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-4974081524341454918?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/4974081524341454918/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=4974081524341454918&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4974081524341454918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4974081524341454918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/sen-kafama-vurmadan.html' title='Sen Kafama Vurmadan...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-3417890062081547953</id><published>2009-12-05T21:12:00.001+02:00</published><updated>2009-12-05T21:21:45.433+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Uzun ve Geyik Yazı...</title><content type='html'>-giriş yapma özürlüsü olduğum bir kez daha yüzüme vuruldu blogger tarafından... gerçi, o böyle yapmaya devam ederse, giriş yapmadan, direk dalaraktan onu hiç önemsemediğimi gözüne gözüne iliştireceğim amma, haydi bakalım.-&lt;br /&gt;bugün çalıştım hacım, tüm gün boyunca çalıştım. sabah dokuz akşam altı çalıştım. toz içinde, hayvan gibi bi tempo -daha doğrusu yapılacak iş listesi-yla çalıştım. avuç içlerim, parmak uçlarım falan şişmiş, yazmaya başladığımda fark ettim...&lt;br /&gt;babam sultanahmette dört yıldızlı bi otelin montajındaydı, bişiler lazım olmuş, benim gitmem icab etti, aldım murat abinin minibüsü -ehliyetini&amp;nbsp;alamadım takdir edersiniz, tüh tüh, vah vah...- malzemeci ardından kasımpaşa üzerinden sultanahmet yaparım dedim, dedim demesine ama bugün kasımpaşada haliç içi çalışacak gemilerin suya indirme töreni vardı, başbakan da katılıyormuş... allaam bi trafik, bi trafik.. kestirme diye kullandığım yol, burnumdan geldi yeminle... bi de başbakan var diye her taraf üniformalı üniformasız polis kaynıyor... -şimdi üniformasızları nerden tanıyorsun diye soranlar olabilir. açıklayayım... yaklaşık üç haftadır kasımpaşaya gidip geliyorum askeri hastane için, mekan ve obje ve insan gözlemlerim o kadar matah bişey olmasa da iyi sayılabilir, hiç görmediğim ve trici (üçg)li telefon kullanan, şeffaf silikon kulaklık takan simitçi ve çöpçüleri görünce anladım. gerçi elektronik kısmını görmeseydim de, o adamların o kaldırımlara yabancı olduğunu, eski gözlemlerime bir flaşbek ataraktan, sek sek sekerekten {sekirge'ye selamlar. naber yavrum, keyifler iyi inşaalla, suyun, maman huzurun yerinde mi kızım? -yazar burada kamera gören ve tüm tanıdıklarına selam gönderen vatandaşlara gönderme yapmaktadır.-} çıkarabilirdim.- neyse, bu durumu da açıkladım. &lt;br /&gt;haa, polisler ve trafik. valla trafik pek koymadı, ne yalan söyleyeyim. dj ve reklam kullanmayan ve adam gibi&amp;nbsp;pop ve rock&amp;nbsp;müzik çalan bi radyo&amp;nbsp;kanalı keşfettim bu sabah, hemen ayarladım arabaya binince de, mis gibi gittim, başımı götümü sallaya sallaya. ama kasımpaşadaki polisleri ve bir köşede hiç çaktırmadan araç ve şöförleri kesip beğenmediklerini durdurduklarını görünce, üç buçuk ne kelime, bildiğin üçyüzotuzüç buçuk attı tüm bünye...&lt;br /&gt;allahtan büyük gösteriyorum. {bu tanım için sevgilime&amp;nbsp;kucak dolusu minnet}&amp;nbsp;-büyük hisset! reklamları var, ondan değil bendeki. içi foss foss, hala çocuk...- kazasız,&amp;nbsp;belasız, çevirmesiz ve ehliyetsiz bir şekilde sultanahmete gidip geldim. yalnız bu hundayi minibüslerin arka kısmında yük ya da ağırlık yapan herhangi bir obje -kilolu bir arkadaş da oturtulabilir keza- olmayınca pek savruluyor... sanırım camlar kapalı&amp;nbsp;olsaydı&amp;nbsp;ve hava sirkülasyonu -böyle mi yazılıyor?- olmasaydı bir reno lagunanın sol tarafından başlayarak günahına girecektim anayolda... neyse, hayırlısıyla gidip geldik. ne kadar konuştum... gören de, evde konuşturmuyolar sanacak(!)&lt;br /&gt;"işte" öyle... &lt;br /&gt;abi kaplamalı, eskitme dolap dediğin şey resmen sinir bozmaktan başka hiçbir işe yaramıyor ha! bugün kaplama yaptım çıplak mdfye, valla o kaplamaları kestiğim bıçak tırtıklı olmasa kendimi doğrama girişimlerine gark olacaktım. ekmek miyim lan ben, kendimi tırtıklı bıçakla keseyim? diyerek vazgeçtim tabii...&amp;nbsp;haksız mıyım şekerim?&lt;br /&gt;bu arada günümü anlatıyorken, araya girerek sevindirici bir haber vermek istiyorum. cafeci arkadaşı bilgisayarların kulaklıkları nedeniyle her geldiğimde sözlü tacizlerimin tadına bakmak zorunda bırakıyordum, dün gidip bana eskiden evde kullandığımı ve çok sevdiğimi bildiği philips kulaklıklardan almış, oturduğum gibi verdi sevindirici müjdeyi... afferin lan, valla bravo! yaşasın kaliteli bir sistemde müzik dinlemek!&lt;br /&gt;bugün bi de dükkanı temizledim, ince temizlik. önümüzdeki hafta gayrimüslüm mimarlarımız ve müşterilerimize anlaşma sofrası(!) kurdurtacakmış sevgili babacığım... bir laf var, kullanmayı sevmesem de kulak işitmiş; göte giren şemsiye açılmaz, diyerekten... -bu bazı kelimeleri noktalayanları da anlamıyorum ha... o sebepten dolayı noktalamadım ben. şimdi g.t yazsam daha mı güzel olurdu? bu daha bi çağrışım bana... bak, nası anlatayım... şimdi g ve t nin arası boşluk gibi ya. g ve t, bende yanaklara çağrışım yaptırıyor. noktayı da anlatmama gerek yok sanırım?&amp;nbsp;yazının içerisinde böyle bir ibare gördüğümde, aklıma değişik resimler, görüntüler falan geliyor. yapmayın bunu... noktalasanız da, noktalamasanız da küfürbazsınız işte... &lt;br /&gt;bu posta biraz karışık oluyor, malum uzun zamandır yazmayınca birikiyor... şu mehmet ali alaboranın oynadığı işbankası bankamatik&amp;nbsp;reklamları nekkadar güzel ve biz onları sevgilimle nekkadar eğlenerek izliyoruz, biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;neyse, günümü de anlattım bitti valla... geçmişe dönelim, yıllardır içsesime ve zihnime kulak vermemiş gibi hissediyorum kendimi... -hem uzun metraj yazmayalı da, baya oldu değil mi?-&lt;br /&gt;{evanescence - haunted}&lt;br /&gt;ben çarşamba ve cuma günü edirnedeydim a dostlar. askeriyeden belge istediler, ilk tanı konan mekandan... çarşamba gittiğimde eksik belge vermişler demeyelim de, ben doktor yerine arşiv görevlisiyle muhattap olmak zorunda kaldım. çünkü fazlası yok eksiği var, tamı tamına oniki gün yattığım hastane taşınmış. ilk tepkim oha olmakla birlikte, daha sonra "bakkal dükkanı mı lan bu, taşınıyor" dedim. çok yerindeydiler, hepsini kutladım...&lt;br /&gt;neyse, öyle işte. çarşamba kurula çıkacaktım normalde, çıkarmamakla kalmayıp, edirneye göndermelerini hoşgörüyle ve memnuniyetle kabul ettim çünkü salı akşamı benim güzel sevgilimin canı ciğer çekmişti ve&amp;nbsp;ben ona bi yerlerden ciğer bulup yedirememiştim, içimde bir ukte kalmıştı... telefonda hemşire "edirneye gitmen gerek" dediği anda aklımda ilk beliren ampul "sevgilime edirneden ciğer getiririm, ohh mis, nası sevinir lan!" oldu... sebebimsin bebeyim!&lt;br /&gt;hastane taşındığı için arşivleri ve arşivcileri&amp;nbsp;de çok zor durumdaydılar. dört arşiv görevlisi eşliğinde girdiğim arşivde, yarım saatlik bir aramanın hemen ardından,&amp;nbsp;kendi dosyamı kendim bularak hizmette sınır tanımayan kendime bir övgü daha kondurdum: "kimseye ihtiyacın yok olm senin! aslansın, yaparsın!"&lt;br /&gt;gerçi perşembe akşamı cuma günü tekrar edirneye gitmem gerektiğini öğrendiğimde pek bi bozuldum ama, akşam sevgilim çamaşır suyuna bastırıp güzel bi fırçaladıktan sonra, kendime geldim. öyle geçerli sebeplerim vardı ki can sıkmak için ama... -hep bi bahanem vardır, aldırmayınız lütfen...-&lt;br /&gt;{such a lonely day!}&lt;br /&gt;bir de, edirne devlet hastanesinin arşivinden sorumlu arkadaşa burdan kucak dolusu teşekkürlerimi iletiyorum. yarım saat dil dökmeme aldırış etmemesine karşın, askeriyenin verdiği mühürlü imzalı kağıtla savurduğum kuru tehditi gole çevirdiği için! eyvallah hacım... &lt;br /&gt;bu arada evli ya da bir birlikteliğe dahil olan ve sorunlar yaşayan ve terapiste giden&amp;nbsp;arkadaşlara bir tavsiyem olacak.... terapistlere kucak dolusu para dökeceğinize, alın sevgilinize bir sims 3,&amp;nbsp;bir de yaş üzüm rakısı, ortalık şenlensin...&lt;br /&gt;{your star}&lt;br /&gt;hacım o değil, bak bugün aklıma birşey takıldı ve sizinle kesinlikle paylaşmak için can attım gün içinde... şimdi biz odundur, talaştır doldurmak için ekmek fırınlarından falan çuval alırız parayla. o çuvallar da unlu olduğundan, dükkanımızdaki ve&amp;nbsp;civar mahalle dükkan ve evlerindeki fareler&amp;nbsp;tarafından kemirilir... bugün çuvallarla haşır neşir olurkene, düşündüm de, mobilya dükkanında bulunan ve fareler tarafından kemirilmeyen bir çuval çok onursuzdur. kendisini altmışların amerikasındaki garip bir zenci gibi hissedebilir... çok önemli, itibar meselesi...&lt;br /&gt;dün akşam eve geçerken nası un helvası çekti canım, nasıl?! anam dedim, noluyoruz... eve gidince unuttum yapmayı, annem yapmış şimdi... eve geçeceğimdir, hemen hareketle... soğumasın cancağazım, un helvam... bu aile saadeti portresi bozulmasın...&lt;br /&gt;(yılış yapış gülen, kafasını sağa ve sola yatıran ve el sallayan smiley)&lt;br /&gt;bu arada: (ahaha ne güzel başlık oldu lan)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-3417890062081547953?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/3417890062081547953/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=3417890062081547953&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3417890062081547953'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3417890062081547953'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/uzun-ve-geyik-yaz.html' title='Uzun ve Geyik Yazı...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-1660365893946768728</id><published>2009-12-04T13:24:00.000+02:00</published><updated>2009-12-04T13:24:14.371+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>O'na duyduğun duygularından mecbur bırakılmadıkça asla&amp;nbsp;vazgeçme!&lt;br /&gt;O, seni çok seviyor...&lt;br /&gt;O'nun yanında kalmak için çabaladığın müddetçe de, çok sevecek!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-1660365893946768728?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/1660365893946768728/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=1660365893946768728&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1660365893946768728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1660365893946768728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/ona-duydugun-duygularndan-mecbur.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-4307930079671640244</id><published>2009-12-03T17:02:00.000+02:00</published><updated>2009-12-03T17:02:18.304+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>çıldırıyorum...&lt;br /&gt;farkına vara vara, gözünle göre göre sinir sahibi, sinir hastası bi insan olmak çok acıklı...&lt;br /&gt;askerlerden de, yeşildir, mavidir, beyazdır siyahtır renklerden de, hastanelerden de, edirneden de, istanbuldan da, albaylardan da, kuruldan da, yolda müzik dinleme ayrıcalığını elinde bulundurup bu güzelliği sonuna kadar kullanan insanlardan da, telefonumu çalan götverenden de, o mağazadan da, içinde bulunduğum ve bir türlü bitmeyen şu süreçten de nefret ediyorum!&lt;br /&gt;yeter artık ya!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-4307930079671640244?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/4307930079671640244/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=4307930079671640244&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4307930079671640244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4307930079671640244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/12/cldryorum.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-8941392397167731097</id><published>2009-11-30T16:49:00.000+02:00</published><updated>2009-11-30T16:49:28.483+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkek olmak'/><title type='text'></title><content type='html'>erkek olmak; ilgili bir&amp;nbsp;şekilde davranınca baskıcı, baskıcılığın tam tersi yönde&amp;nbsp;davrandığında umursamaz olmak...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-8941392397167731097?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/8941392397167731097/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=8941392397167731097&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8941392397167731097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8941392397167731097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/11/erkek-olmak-ilgili-bir-davrannca-baskc.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-6188619849271085169</id><published>2009-11-30T13:01:00.000+02:00</published><updated>2009-11-30T13:01:01.944+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>dün akşamı aklımda tasarlamıştım, taa dün sabahtan... hatta bu sabah bile, neler yapmak isteyeceğimi, zamanı geldiğinde&amp;nbsp;muhtemelen değişmemiş olacak fikirlerimi düşünmüştüm. &lt;br /&gt;hayal kurmuştum sevgilim...&lt;br /&gt;dün sabahın kör saatinde sıcak yatağımızdan soğuk sensizliğe uyandığımda, giyindiğimde ve üzerini örttüğüm için homurdandığında, ben akşamı, yarını, öbür günü, önümüzdeki yılı düşünüyordum. hayır, tam olarak böyle değil aslında, birşeyler eksik... ben akşamımızı, öbür günümüzü, önümüzdeki yılımızı düşünüyordum sevgilim...&lt;br /&gt;bayram olduğu için kendinde gecikme hakkı tanıyan insanların beni geç kalma tehlikesiyle baş başa bıraktığı ve onlardan intikam almak için sigara yaktığım zaman, akşam yanında içeceğim sigarayı düşündüm ve düşümde keyifli bir sigara içtim seninle, o soğukta ısıttım içimi, dışımı...&lt;br /&gt;metroya bindiğimde seninle oturduğumuz koltuğa oturdum ve senin oturduğun cam kenarını kimseyi oturtmamak, yerini başkalarıyla doldurmaya çalışmamak adına&amp;nbsp;koca cüssemle savundum. siper ettim kendimi, hayalinin üzerine... başardım da... taksime kadar kimse yanaşamadı korkusundan, yanıma ve yanımdaki sana... o kadar nemrut bir suratla oturdum, bakan yüzünü çevirdi benden ve bendeki senden.&lt;br /&gt;finükülere koştururken birlikte finükülere daha önce binmediğimizi hatırladım. bu biraz kırıcı olsa da birlikte turnikelerden geçmişliğimiz vardı ve hayal gücüm, seni turnikelerden elin elimdeyken geçirerek, finükülere kadar koşturabilirdi. buna yeterdi tüm gücü ve ben, senin için tüm gücümü harcamak için çekinmezdim.&lt;br /&gt;birlikte, nefes nefese kalsakta yetiştiğimiz finüküler kapılarını kapattığında peronda yalnızca biz vardık. üç dakikalık bir molaydı yaşama, tazelenme ritüeliydi seninle geçirdiğim...&lt;br /&gt;vapura yetiştiğimde "seni deniz tutar," dedim, "istersen gelme, burada kal, burada bekle" hayaline. o da bırakmadı, varsındı, olsundu, yanımda olmak, deniz tutmasından önemliydi, hem benim içim elverir miydi seni orada bırakmaya? geldin. şansına deniz de pek bi huysuzdu... çaylarımızı ve poğaçalarımızı masanın üzerinde zaptedebilmek için çabaladık, kadıköye kadar. sonra sigara içmek istedik, kıç kısmında... dışarıya çıkartmadılar, yağmurdu, rüzgardı, kötü denizdi... seni deniz tutmadı sevgilim, çünkü ben hayata tutunurcasına tutuyordum şirin ellerinden. ama deniz de tutsaydı haklıydı, böyle güzel bir kadın, kaç yılda bir geçer ki bir denizin içinden azizim?&lt;br /&gt;adaya indiğimizde sırtımdaki pervazları birlikte taşımayı teklif ettin, "yükün hafiflesin" diyerekten... bense kahvede çay sigara yapmayı... sanırım hayalimin kırılma noktası tam olarak bu... sen benim tüm tekliflerime kayıtsız ve şartsız bir bağlılık gösterirken, benim neremden olduğu belli olmayan&amp;nbsp;farklı bir alternatif uydurmam. huysuzlanmadın ama tahmin ediyorum, kırıldın biraz yardım teklifinin kibarca reddedilmesinden. oysa o, "sen beceremezsin" değil, "ben yetiyorum, sevgilim, sen yorulma bitanem"di...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;yarım kalan bir yazı... bu sabahtan...&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-6188619849271085169?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/6188619849271085169/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=6188619849271085169&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6188619849271085169'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6188619849271085169'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/11/dun-aksam-aklmda-tasarlamstm-taa-dun.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-1635954650611281289</id><published>2009-11-30T09:27:00.002+02:00</published><updated>2009-11-30T09:28:27.872+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Yangın Mektubu...</title><content type='html'>ben kenarları yakılmış bir mektubum.&lt;br /&gt;içeriğim belirsiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben, çok açık ki,&amp;nbsp;kenarları yakılmış bir mektubum.&lt;br /&gt;is kokuyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben, maalesef, kenarları yakılmış bir mektubum...&lt;br /&gt;güzel şeyler olsa da satırlarımda, aslında&amp;nbsp;hüzün taşırım sırtımda..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben, kahretsin, kenarları yakılmış, özensizce yazılmış bir mektubum.&lt;br /&gt;süslemek bahanesiyle kanatlarım yakılmış, uçamamışım mutluluklara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben kenarları yakılmış bir mektubum.&lt;br /&gt;yakmakla, gönderilmek arasında gelgitler yaşatan ve asla gönderilmeyen,&amp;nbsp;lanet, yangın&amp;nbsp;bir mektup...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-1635954650611281289?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/1635954650611281289/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=1635954650611281289&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1635954650611281289'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1635954650611281289'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/11/yangn-mektubu.html' title='Yangın Mektubu...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-1524000072686594508</id><published>2009-11-30T01:31:00.000+02:00</published><updated>2009-11-30T01:31:38.899+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>uyku denen şeye karşı, gün geçtikçe ısınıyordum...&lt;br /&gt;on gibi, onbir gibi uykum geliyordu akşam saatlerinde...&lt;br /&gt;şimdi de uykum var, dün sabah altıda kalkıp, adaya gidip çalıştım...&lt;br /&gt;ama, uyuyasım yok...&lt;br /&gt;uyuyabilmek, koz olarak kullanılmamalı...&lt;br /&gt;(çünkü ben yapamıyorum, bu hiç adil değil!)&lt;br /&gt;uyuyamıyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-1524000072686594508?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/1524000072686594508/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=1524000072686594508&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1524000072686594508'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/1524000072686594508'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/11/uyku-denen-seye-kars-gun-gectikce.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-4865639954494989025</id><published>2009-11-28T02:35:00.000+02:00</published><updated>2009-11-28T02:35:46.509+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>yazı yazarken giriş yapmak neden bu kadar zorluyor ki, bu mu normal olanı? düşündüklerini yazarken, zorlanmak mı? yoksa güzel başlarsa yazı, güzel şeyler yazacağına içten içe inanıldığı için mi?&lt;br /&gt;gün içerisinde müzik dinlerdim ben. ne dinlediğimin bir önemi yok, kulağımda çalanın ne olursa olsun, zihnimi yatıştırdığı gerçeği sizi ilgilendiren kısmı... &lt;br /&gt;telefonumu çaldıralı üç aydan fazla oldu ve ben, üç aydır hali hazırda yorgun olan zihnime, sokakların gürültüsünü de dahil ederek onu daha fazla yoruyorum. isteğim doğrultusunda olmuyor elbet, şartlar, biraz da...&lt;br /&gt;eğer bu üç ay içinde dışarıda, herhangi bir iş yaparken, herhangi bir müzik dinliyor olsaydım, yaprakların düşerken çıkardıkları hışırtıları duymaz ve "bu sonbaharda yapraklar yerlerinde kalmalıydılar" diyerek üzülmezdim... &lt;br /&gt;bu sonbahar yapraklar dökülmemeliydi... &lt;br /&gt;ağaçlar çıplak kalmamalıydı...&lt;br /&gt;ağaçlar, belki de ilk defa yapraklarını kaybetmemek için mücadele etmeliydiler...&lt;br /&gt;insanlar, sonbaharı da seviyor, ne garip...&lt;br /&gt;ağacın bir parçasını kaybetmesini, o kaybolmaya yüz tutmuş parçanın ve kökün&amp;nbsp;koparlarken çektikleri acıyı,&amp;nbsp;yaprağın boşlukta rüzgarın yönüne doğru hızlıca savrulurken, ağaca tekrar dokunamayacağından girip, rengini kaybetmesine&amp;nbsp;envai&amp;nbsp;çeşit&amp;nbsp;konulara üzülmesini, ağacın gövdesine sarılıyken güneşin sarısını mutluluğa çevirirken,&amp;nbsp;yakın bir zamanda&amp;nbsp;bir çöpçünün çırpılardan yapılma süpürgesinin&amp;nbsp;yarattığı tozda&amp;nbsp;boğuluyor olacağının bilinci gibi konular, nasıl olur da&amp;nbsp;sevilebilir ki?&lt;br /&gt;sevgiye böyle anlamlar yüklemek ne kadar doğru ki?&lt;br /&gt;aslında yaprak kopmaz, biliyor musun?&lt;br /&gt;aslında; köktür gücünü yitiren... &lt;br /&gt;yaprağını yeşillendiremeyecek kadar güçsüz ya da meşguldür sonbaharlarda... kaybettiğini, yani bir yaprağının cılız rüzgarla birlikte canını yaka yaka yere süzüldüğünü görmedikçe, güçsüzleştiğinin farkına varmaz. varamaz... yaprak hiçbir şekilde suçlanamaz arsızlıkla...&lt;br /&gt;kök güçsüzleşir ve yaprak, üzerine düşeni yapar... iyi bakılmadığını, kendisine eskisi kadar&amp;nbsp;özen gösterilmediğini anlar... önce çabalarının yersiz olduğunu, kök istemediği sürece çabalamasının kayda değer bir durum olmayacağını anlar ve renklerinin hayata küsmesine göz yumar. hastalıklı bir renge bürünür, tazeliğini kaybettiğini anlatmak istercesine koyu renklere ev sahipliği yapar, ama kök anlamaz... sonra da o koca, yüce ağacın dalında asılı durmak yerine, cılız, varlığından çok rahat şüphe edilebilecek olan rüzgara emanet eder bedenini ve rüzgarı, bir kaçış, bir kurtuluştan çok, bir öc alma, bir intikam aracı olarak kullanır...&lt;br /&gt;her yaprağın düşerken çıkardığı o kekremsi hışırtılar, aslında ağacın yaktığı ağıtlardır. ne ağaç yaprağından, ne de yaprak ağaçtan ruhani boyutlarda tam olarak bir kopma, bir vazgeçmeyi başaramadığından, ağacın çığlıkları, yaprağın devinimlerine yansır ve yaprak, düşerken&amp;nbsp;sessizce süzüldüğü izlenimi vermek için, o kutsal bağlarla bağlandığı ama kendisi tarafından&amp;nbsp;kopmak zorunda bırakıldığı&amp;nbsp;kökün yaptığı yanlışlardan dolayı acı çektiğinin anlaşılmaması için, bu gidişte, bu terk ediş ya da mecburi&amp;nbsp;yalnız kalışta suçlu olanın tamamen kendisinin olduğu izlenimini vermek için, sessizce düşermiş gibi yapar...&lt;br /&gt;sonbahar dediğin şey sevilmez... herhangi bir son, sevilemez ki! "nasıl olsa bir ilkbahar var, kara kıştan sonra" diyeceksin şimdi. sonu gelecek bir yeşilliğin, nasıl sevilecek bir yanı olabilir ki? ağaç zoraki bir filizlenmeyle yeni kaybedişler doğuracak ve bizler de bakıp "ne güzel bir ağaç, filizlerinin mükemmelliğine bak!" diyeceğiz, öyle mi? aklını yitirmiş olmalısın... ben duydum, gördüm bazı sesleri... tüm insanlık kansa da o rengarenk doğuma, ben koyu kahverengi, yapraksız ve acı çeken bir kökten ötesini göremeyeceğim... &lt;br /&gt;hiçbir kök mükemmel değil ve mükemmel olmak adına bir çaba da sarf etmiyor... &lt;br /&gt;olabileceklerin arasında en güzeli çöpçü kadar acımasız olabilmek belki...&lt;br /&gt;belki de, iklimlere aldırış etmeden doğurganlığının tepesindeyken hayata getirdiğin şeylere, her ne olursa olsun, sonsuza kadar&amp;nbsp;kol kanat germek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-4865639954494989025?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/4865639954494989025/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=4865639954494989025&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4865639954494989025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4865639954494989025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/11/yaz-yazarken-giris-yapmak-neden-bu.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-69387127358889166</id><published>2009-11-26T13:48:00.000+02:00</published><updated>2009-11-26T13:48:35.690+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Öylesine Karala! Durma!</title><content type='html'>birşeyler yaşayacağınız insanla, geçmişinize dair&amp;nbsp;hiçbirşeyinizi paylaşmayın... eski birlikteliklerinizde yaşadığınız olayları, yeri geldiğinde anlatayım diyerek hafızanızda bekletmeyin...&lt;br /&gt;bırakın bilmesin, sizin kiminle neler yaşadığınızı... bırakın, bilmesin eski aşklarınızı... bırakın, en çok&amp;nbsp;kime aşık olduğunuzu, en çok keyif aldığınız ilişkiyi bilmesin...&lt;br /&gt;hatta bırakmayın... bunları öğrenmemesi için çabalayın...&amp;nbsp;ortalıkta geçmişe dair birşeyleri barındırmayın, boşverin, geçmişi düşünüp özlemle andığınızı da bilmeyiversin, hayatınıza giren insan...&lt;br /&gt;belki siz böylesinizdir, rahatsız etmiyordur ki bazı şeyler etmez de, evet güzel şeyler yaşamışsındır, bitmesine rağmen onlar bir parçan olmuştur ya da o kadar olanlar hakkında düşünmüşsündür ki, artık değersiz, önemsiz bir hal almıştır... &lt;br /&gt;peki hayatınıza aldığınız insan ne yapmalı, sizin boşvermişlik seviyenize erişebilmek için?&lt;br /&gt;hiçbirşey... hiçbirşey yapamaz demiyorum, ne yaparsa yapsın, sizin kadar önemsizleştiremez geçmişinizi...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;isterdim ki; hayatıma aldığım insanlar, geçmişlerini kirli sepetine atabilsin, yıkamasa da, onu alıp giyinmeye ya da üzerindeki bir kokuya ulaşmaya çalışmasın... gerçi, bu zamana kadar böyle şeyleri yalnızca bir&amp;nbsp;kişide yaşadım ya...&lt;br /&gt;ya da isterdim ki; bir insanı hayatıma dahil ederken, ondan önce yaşadığım herşeyi tam anlamıyla unutabileyim. özlemeyeyim ya da... eksik fazla karşılaştırması yapmayayım... gerçi, bu isteğim tam olarak olamasa da, -hak verirsiniz ki- büyük ölçülerde vücut buluyor duruşumda... ama bir üstteki isteğim için, yapabileceğim hiçbirşey yok, maalesef...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;gerçi, geçmişi öğrenmekte, biraz kişisel maharetten kaynaklanıyor... hayatınıza aldığınız insan geçmişini kirli sepetinde değil de elbise dolabında saklıyorsa, siz onun gündelik kıyafetlerine ulaştığınız an, kirli sepetinde olması gereken ama oraya asılmış olan herşeyi de, ister istemez görüyorsunuz...&lt;br /&gt;gün içinde neler giydiğini, neleri kendine yakıştırıp, neleri bir daha giymemek üzere bir valize tıkıştıracağını bilmek istemeyecek kadar umursamaz olabilirseniz, ne ala. ki bu söylediğimin aşk denen harekette yeri yok. ya da aşkın, umursamamazlık yapabilecek hali...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;geçmişin bugün gibi saklandığı ve asla ortada durmamasına özen gösterilmediğini gördüğünüzde, -siz böyle yapmadığınız için- garipsiyorsunuz başta... huysuz, hırçın, çekilmez bir adam olup çıkıyorsunuz... hele de düşündüklerini söylemeden edemeyen insanlardan iseniz, daha beterlerini de yaşıyorsunuz...&lt;br /&gt;geçmişe dair herşey ortada ve ulaşılabilirken, rahat adım atamıyorsunuz... her yaptığınızın altına bir "ya o da yaptıysa" şüphesi yerleşiyor, özgüveniniz ciddi hasarlar alıyor... kendinizle olan ilişkideki gerginlikleri, dışarıya yansıtmamak için fazlasıyla efor sarf ediyorsunuz, gerçi bu eforların karşılığı başarısızlık oluyor, ama bile bile, yoruyorsunuz kendinizi. yoruyorsunuz ki düşünemeyecek bir hal alabilesiniz...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;sonra, geçmişi sindirdiğinizde, onun geçmişindeki adamları tanıyıp, benimsemeye zorlandığınızda ve bunu başardığınızda, geçmişini kapalı kutulara koymayı reddettiğinde ve bunu kabullendiğinizde, her olayı irdeler oluyorsunuz... önceden kendinize yorduğunuz hareketler, zaman zaman geçmişle yoğrulabiliyor... &lt;br /&gt;her olumsuzlukta acabalar yanınızda, hiç yalnız kalamıyorsunuz zihninizle... &lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;aşık olduğunuz insanın davranışlarını, sessiz bir köşeden izler ve "acaba bu alışkanlıklarının hangisini geçmişindeki adamlardan edindi" der ve onun özünü değil de, başka adamların elleri, dilleri ve ruhlarıyla modifiye edilmiş hallerini yaşadığınızı idrak ediyorsunuz...&amp;nbsp;büyük yıkım bu olsa gerek...&amp;nbsp;kabulleneceğiniz, dayatılan o kadar çok şey var ki...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;geçmişi öğrendikten ve yukarıda yazdığım uzun yolu katettikten sonra, birşeyler saklandığında, birşeyler paylaşılmadığında ve özel kılındığında, kahrolmakla lanet okumak arasında gidip gelirken buluyorsunuz kendinizi. ama aşıksınız, tabii ki lanet okuyamazsınız. o insan daha dün gece, şükür dualarına yolladı sizi, bunun bilinci de var... yapılabilecekler olarakta tek seçenek tabii ki; kahrolmak...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;uzun süreli ilişkilerde, davranışların bir rutin hal alması çok önemlidir bana sorarsanız... dalgalanmalar, güvensizlik yaratılan olaylardan geçen ilişkilerde iyili ya da kötülü, her ne şekilde olursa olsun sorgulanır. insan beyni, oldukça karamsar... eğer geçmişte yaşanılan kötü tecrübeler zihinde yer etmişse, bunları yaşanılan yeni olaylarda belge olarak kullanmakta da, gayet başarılı...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;uzun süreli ilişkiler, demiştim... diken üstünde tutulan, her an kayıplar yaşayabileceği fikri sürekli&amp;nbsp;taze tutulan tarafsanız, herşey daha da zorlaşır. isteyerek yaptığınız herşeyin bir kayıp yaşanmaması adına&amp;nbsp;yapılması gereken şeylere,&amp;nbsp;mecburiyete dönüşmemesi için çabalarsınız ve bu çabanın hak ettiği karşılığı ender insanlar alır.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;ayrıca herkes tarafından bilinir ki, en sevdiğiniz şey, sizi en çok yaralayabilecek, öldürebilecek tek şeydir... yoldan geçen bir insanın sövmesi hiç umrunuzda olmazken, sevdiğinizin ses tonundaki bir kayma bile günlerce düşündürebilir sizi...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;benim gibi&amp;nbsp;erkeklere daha önce kapısını açmamış olan kadınlar, bana paranoyak diyebilirler. keza duymadığım şey de değil hani... tarafsız bir alanda durup, kendi davranışlarıma, duygu yoğunluklarıma ve olayları ele alışıma baktığımda,&amp;nbsp;kadınsı bir hava seziyorum, her erkekte olmayan, ya da benim tanıdığım hiçbir erkekte -eş dost- görmediğim bir şekilde... ses tonundaki dalgalanmaya takılan bir erkek tanımadım, şimdiye kadar... ama ben, sıkı bir dostum olsa bugün ses tonundaki değişimden daha küçük ayrıntılar yüzünden, çok kırıldığımı anlatabilirdim, rahatlıkla...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;ayrıntıları dikkate alan bir insan, ya da bir insanın ayrıntıları dikkate alması mı demeliyim, herneyse,&amp;nbsp;önemlidir bana göre... çok basit bu ya... mona liza ya baktığında tual gören bir insanı, kimse hayatında istemez sanıyorum... ben fazlasını gördüğüme inanıyorum. fazlasını gördüğümü biliyorum... bazısı için öyle olmadığım da söylenebilir, bu da detayları yakaladığımdan olsa gerek... detay dediğin şey, sadece resmin güzel yanlarını yakalamak değil elbet... dikkatli baktığında yanlış sallanmış bir fırçanın bıraktığı izi, ya da tonu ayarlanamamış bir rengi de görebiliyor insan...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;gene konuyu kişiselleştiriyor gibi oldum ama, varsın böyle olsun... ben neredeyse on altı yaşıma kadar, yine neredeyse, hiçbir karşı cinsle doğru düzgün bir ilişki kuramadım, bırakın dostluğu, arkadaşlığı, muhattap bile olamadım... kimine göre geçerli, kimine göre ise geçersiz nedenlerim olabilir, ama kendimi bulduğuma inandığım dönemden sonra, kadınları tanımak, onlarla iletişim halinde olmak, davranışlarını, ruh hallerini incelemek adına bir açlık sezdim, miğdemde titreşimler oluşturan... bu yüzdendir ki, çok hatun tanıdım, inceledim... belki de bu yüzden davranışlarımda bir "kadın" kokusu...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;itiraf etmeliyim ki, onsekizlerimde eski ilişkimi kesip, biçip bir arkadaşlık, bir dostluk kurma teşebbüsüm olmuştu. ona hayatıma yeni giren insandan söz ederdim, arkadaşlık tanımını hiç şekillendirmeden löp diye ortaya koyduğumdan, onda da bazı şeylerin bittiğini sandığımdan... bir zaman sonra biz kanka kanka takılırken, onu yeni&amp;nbsp;arkadaşımla tanıştırmıştım... hazır olup olmadığını bile düşünmemiştim, o da hayatındaki yeni insanlardan falan bahsediyordu...&amp;nbsp;uzun bir süre&amp;nbsp;üçlü grup olarak takıldıkdan sonra, eski arkadaşım beni&amp;nbsp;bir sinema seansının ortasında ve&amp;nbsp;hatunun yanında&amp;nbsp;öpmeye çalıştığı için, olay çıkmıştı. sonra kadın kavgası ayırmaya çalışırken çantalar, cırmıklar yemiştim... o gün anladım ben, geçmişi unutmam gerektiğini, geçmişin, bugünde taşınırken zararsız dozlara çekilmesi gerektiğini... o olayın kahramanlarından biri, bir yıla yakın psikolojik tedavi gördü. dilim yandı...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;insan dediğin, acı tecrübelerle örüyor davranış biçimlerini... ama bazıları var ki, önceden inşaa ettikleri şekli bozmamak adına, doğruları bile görmeyi reddedebiliyorlar... acı çeken kendisi de olsa, başkaları da olsa, yaptıkları şey, yalnızca tepki göstermek ya da tepkisiz kalmak oluyor...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;ece temelkuran, bir kitabında "insan kanatlarını kıran insana&amp;nbsp;aşık olur" yazmıştı... çok taze daha, geçen hafta okumuştum. okurken de gülmüştüm yalnızca... şimdi bu söz üzerine düşünüyorum... hem kendi yaşadığım şey üzerine, hem de geçmişini bildiğim insanların geçmişi üzerine...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;yazıyı tekrardan okuduğumda "geçmişi bir kenara bıraksana" oldu tepkim. ama ben, tek kişilik bir hayatı yaşamıyorum... gönlümde bir bebek büyüyor sanki, kalbim şişiyor günden güne... kimi zaman tekmeliyor, kimi zaman kıpırdıyor... o bebek, geçmişi hatırlatmayı sürdürdükçe, ben de bir kenara itemeyeceğim sanıyorum...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;gerçi, bu kadar konuştum ama, herkesin geçerli bahaneleri vardır, değil mi?&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;bir maddenin tepkimeye uğraması için, muhakkak başka bir maddeyle yakınlık kurması gerekir... bu da, yazının ana fikri...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-69387127358889166?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/69387127358889166/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=69387127358889166&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/69387127358889166'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/69387127358889166'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/11/oylesine-karala-durma.html' title='Öylesine Karala! Durma!'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-3222011190087576546</id><published>2009-11-26T11:48:00.000+02:00</published><updated>2009-11-26T11:48:49.364+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkek olmak'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://www.blogger.com/profile/13900008572017639056"&gt;efsa&lt;/a&gt;yı tanımayanınız yoktur, o yüzden kendisinden bahsetme kısmını es geçiyorum...&lt;br /&gt;geçenlerde &lt;a href="http://suizleri.blogspot.com/"&gt;su damlası blogunu&lt;/a&gt; okuyorum, orada yazdığı ve benim de pek beğendiğim -aslına bakarsanız orada yazılanların tümü, bir yerlere yerleşmeden edemiyor-, "kadın olmak" yazılarından &lt;a href="http://suizleri.blogspot.com/2009/11/kadn-olmak-ne-hikmetse-her-seferinde.html"&gt;birine&lt;/a&gt; bir cevap verdim, "erkek olmak" başlığıyla...&lt;br /&gt;sanırım yazdığım yorum pek bi doyurucu oldu ki, efsa "sen de yazsana, tanıyalım erkekleri" dedi. ben de bu aralar yeni birşeyler yazma isteğinden olsa gerek, üzerinde düşünmeden onayladım. gerçi benim üzerimden erkekleri tanımaya çalışan, dersini gördüğüyle gerçeği arasındaki farkı görünce biraz can sıkabilir ama, bu ayrımı yapabilenlerden olmanızı dileyebiliyorum sadece...&lt;br /&gt;evet, blogumuzun yeni bir etiketi var: "&lt;strong&gt;erkek olmak&lt;/strong&gt;"&lt;br /&gt;bu işin doğuş noktası olan yazıdaki yorumumu, bu etiketin ilk postasına çevirmekte bir sakınca görmüyor ve yapıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;yazının efsa'sı:&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Kadın olmak; ne hikmetse her seferinde "yok birşey", "boşver" lerin arkasına saklanmak. Ama buram buram hadi bunun arkasında ki araştır diye bakmak. Gün gelince ortaya saçmayı planlamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;yazının serzeniş meraklısı'sı:&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;araştırmacı bir yön izleyince de, "herşeyi didik didik ediyorsun, hafiye gibisin. güvenmiyor musun bana, inanmıyor musun sözüme?" demek, kadın olmak... &lt;br /&gt;araştırıp, "yok birşey" ya da "boşver" harici birşeyler bulduğunda, canını sıkmak, üzülmek, aslında "birşeyler" olduğunu, "nasıl boşveririrm seni"yi, nasıl anlatacağını, söze nereden gireceğini düşünmek, erkek olmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet... ilk yazı bu şekilde oldu ama, bundan sonraki yazılar, bu işin fikiranası olan efsanın izni ile, onun tarzında gidecektir...&lt;br /&gt;herkese bol güneşler diliyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-3222011190087576546?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/3222011190087576546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=3222011190087576546&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3222011190087576546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3222011190087576546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/11/efsa-y-tanmayannz-yoktur-o-yuzden.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-3360747454954983196</id><published>2009-11-24T11:33:00.002+02:00</published><updated>2009-11-24T11:37:49.685+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>evi havalandırmak istemiyorum bugün... &lt;br /&gt;en azından çıkana kadar...&lt;br /&gt;dün de bulaşık yıkamak istememişti canım. &lt;br /&gt;o da kahve için temiz kupa kalmadığını anladığımda noktalanmıştı...&lt;br /&gt;belki de insan, arada bir derli ve toplu ve düzgün bir şekilde bulmamalı sabah terk ettiği evi. gerçi öğlen oldu şunun şurasında... öğlen terk ettiği, düzeltiyorum...&lt;br /&gt;eğer bir gün unutkan bir adam olursam ve uzak geçmişimi&amp;nbsp;zorlanmadan&amp;nbsp;unuttuğum gibi, yakın geçmişimi de unutmaya başlar ve bundan rahatsızlık duyarsam, hayatımdaki hiçbir alanı düzeltmeyeceğim. dağınık kalacak, muhtemelen...&lt;br /&gt;herhangi bir obje, bir olayı hatırlamamda aşırı derecede faydalı oluyor... özensizce çıkarılmış bir eşofman altı, masanın üzerine bırakılmış bir fincan... aynanın önüne saçılmış birkaç firkete, hatta bigudiler!&lt;br /&gt;insanların birşeyleri neden uzun zamanlar boyunca sakladığını, şimdi anlayabiliyorum...&lt;br /&gt;ıssız adamı yıkan, salya sümük ağlatan&amp;nbsp;küpenin, ne demek olduğunu daha iyi hissedebiliyorum&amp;nbsp;şimdi iliklerimde.&lt;br /&gt;aman da, keşif yaptı bal kabağı...&lt;br /&gt;bunları biliyordum aslında...&lt;br /&gt;ama bilmeme rağmen, "umut etmek için unutmak gerekir" sözünü felsefe eyleyip, arkamda bana birşeyler hatırlatacak hiçbirşey bırakmamaya çalıştım...&lt;br /&gt;karda yürüdüm, bu koca cüsseyle iz bırakmamazlık edemezdim. bıraktığım her izi benzinle ve unutma isteğiyle doldurup, ateşe verdim ben... bastığım yer eridi, bitti de diyebiliriz, her nasıl isterseniz...&lt;br /&gt;şimdi ise, eğer gitmek icab ederse, şuanda oturduğum odadaki her objeyi, en azından hepsinden ufak bir parçayı, yanımda götüresim var... &lt;br /&gt;iz bırakmak için ya da iz kalması için, çamur atmaktan çok daha farklı ve çok daha kaliteli ve çok daha güzel yöntemler olduğunu öğrendim ben, ömrümün son zamanlarında... bir izin hem kanayıp, hem de iyileştiğini, kanarken, iyileştirmek için kendisini, sarımtrak bir sıvı salgıladığını gördüm. &lt;br /&gt;bir sinema filmine gidip, "güneşi görüp geldik napalım hacı" diyen&amp;nbsp;insanları muhteşem bronzluğumla karşıladım, şezlongumda... terliydim de. üşütebilirdim de. üşütmedim... üşütmedi...&lt;br /&gt;garip, kurduğum cümleler çok garip... sanki biri sorsa,&amp;nbsp;"ben serzeniş meraklısı" diyemeyecekmiş gibi hissediyorum kendimi... ama bir yandan da zihnimin komutları arasında ezilmemek için yazıyorum, aklıma ne gelirse...&lt;br /&gt;eskimiş ayrılıklarımda, suç ve suçlu ilişkisi kurardım bilinçaltımda... böyle olduğunda unutmak çok basitleşiyor... unutmak için bahane ara, yeter ki... ara ki bulasınlık bir durum yok yani... ya da yoktu, doğru zamanlamayla anlatırsam.&lt;br /&gt;son birkaç gündür, "ayrı kalmak zorunda bırakılırsam ne yaparım?" sorusunu geliştirerek, kendime şunu sormaya başladım: "ayrı kalmak zorunda kaldığım anda, unutmak zorunda da bırakılırsam, ne yaparım?" ne güzel godikler...&lt;br /&gt;açık konuşayım, deneyimlerimin yanına sığınıp ilk anda, üzerinde hiç düşünmeden "unuturum" oldu cevabım. "bir türlü unuturum." &lt;br /&gt;sonra eskimiş olan ihanetlerime, unutmalarıma göz attım... sebepsiz yere biten hiçbirşey yok ortada... bir suç var, o suçu işleyen var. bir işletme söz konusu...&lt;br /&gt;çok basit... kendi kendine sorgularken "ama o şöyleydi" ya da "ama bunu yaptı, unutma, sil, yaptığını unutma, varlığını unut..." gibi kalıplar kullanıyordum ki, birşeyleri dile getirerek basitleştirmekte de, üstüme yoktur sanıyorum...&lt;br /&gt;ne olacağından bahsetmiyorum, şimdiye döndüğümüzde...&lt;br /&gt;sadece, savunma yapacağımı bildirmek isterim, kendime. haberi olsun...&lt;br /&gt;kendimden, alışkanlıklarımdan, unutkanlığımdan koruyacağım ben, sevdiğim kadını... ne olursa olsun, bunu sadece askerlikle sınırlandırmakta çok saçma, askerlik yüzünden de yazılmıyor bunlar... &lt;br /&gt;benim alışkanlığım unutmak... benim alışkanlığım, sağa ve sola bakmaksızın, biten birşeyden alabildiğini yağmalarcasına al ve uzaklaş. kafana huni biçiminde kesilmiş birşeyler tak ve arkana bakama. sağına döneme, soluna söz geçireme... sağ ve sol, sadece ileriye dönük&amp;nbsp;attığın adımlarla anılsın... yön olduklarını bile unut! sömür, yağmala, kendine birşeyler kat ve eksiltip eksiltmediğini vicdanına kesinlikle sorma... çünkü o suçlu, çünkü o bir suça kucak açtı, sen koynundaki sıcaklığı oluşturmaya gayret ederken... charge!..&lt;br /&gt;değil ya... bu kadar güçlü bir adam olmak istemiyorum, unutmak, çekip gitmek konusunda... bu kadar sağlam basmasam da olur, yere...&lt;br /&gt;yetmişli yaşlara geldiğimde, arkasına sığındığım sağlam görüntünün iç yüzünde kemiklerimin eriyişini, sırtımın kamburlaşmasını gözlemlemek istemiyorum...&lt;br /&gt;yetmişli yaşlarda, ömrümü adadığım kadını işaret edip, bir ömrü onla geçirmemişçesine bir şaşkınlıkla, "hayatımda gördüğüm en mükemmel kadın..." demek istiyorum...&lt;br /&gt;unutkan olduğu için yalnız ve bir o kadar da güçlü&amp;nbsp;bir adam olarak anılmaktansa, çok ileride,&lt;br /&gt;koluma takıp&amp;nbsp;gezintiye çıktığım&amp;nbsp;kadının bir parçası olarak anılmak istiyorum...&lt;br /&gt;güçlü adam olmayayım, varsın...&lt;br /&gt;ben, gücümü de ondan alıyorum...&lt;br /&gt;benim güç kaynağım, sensin kadınım...&lt;br /&gt;en hassas noktam da, sen...&lt;br /&gt;boşuna demiyorum ben, "herşeyimsin" diye...&lt;br /&gt;karışık bi yazı oldu... böyle çıkıyor bu sıra... ama özetlersek, benim moralim falan çok yüksek... &lt;br /&gt;az önce telefon çaldı, gittim baktım... bir kelimesi yetiyor işte...&lt;br /&gt;sesini duymak bile, yetiyor güzellenmeme...&lt;br /&gt;off... özledim be... akşam olsa...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-3360747454954983196?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/3360747454954983196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=3360747454954983196&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3360747454954983196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3360747454954983196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/11/evi-havalandrmak-istemiyorum-bugun.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-5501245193620729792</id><published>2009-11-24T10:19:00.000+02:00</published><updated>2009-11-24T10:19:25.819+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>soğuklara karşı çok sıkı giyinmiş bir insanın, belinden çıkan ve soğuğun ruhuna nüfuz etmesini hastalıklı bir zevkle izleyen tişört olmak ister deli gönül, bazı bazı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-5501245193620729792?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/5501245193620729792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=5501245193620729792&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/5501245193620729792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/5501245193620729792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/11/soguklara-kars-cok-sk-giyinmis-bir.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-3100466290302372164</id><published>2009-11-24T03:45:00.000+02:00</published><updated>2009-11-24T03:45:23.131+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Ciddiyetsiz Durum Bildirgesi</title><content type='html'>eveet, bir önceki zihin kurcalama harekatından sağ salim çıktıktan sonra, neler oldu bi anlatayım ben.&lt;br /&gt;cuma günü, şayet askerlik yaparsam, bursa gemlikte ya köpek eğitmeni, ya da veteriner olacağımı öğrendim. bu işin patates soyma, mıntıka temizleme falan gibi bir sürü detayı var, olabilitesi olan şeyler yani, bunlarla başınızı ağrıtmaktansa, en karizmatiklerini -yani muhtemelen hiç olamayacakları- söylüyorum, bilginiz olsun.&lt;br /&gt;cuma günü cebimdeki paranın tamamını fotokopi çektirmek için verip, üç buçuk saat boyunca elime ne verirlerse mühürletmek, imzalatmak ve kayıt ettirmek için albay, astsubay ve er kovaladım durdum. çıktığımda çok sinirliydim, cuma günü boyunca o sinirli halimi üzerimden atamadım.&lt;br /&gt;normal bi haftasonu geçirmedim, ama detaylarını anlatmıyorum. güzeldi. biraz tökezler gibi oldum, ama güzeldi. bahane sunmak gibi olmasın, duygu dalgalanmaları ve fazla değişkenlik bana gelmiyor, altüst olabiliyor davranışlarım, bozukluklar görülebiliyor. bir arızayı tamir etmek zorunda bıraktım sevgilimi, o yine anlayış gösterdi. Allah razı olsun ondan...&lt;br /&gt;pazartesi, yani dün kasımpaşa askeri hastanesine gittim. cuma günü halıcıoğlunda uğraş didin hazırlattığım belgeleri ağzını koli bantıyla kapattıkları bi zarfa koyup, "sakın açma, ordaki görevli açıcak" diyerek elime tutuşturmuşlardı. dün işim olan bölümdeki sekreter zarfı yırtıp, bilgisayara bilgilerimin tamamını aktarıp tüm dosyaları elime tutuşturdu. şimdi sorarım sana, o kadar şekil yapıp kapalı zarf vermeler, şayet açarsam, tehditlerin bir numaralı muhatabı olacağımın hatırlanması falan nedir yani? havan kime tskda çalışan kılpaçino eleman! neyse.&lt;br /&gt;göğüs hastalıkları cerrahisine sevk etmişler beni. aptal insanlar ya... o yanlışı düzeltti bir doktor sağolsun. doktor dediğime bakmayın, kendisi hem doktor, hem albay. aşırı karizmatik bir taytılı var anlayacağınız. bir de maytap geçti, kaçak mısın falan diye. yoo, dedim, normal zamanda gidiyorum ben. büyük gösteriyorum, herkeşler böyle yapıyor.&lt;br /&gt;neyse efenim. raporlu akciğer filmi istediler, bir de tedavi gördüğüm kağıthane verem savaştan, röntgenlerimi falan. bir buçuk saat kadar röntgen bekledim. önce sivilleri alıyorlarmış, sonra askerleri. ne olursam olayım, yaranamıyorum şu devlete arkadaş. sokaktaki vatandaş oldummuydu polisi askeriyle uğraşıyorum, asker olduğumdaysa sivillerle. valla çekilir dert değil şekerim, ben sana o kadar söyleyeyim...&lt;br /&gt;neyse, filmi çektirdim, çektirirken de, hak verdim uygulamaya. asker dediğin eleman soyunmaya başladımı on tane şey çıkarıyo arkadaş... lahana gibi giyinmiş pezevenkler... beş altı kişi birlikte aldılar bizi röntgen odasına, ben montumu çıkarıp beklemeye başladım, diğer askerlerin sadece üst kısımdaki elbiselerini çıkarmaları on dakika sürdü, ben işlemimi bitirmiş çıkıyordum, benle soyunmaya başlayan asker içliğini çıkarıyordu, o derece... bir de anlam veremedim, elin hakkarilisi neden istanbul gibi yerde askerlik yapar... hiç anlamadım, koysana buraya istanbullu doğması büyümesi olan gözü açık bi adam. hepsi mal gibi afedersin, önlerine bakıyorlar ama önlerinde ne var göremiyolar... mal mal adamlar... abim gibi cillop adamları da, gönder allahın erzurumuna, adalet mi lan bu, dedim, çemkirdim kendimce...&lt;br /&gt;sonra ordaki baş tabibe bi belge onaylattım. onun da bi hava bi cıva, sanki genelkurmay başkanı anasını satiym. onbeş dakkadan fazla kapısında bekledi, belgeyi de bi eri telefonla çağırıp, onunla kapının önüne çıkarttırdı. valla çağırsa ben alırdım, hiçte gocunmazdım. hatta, onun büyüklüğünden de şüphe duymazdım. ama ne bu be kardeşim! altı üstü bi mühür bi imza at gönder vatandaşı, pardon askeri, di mi efenim?&lt;br /&gt;sonra eve geçtim, depoyu fulleyerekten verem savaşa indim. orda da bi saate yakın bekledim. başhekim denilen bi lavuk var, yeni gelmiş sanırım ben görmedim daha önce, bir tuşu bulup basması yirmibeş saniyeyi buluyordu. para karşılığında onun söylemesini ve benim yazmamı önerecektim, param olmadığını fark etmem pekte zamanımı almadı...&lt;br /&gt;işte öyle, sonra sevgilimle bi araya geldim, valla hayat onun yanındayken güzel arkadaş... bi de güzel tonbalıklı salata yaptık ki, yukarıda anlattığım herşeyden daha önemliydi o salata...&lt;br /&gt;yarın çekildiğim röntgenin sonucunu aldıktan sonra, eski röntgenlerle birlikte doktorun karşısına çıkacağım. bugün sevgilimin back-up hizmetinde sınır tanımayan güzelliği eşliğinde yaptığı birkaç araştırma, yasaların benim askere gitmemi istemediğini, "hadi lan ordan seni askere alıcak göz var mı bizde lan, he lan? he, söyle lan?" dermişçesine&amp;nbsp;bir tavır takıntığını&amp;nbsp;belirten belgeleri de gördük. pek bi umutluyuz ama, bakalım hayırlısı olsun diyorum.&lt;br /&gt;pek canım sıkılmıyor artık koşuşturmacadan... ben haftalarca yaşayacağım belki, anlattığımda iki satırı geçmeyecek... gene kalan bende kalacak...&lt;br /&gt;hastanede koştururken, bi insan olsun istiyorum yanımda aslında... sevgilimin işleri pek bi yoğun, gelemiyor o yüzden. arkadaş denen merette bende olmadığından ya da olanların da tsk tarafından hacze tabi olduğunu göz önüne aldığımda, yarın yine yalnız gidiceğim sanırım...&lt;br /&gt;benimle çok sıkıcı birkaç saati, inanılmaz keyifli bir hale dönüştürebileceğini idda eden bir arkadaş var mı?&lt;br /&gt;varsa yorum yazsın, bana hastanede eşlik etsin... kimseye de bu teklifi yapmam, kıymetini bil valla... (smiley)&lt;br /&gt;hadi görüşürüz, saat üç olmuş. sözümü tutmanın rahatlığıyla kapatabilirim bu sayfayı. ayrıca sineği de öldürmeyi düşünüyorum... yüzüme konmaya çalıştı gerizekalı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-3100466290302372164?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/3100466290302372164/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=3100466290302372164&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3100466290302372164'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3100466290302372164'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/11/ciddiyetsiz-durum-bildirgesi.html' title='Ciddiyetsiz Durum Bildirgesi'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-2288058256889805682</id><published>2009-11-24T03:25:00.000+02:00</published><updated>2009-11-24T03:25:54.645+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Zaman Kaybı</title><content type='html'>süt içiyorum, soğuk, şekersiz. &lt;br /&gt;bisküvi yiyorum, hanımeller, anne eli değmiş gibi...&lt;br /&gt;saat üç olmuş, demek istiyorum teomandan. valla da üç...&lt;br /&gt;bi sinek var, minicik... meyve sineği mi derler bunlara, ne derler?&lt;br /&gt;monitör o kadar büyük ki, konacak yer bulamıyor haspam...&lt;br /&gt;bir de o kadar aydınlık ki, tüm ikilemlerine rağmen konmasa da,&lt;br /&gt;etrafında dolaşmadan edemiyor...&lt;br /&gt;süt içiyor ve o sineği izliyorum.&lt;br /&gt;içtiğim sütten daha da soğuk, bu hayvanın kanadından çıkan rüzgar...&lt;br /&gt;şimdi, tam olarak bu satırda. şimdi, imleçten korkup uçtu...&lt;br /&gt;şimdi yukarıda, en tepede.&lt;br /&gt;şimdi aşağıda, yerin yedi kat dibinde!&lt;br /&gt;bir yukarı, bir aşağı.&lt;br /&gt;bir monitör, bir kolum...&lt;br /&gt;ey gidi küçük ve miğde bulandırmayan&amp;nbsp;sinek...&lt;br /&gt;bilinçsiz ya, bilmiyor ya...&lt;br /&gt;belki de kıllı kolum, ona uçsuz bucaksız bir orman!&lt;br /&gt;belki de monitör, zifiri karanlık odada bir cennet!&lt;br /&gt;oh ne hayat...&lt;br /&gt;hanımeller bitti.&lt;br /&gt;anne eli, damağımdaki yerini aldı...&lt;br /&gt;boğazımı sıkıyor, nefesimi kesmeye çalışıyor,&lt;br /&gt;anne elinin değdiği yerde gül biter diyorlar bi de...&lt;br /&gt;dişlerimin arasına kaçan tortuları, minik ağrıcıklar oysa...&lt;br /&gt;gül falan bittiği yok...&lt;br /&gt;saat üç olmuş, dinlemek istiyorum teomandan...&lt;br /&gt;koşma, diyebilmek için belki, yorulanlara...&lt;br /&gt;anaforda boğulanlara, umutsuzluk aşılamak için.&lt;br /&gt;yalnızlıktan sıkılan ve bunu dile getiremeyenlere bir çözüm bulamayabilirim.&lt;br /&gt;yalnızlığımı çok derinlere gömeli, pek bi zaman olmuş...&lt;br /&gt;yedi ay, altı gün!&lt;br /&gt;ve saat üç olmuş, hacı...&lt;br /&gt;bisküvi bitmiş, süt bitmek üzre. &lt;br /&gt;sigaranın dumanı da, aheste!&lt;br /&gt;lisedeyken bir arkadaşım, üç&amp;nbsp;paket parlament sigarasını durmaksızın içip,&lt;br /&gt;üzerine bir litre sütü kafana diktiğinde, miğdende garip bir ekşime ve akabinde kusma&amp;nbsp;sonucunda&lt;br /&gt;sigarayı bırakabileceğimi, hatta tiksinebileceğimi söyler dururdu...&lt;br /&gt;neredeyse gün aşırı açılırdı bu süt ve parlamentin hikayesi.&lt;br /&gt;her tenefüs arka bahçede&amp;nbsp;birlikte teneffüs ederdik, nikotinli dumanları...&lt;br /&gt;sonra sigara&amp;nbsp;kokan nefesiyle sigarayı nasıl bırakabileceğim üzerine nutuk atardı...&lt;br /&gt;çok severim böyle insanları ve sevdiğimden, bazen ben de böyle davranırım.&lt;br /&gt;yaptığım şeyi, başkasına "yapma!" derim...&lt;br /&gt;ne yalan söyleyeyim, hastalıklı bir zevki var bu işin, deneyin, görün.&lt;br /&gt;beğenmezseniz, çok bilmişliğiniz iade...&lt;br /&gt;hem de hiçbir bedel ödemeden...&lt;br /&gt;sinek imlecin ucunda...&lt;br /&gt;hayatıyla oynuyorum aslında, imleçten kaçıp duruyor, bilmiyor.&lt;br /&gt;ben onu, istediğim yere sürüklüyorum, ona sormaksızın...&lt;br /&gt;tanrı sendromuna bile kapılabilirim bu yüzden,&lt;br /&gt;bir sineğin hayatını yönlendiriyorum!&lt;br /&gt;bu arada değinmeden edemeyeceğim,&lt;br /&gt;bilgisizlik güzel şey vesselam.&lt;br /&gt;saatte üçü hayli geçti,&lt;br /&gt;bu zaman dilimine yazılmış bir şarkı bilen?&lt;br /&gt;yok mu? off!&lt;br /&gt;şarkı yoksa -ki zaten hiç olmadı-&lt;br /&gt;bu kafa dağıtma eylemi, burada son bulabilir.&lt;br /&gt;serzeniş meraklısı, nam-ı diğer sinek eğiticisi, zifiri karanlık bir yer, zifiri karanlık bir türkiye...&lt;br /&gt;(şimdi düşündüm; başlığa zaman kaybı yazacağım ve sen bu satırı okurken hakikaten zamanını çaldığımı hissederek bana küfür edeceksin. sinekte küfür ediyor muhtemelen, hali hazırda&amp;nbsp;kulum küfür ediyor, sen küfür etmişsin, çok mu?)&lt;br /&gt;(bitiremedim farkındayım, bundan sonra pek bi ciddi bi post atıp, durumumu kısa ve net cümlelerle ifade etmeliyim, yoksa kıymetli okuyucularım meraktan çatlayabilirler, büyük hissediyorum by kutu açmaca oyunu.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-2288058256889805682?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/2288058256889805682/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=2288058256889805682&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/2288058256889805682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/2288058256889805682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/11/zaman-kayb.html' title='Zaman Kaybı'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-8432576892666782544</id><published>2009-11-23T17:02:00.001+02:00</published><updated>2009-11-23T17:02:28.544+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Martıları Karıştırmazsam Olmaz...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;yaptığım aşılanmak gibi mi?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;düşük dozda, zararsız&amp;nbsp;askeriye...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;son iki haftadır gördüğüm üniformalar/kamuflajlara bugün eklediklerimle, saldırganlıklarımı bırakıp döndüm hastaneden sanıyorum...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;bomboşum, hafifçe, tahminimce...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;belki de kanatlarının kırıldığını sıcağı sıcağına anlayamayan bir martı...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;ama teklediğinin farkında. eskisi gibi uçamadığının...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;yemek konusunda olduğu gibi, "ne olursa yerim" diyemiyorum, hayata karşı...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;seçici davranıyorum, öyle sanıyorum ya da, kendime sürekli "seçici davranıyorum ben" diyerek, buna inanıyorum...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;kırk bin kere söylüyorum, gerçek olmuyor ya, olsun. bilinç altı denen aptal inanıyor ya... &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;yaptıklarımla değiştiremediğim hayatımı, &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;kendi seçimlerimin oluşturduğuna inanarak bağlı olduğu ekipmanlarla gurur duyuyor ya...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;martı konusuna geri dönersek;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;adaya dolapları götürmek için, kumkapıdan yük taşıyan tekneler kullanıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;kumkapı dediğim yer, balık hali...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;orada, milyonlarca martı var belki...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;hepsinin karnı doyuyor, hepsi gayet sağlıklı gözüküyor...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;sadece biraz dikkat ve çeviklik yaptıkları...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;rutinleri var, mis gibi geçinip gidiyorlar...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;bir de, şehir hatları vapuru var...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;onun peşinde uçan, adalardan kabataşa kadar durmadan uçan martılar!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;ki onlar, balık derdinde değil, atılan simitin çıtırlığına takmışlar kafayı...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;bir saat boyunca yüzüyorlar, alçalıyorlar, yükseliyorlar, suya bata çıka, simit yiyorlar!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;hangisi mantıklı şimdi? &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;hangisi akıllı, hangisi aptal?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;peki ben, hangi martıyım bu şemaya dikkatlice bakıldığında?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;fantazik, insanların içindeki deniz tanımını tamamlamaya çalışan vapur martısı mı?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;hazırın yerini öğrenip, rutinin kıymetini bilen,&amp;nbsp;hiç hareket etmeyen kumkapı martısı mı?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;çok kafama takılıyor...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;"acaba", diyorum, "bir vapurun peşinde, insanların vicdanına mı sığınıyorum?"&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;"yoksa karnım tokta, sadece tanımlara uygun olabilmek mi tek tasam?"&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;martılar... martılar... martılar...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;ibne kuşlar...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;hep aklımı çelen onların o beyaz kanatları...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;yoksa ben böyle değildim,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;kıskanmazdım mavi gökyüzünde süzülüşlerini...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;içim çok karıştı...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;galiba içimi kusacağım...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-8432576892666782544?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/8432576892666782544/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=8432576892666782544&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8432576892666782544'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/8432576892666782544'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/11/martlar.html' title='Martıları Karıştırmazsam Olmaz...'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-4426181818814369517</id><published>2009-11-22T16:07:00.000+02:00</published><updated>2009-11-22T16:07:27.045+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Bu Gidiş İhtimaline Göre, Geleceğime Dair Bir Çıkarımdır.</title><content type='html'>sürekli yenileniyordur dışarıdaki dünya... yan komşunuz olan hacı bakkal amca, bir gece önce haciz yemiş ve yerini bu sabahtan itibaren bir süpermarkete bırakmış olabilir, ya da belediyeden gelen görevliler, kaldırım taşlarıyla belediye başkanının içindeki "seçilememe korkusunu" doldurup yok etmeye, binanızın önündeki&amp;nbsp;kaldırımları yenilemeye&amp;nbsp;çabalıyor olabilirler. üst katınızda sekiz ay üç gündür gün sayan ve bu eylemi&amp;nbsp;dokuz ay on güne tamamlama gayesi taşıyan&amp;nbsp;komşunuz, erken&amp;nbsp;gelen misafiri iyi ağırlama ve memnun etme telaşesiyle, eşi ile birlikte hastaneye koşturuyor olabilir. eskilerden, çok eskilerden, lise yıllarından gözlerinize tanıdıklaşmış bir bina, şans eseri liseyi okuduğunuz mahallede bulunduğunuz bir an, homurtulu bir makine tarafından yıkılıyordur. bir adam kullandığı arabanın önünde dikilen bir sokak köpeğine küfür ettiğini belli etmek için var gücüyle korna çalıyordur. bir diğeriyse köpeğinin bitmiş mamasını fark eder ve yenisini almak için markete giderken, karşıdan karşıya geçtiği sırada köpek düşmanı adam tarafından hayatına mal olacak bir manevra yapılacağının farkında değildir. yeni bir züccaciyeci açılır mahallenize, süper indirimleri bulunan. bir baba açlık sınırını ailesini kıt kanaat geçindirebilmek olarak tayin ederken, bir diğeri katıldığı lüks kokteylde sınırlarının olmadığıyla övünüyordur. dünya siz hiçbirşey yapmasanız da, sürekli yenilenir, değişir... sizin yaptığınız ya da&amp;nbsp;yapmadığınız pekte umrunda değildir.&lt;br /&gt;siz, Sevdiğiniz İnsanın koynundan uyandığınız güne şükreder ve&amp;nbsp;her sabah aynı hissi yaşamak için ilk kurduğunuz cümleleri Yaratıcıya ithafen, dua formatında ayarlarken, hiç tanımadığınız ve tanımayacağınız insanlar bunun bir sonu olacağını belirler. bir gidiş bekler sizi. yeni bir memleket, sizin onun topraklarını lanetler ve küfürler eşliğinde çiğneyeceğiniz günün gelmesi için dakikalar saymaktadır, sizin O'nunla geçirdiğiniz vakitleri, saniye hesabıyla ruhunuza işlediğinden bi haber...&lt;br /&gt;bir çocuk vardır içimizde, hiç ölmez, elinden ne balonları, ne de pamuk şekerleri eksik olur. her duyduğunuzu işitmez, her bildiğinizi öğrenmez. düşler alemindedir, pembeli, gök mavili giyinir. umutları vardır, ümitleri...&lt;br /&gt;bazı şeyleri zorla, dayatmalarla öğretiriz... mecbur kalırız...&lt;br /&gt;neyi dayatacağım şimdi o çocuğa? hayata küsmesi gerektiğini mi? yaşamın anlamsızlaşacağını mı? artık o çok sevdiği balonunu ve pamuk şekerini bir daha görmeyeceği bir yerlere atmasını ve onun yerine, metalin soğukluğuna ebediyen sadık kalacak silahlarla oynamasını mı? &lt;br /&gt;hayat sürekli değişir, iyili ya da kötülü... siz sabah erkenden uyanmayı Sevdiğiniz insana kahvaltı hazırlamak olarak algılarsınız, bir başkası kesin bir tarihten sonra erkenden kalkmayı artık böyle algılayamayacağınızı bildiren bir karar verir. erken kalkmayı mecbur kılar ve tıraş olman, giyinmen, ayakkabı boyaman için emirler yağdırır...&lt;br /&gt;baldırlarınızı tamamen saran, rahatsız ve ucuz&amp;nbsp;botlarla, gece düşen çiğ yüzünden çamurlaşmış toprağa savurduğunuz her sert adım, isyandır o zaman... &lt;br /&gt;palaska denen kemer tasarlandığı gibi&amp;nbsp;pantolonunuzu belinizde tutmaya yaramaz, size göre. o palaska sizi dünyaya bağlayan bir olgudur, sayılı gün geldiğinde. canınızı acıtır, olabildiğince sıkarsınız, yaşadığınızın farkını çektiğiniz acılarla anlıyor olmak zorunda bırakıldığınız için...&lt;br /&gt;zaman geçer. yirmi gün kadar geçer. otobüs terminalinde görülen her &lt;strong&gt;bursa &lt;/strong&gt;tabelası, nereye gitmek için attığınız ilk adımda&amp;nbsp;öleceğinizin kanıtıdır. şehir hatlarında çalışan her &lt;strong&gt;gemlik&lt;/strong&gt; minibüsü,&amp;nbsp;ölmüş olan ruhunuzun mumyalanıp, onbeş ay boyunca muhafaza edileceği yerdir, mezardır, geniş arazisiyle, deniz manzarasıyla.&lt;br /&gt;hayat sürekli yeniler kendini...&amp;nbsp;lanet olsun ki artık değişmesini istemediğiniz anlarda durmaz, DEĞİŞİR!&amp;nbsp;bir gün içinde neler değişirken, araya giren onbeş ay... &lt;br /&gt;değişmemesi için yalvaracağım onbeş aylık süreci durdurmak, hiç başlamaması&amp;nbsp;için çabalamak için, ölmemek için, ölmemesi için,&amp;nbsp;ölmememiz için, öldürmemesi, öldürmemem&amp;nbsp;için,&amp;nbsp;yarın askeri hastaneye gidiyorum. bilmiyorum ne olur, ne yönde gelişmeler yaşanır...&lt;br /&gt;bana şans dileyin... ve birşeyleri değiştirebilmem için kuvvet...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-4426181818814369517?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/4426181818814369517/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=4426181818814369517&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4426181818814369517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/4426181818814369517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/11/bu-gidis-ihtimaline-gore-gelecegime.html' title='Bu Gidiş İhtimaline Göre, Geleceğime Dair Bir Çıkarımdır.'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-3849905290254930360</id><published>2009-11-21T23:29:00.002+02:00</published><updated>2009-11-21T23:29:55.280+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>tek problemim ciddiye alınmak (dil çıkartan smiley)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-3849905290254930360?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/3849905290254930360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=3849905290254930360&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3849905290254930360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3849905290254930360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/11/tek-problemim-ciddiye-alnmak-dil.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-3945006262179321585</id><published>2009-11-20T00:04:00.000+02:00</published><updated>2009-11-20T00:04:39.436+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Ölüm Tehlikesi Mi Desem, Yoksa Yaşama Sevinci Mi?</title><content type='html'>pek tadım yok ama, hayatımdaki inişli çıkışlı grafikten bahsedeyim istiyorum.&lt;br /&gt;bir alttaki postu yazıp, askeriyeye gittiğim gün, hiçbir ilerleme kaydedemeden geri döndüm.&lt;br /&gt;kütüğümün olduğu ilin&amp;nbsp;askeriyesinden,&amp;nbsp;halıcıoğlundan gönderdikleri&amp;nbsp;faxa cevap gelmişti gittiğimde. sonra benden bir rapor istediler, muayne olduğumda verilmiş olması gerektiğini idda edip durdular bir de... bense durumu hemen kavrayıp, muayne olurken hasta olmadığımı, muayneden sonra bu rahatsızlığı yaşadığımı dile getirdim ve bende böyle bir belgenin olmadığını anlatmaya başladım. sonra, benimle ilgilenen gerzek personel -bu eleman asker değil, bildiğin gişe personeli gibi, memur- bana bilmediğim birşeyler anlattı, bol askeri terimli. ben de sinirlerime hakim olamayıp "bu kadar askeri terim biliyor olsaydım, hastaneye sevk almak için sizin gibi insanlarla uğraşmaktansa, hastanede işlemlerimi yürütüyor olurdum" diye bağırmaya başladım. sonra orada çalışan bir arkadaşım var, geçtiğimiz günlerde laf arasında söz etmiştim. o araya girip durumu izah etti. ben, oraya defalarca gidip her seferinde olayı anlatmama, muayne olurken sağlam olduğumun altını çizmeme rağmen, bu gerizekalılar beni muaynede de hasta sanıyorlarmış. nefret ettim bildiğin, bildiğin nefret ediyorum tümünden. iki gün sonra çağırdılar, sülüsün çıkıp çıkmadığını kontrole gitmem için. "işlerimi bırakıp gelemem, kaç kere geldim zaten, bi telefon numarası falan yok mu buranın" dedim yüksek puntolarımı takınarak. orada bulunanlardan sorumlu assubay olaya müdahale edip aristokrat bir ses tonu takınarak önce beni sakinleştirdi, hemen ardından da oraya ait olduğunu idda ettiği telefon numarasını verdi, not ettim bir kağıda... konu atlamış gibi olacağım ama, verdiği telefonu bugün cesaretimi toparlayıp aradım, -cesaret toplamam gerekiyordu çünkü artık herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmaya gücümün olup olmadığını kestiremeyecek hallerdeyim- yanlış telefon numarası vermiş pezevenk! onu da Allah bildiği gibi yapsın, ondan da nefret ediyorum...&lt;br /&gt;geçen hafta cuma gününden beri, neredeyse her gün sabahın beşinde kalkıp babamla&amp;nbsp;kınalı adaya montaj için gittim... askerlikle ilgili en ufak bir ilerleme gösterememiş olmamın getirilerinden biri olan sinirlilik, zihinsel ve fiziksel yorgunlukla birleştiğinde kavurucu çöl sıcaklarının ortasında seraplara kanan, onları gerçek sanıp tam ortalarına atlayan ve her atlayışının ardından ağzına dolan sıcak çöl kumlarını tüküren bir adam haline getirdi beni. o adamın&amp;nbsp;serapların gerçek yüzüyle karşılaşmasında gösterdiği hoşnutsuzluğu, neredeyse yaşadığım her olaya&amp;nbsp;gösterir oldum. farkındalığın yetersiz kaldığını, farkında olmanın da bazı şeylere verdiğin tepkiyi değiştiremediğini görmeme de&amp;nbsp;yardım etti kendisi ya, teşekkür edemeyeceğim bu yardımından dolayı...&lt;br /&gt;hayatımda ilk defa adaya gitmekten, vapur, martı ve deniz görmekten, metroyu, finüküleri kullanmaktan sıkıldığımı hissediyorum. kaç sabahtır idonun soğuk poğaçalarıyla kahvaltı ediyorum, biliyor musun? eğer bilseydin -ki şimdi öğrendin- bana gerçekten acırdın...&lt;br /&gt;bu kadar sıkıntının arasında, babamla aramızdaki ilişki son on yıl ele alındığında belki de en iyi formunu kazanmış durumda. mesela bugün de adaya gittim, kontürüm olmadığı için beni her saat başı aramasını rica ettim kendisinden, işle ilgili bir aksaklık olursa şayet, bilgilendirebileyim diyerek, her onbeş dakikada bir aradı, işten öte, keyfimi, halimi hatrımı sorup, yaptığı sıcak esprilerle beni neşelendirmeye gayret gösterdi. özellikle son bir haftadır, babama nasıl davranırsam ondan aynı şekilde davranışları gördüğümü fark ediyorum. çok şaşırtıcı... acaba, bundan birkaç ay önce ona yirmi yaşında bir oğlu olduğunu duygusal bağlamda hissettiremiyor muydum da, o da bana babalığı hakkında tek bir adım atmıyordu diye düşünmekten alamıyorum kendimi. hayırlara vesile...&lt;br /&gt;adaya giderken, vapur yolculuğu ortalama bir saat sürüyor. kınalı adanın ilk ada olmasının, bu sürenin kısalığındaki etkisi büyük elbet. babam ve diğer tüm yolcular fosur fosur uyurlarken, ben&amp;nbsp;her zaman olduğu gibi uyuyamıyorum. zaten uyku problemleri yaşadığımı duymayanınız da kalmadı hani... ben de uzun süre önce başlayıp, başlangıç kısmının kısırlığında kendime bir pay biçemediğim kitabı, ahmet altanın en uzun gecesini bitirdim, bu yolculuklarımda... şimdi içimde yeni bir kitaba başlama hevesi var, ama bir o kadar da bu sıralar zihnime yeni yüklemeler yapmamak konusunda kararlıyım. nasıl bir insansam, kitap okurken konudan bağımsız olarak yazarın stilini de ince ayrıntılarına varacak kadar inceliyorum ve zihnim çok yoruluyor. e hali hazırda yorgun bir zihinle bunu yapmanın imkansız olduğunun da bilincindeyim...&lt;br /&gt;babam benim iş disiplinimden ve süratli çalışmamdan günde onlarca kez övünedursun, ben sıkıntılarımı unutturabileceğine dair bir bakış açısı geliştirdim ve kendimi ve tüm gücümü, işlere odakladım şu sıra. aslına bakılırsa uzun süredir çalışmaya da bir hevesim vardı, ancak bu mobilya dükkanında çalışmaya odaklı değildi... neyse, en azından etraftaki insanlara hayattan bıkmış bir portre çizmiyorum. bu da güzel birşey elbet...&lt;br /&gt;daha önceki yazılarımda, doğrama işi yaptığımızdan bahsetmiştim, okuyanlar hatırlıyordur. babamla&amp;nbsp;o işlerin montajı için cumartesi günü adaya gittik. yapacağımız -daha doğrusu yaptığımız- işi tanımlamamı&amp;nbsp;isterseniz; on adet iki metreye bir metre pencereyi, sırasıyla eskisini söküp yerine yerleştirecektik. sonrasında onları köpük yardımı ile yeni yerlerine monte edip, pervazlarını ve camlarını da takıp, tamamiyle sabitlemek, yapacağımız -yaptığımız- iş. bir pencereyi sabitlediğimizi düşünüp, dış cephede kalan&amp;nbsp;pervazlarını takmaya geçtiğimizde, köpük kurumadığı için babam neredeyse aşağıya düşüyordu. hem de pencere ve kasasıyla birlikte... allah korudu, ben hem kasayı, hem de babamı tuttum. şayet aşağıya düşseydi, muhtemelen çok ciddi yaralanacaktı. malum hem ikinci katta çalışıyorduk, hem de tam aşağımızda ağaçlar, yeşilliklerden öte dökme beton bir alan vardı. bir saate yakın kendimize gelemedik. kah gözlerimiz doldu, kah gülüştük karşılıklı... sonrasında daha dikkatli davranmaya çalıştık, başka da bir problem olmadı...&lt;br /&gt;biz pencerelerin tüm işlemlerini bitirdikten sonra, boyacı arkadaş bi kat daha boyayacaktı, gözüken kısımlarının daha iyi bir boya istediğine kanaat kıldığımız için. bu arada o boyacı denen pezevenkte, bizim haftalarca uğraştığımız işin ağzına sıçmış, yaptığı boyayla, ona da çok kızdım, daha doğrusu o da ruh halimden nasibini aldı. bi güzel fırçaladım kendisini... yok hayır,&amp;nbsp;işin içinde olanlar&amp;nbsp;baktığında&amp;nbsp;anlarlar da&amp;nbsp;işin kalitesini, kullanılan ağacın mükemmelliğini, işin basit bir işçilik istemediğini ama, yağlı boyayla boyanmış bir pencereye müşteri baktığında, göreceği tek şey yapılmış olan boyanın kalitesi olduğundan, yani müşteriye işin bitmiş halini pazarlayacak olan şeyin, bizim sarf ettiğimiz özen ve çaba değil de, yapılan boya olduğundan, haklıydım da aslında... bok gibi boyamış adi herif. resmen ince bir kat geçmiş ve her yer pürüzlü kalmış. zımpara yapmamış, astar çekmemiş... yazık, işçiliğimize yazık... neyse. dün öğlen saatlerinde ikinci kat boyayı da bitirip bize haber verdi. böylece ben de bugün, pencerelerin kilitlerini, kollarını falan takıp anahtarı teslim etmek için adaya gittim. &lt;br /&gt;şimdi iş bitirmeye gidiyorum dediğinizde, özellikle detay isteyen bir iş yapıyorsanız, söylenen işi yapmaktan çok, işin genelini gözlemleyip eksiklerine odaklı çalışmanız her zaman için sizin yararınıza olur. ben de öyle yaptım... son, yani onuncu pencerede boyanırken dışarıdaki pervazların birinin, yerinden sökülmüş olduğunu gördüm. &lt;br /&gt;takmak için pencerenin üzerine çıktım. sonra denge kurabilmek için çömeldim. sonra solumdan bir pencere darbesiyle, aşağıya itildim!&lt;br /&gt;evdeki tüm pencereler açık olduğundan, muhtemelen cereyan yaptığı için pencere aniden kapandı. kapanırken de, bana çarpmak suretiyle&amp;nbsp;beni de ikinci kattan aşağıya düşürdü. önce havada ninjaların attığı kadar puan toplayacak süksede olmasa da&amp;nbsp;tam bir takla&amp;nbsp;attım, sonrasında can havliyle ellerimi duvara sürtmeye, bir yere tutunmaya çalıştım. kısa bir mesafe düştükten sonra sağ elim bi yere takıldı, ilk katın pencere çıkıntısından tutunmuştum... sonra sağ elimde duyduğum inanılmaz acıya aldırış etmeden, bi gayret sol elimle de tutundum. bir süre hareketsiz kalıp gerçekten yaşadığıma kendimi inandırırken, az önce neler yaşadığımı tekrar düşündüm, belki de düşünecek halde değildim, çünkü korkudan iliklerime kadar titremekle meşguldüm. hemen sonrasında, pantolonumun sağ bacağına saplanan, zemin katın korkuluğunu fark ettim. iki üç santimle, bacağıma saplanmadı o koca demir de, pantolonumu yırtıp geçti, şükürler olsun ki... sonra etraftaki insanlar beni kurtarmak, birşey olup olmadığını öğrenmek için koşuşturdular. onların da yardımıyla indim. felaket korktum, resmen ölümle yaşam arasında serin bir cehennem kolası içiyordum ki, yaşamdan seslendiler, o sese kulak verdim... birbuçuk saate yakın titrememe engel olamadım. modum düştü, sesim gitti, yüzümün rengi attı... hiç bu kadar tehlikeli birşey yaşadığımı ve bu denli korktuğumu hatırlamıyorum, bundan önce...&lt;br /&gt;fark ediyorum ki, böyle durumlarda dahi sevdiğin kadın, ailenden önce düşüyor aklına. filmlerde görüp dalga geçtiğimiz o düşünceli romantik aşık havalarının bizzat gerçek olduğunu test etmiş bulunmaktayım. başıma birşey gelseydi anne ve baba ve abimin nelere gark olacağını düşünmek aklımın ucundan bile geçmedi, şu vakit oldu, hala düşünmedim desem doğrudur... ilk düşündüğüm şey "ya bir daha göremeseydim?" oldu. sevindirici aslında, böyle hissedebilmek...&lt;br /&gt;olayın üzerinden bir saat geçti geçmedi, sevgilim aradı. telefonda anlatmayacaktım gününün geri kalanını da sakin geçirmesi için ama sesimde engellenemez bir kötü hal vardı, ben de detaya girmeden anlattım. dehşete kapıldı garibim, muhtemelen eli ayağı boşaldı, sesindeki değişimlerden yaptığım çıkarımlara dayanarak...&lt;br /&gt;akşam oldu işte, sevgilimin gitmesi gereken bir daveti vardı, sağolsun, eksik olmasın iptal edip benimle kaldı, evde oturduk, üstüme titredi, allah yokluğunu göstermesin... güzel de bir akşam geçirdik, dün akşamı mahvettiğim gibi, bu akşamın güzelliğine gölge de düşürmedim üstelik.&lt;br /&gt;dün akşam... şu askerlik mevzuunun belirsizliği, zaman daraldıkça azalmaktansa arttığı ve her kafadan farklı bir ses, farklı bir görüş çıktığı için beni ayrım yapamadığım bir saldırganlığa itti. sevgilim bir pürüzden bahsederken ben, saldırıya geçtim farkına bile varmadan... bir saate yakın konuştum, susmadım, yapamadım, belki de uğraşmadım bile, hatırlamıyorum o anki ruh halimi... uysallığı, kırgınlığı ve tüm olgunluğuyla yaptığım hatayı gösterdi... kabul ettim sessizce... o susarken, kendi içimde nasıl bu kadar saldırgan olduğumu, neden böyle davrandığımı sorgulamaya koyulmuştum. çok özür diledim, gösterdiği şeyin farkına vardığımı hissettirmeye çabaladım... uyuduk.&lt;br /&gt;sabah, onunla birlikte çıkamadım evden adaya gideceğim için. bir saat kadar erken&amp;nbsp;çıktım...&lt;br /&gt;vapura binmeden bi gayret ankesörlüden&amp;nbsp;telefon -malum çağrı atacak kadar kontürüm bile yok-&amp;nbsp;ettim, meşguldü. yirmibeş dakika geçti, ben sürekli aramalara gark oldum,&amp;nbsp;hala meşgul... avea hatlarda bu problemler yaşanıyor, son iki aydır falan. o an, her nasıl olduysa bu aklıma gelmedi. sitem dolu bir mesaj attım meşguliyetiyle alakalı,&amp;nbsp;yine ankesörlü telefondan... ekranda mesaj gönderildi yazısının belirmesiyle araması bir oldu, izah etti, ben&amp;nbsp;attığım mesajda yine&amp;nbsp;saldırganlığımı kontrol edemediğim için gizli dövünmelere başlarken, o yine ona tapınmakta ne kadar haklı olduğumu kanıtladı. sonra dün gece ve bu sabah yaptığım herşeyin, zihnimde beliren nedenlerini anlattım, askerlikti, belirsizlikti...&amp;nbsp;özür diledim. elbet yok sayamazdı ama, bir seferliğine gerçekten affetmesini istedim, tekrarlanmayacağının garantisini verdim...&amp;nbsp;durumun farkında olduğunu söyledi, affetti benim güzel kadınım, sağolsun...&lt;br /&gt;bu akşam da üzerime titredi, beni bir kenara oturtup sofrayı kendi hazırladı, yorgun düşen zihnimi ve vücudumu elinden geldiğince dinlendirdi. aklından geçenlerden, kaybetme korkusundan bahsetti ki, düşündüğüm şeylerle çok benzerlerdi... gerçekten şaşırmadım...&lt;br /&gt;velhasıl kelam; ben bugün ölüm, biraz cicileştirmeye gayret gösterirsek ciddi bir sakatlanma ihtimalinden&amp;nbsp;el bileklerimin sızlamaları ve sağ ayağımdaki çekilme hariç hiçbir yara almadan kurtuldum. bu kurtuluş, yanında hayatıma değer katan kadına karşı duyduğum hislerin tazelenmesi ve ona daha çok değer vermem gibi şeyleri de getirmişti. hoşnutluğumu saklamadan, yanında getirdiklerini kabul ettim...&lt;br /&gt;zor bir gündü, geçti, gitti. ama anladım ki, ölümle fena halde burun buruna yaşıyoruz. sadece bir "an", sehpamızı devirecek ya da yağlı ipi boynumuzdan alacak olan...&lt;br /&gt;serzeniş meraklısı savaşa giderken, okuyucuyu selamlıyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-3945006262179321585?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/3945006262179321585/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=3945006262179321585&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3945006262179321585'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/3945006262179321585'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/11/olum-tehlikesi-mi-desem-yoksa-yasama.html' title='Ölüm Tehlikesi Mi Desem, Yoksa Yaşama Sevinci Mi?'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-6776977136969402219</id><published>2009-11-16T13:13:00.000+02:00</published><updated>2009-11-16T13:13:44.966+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'></title><content type='html'>efenim herkesi selamlıyorum.&lt;br /&gt;nasıl hissediyorsunuz bakalım bugün kendinizi, keyifler yerinde mi?&lt;br /&gt;işte-evde-sağda ve solda beni okuyan herkese, bolca selam yolluyor, keyifli olmanız için de, güzel dileklerde bulunuyorum.&lt;br /&gt;nedendir bilinmez, bi hatrınızı sorayım dedim, bugün hiçbirşey moralimi bozamıyor, çelik bir zırh giyinmiş güzel duygularım... hiçbirşey, önüne geçemiyor, kapsama altına alamıyor... pozitif enerji... charge! charge!&lt;br /&gt;bu sabah askerlik şubesine gittim. -farkındayım, kalıplaşmış bir cümle ile karşı karşıya bırakıyorum sizi, geçicek, biticek...- yüzyirmisekiz kişilik devasa fiş sırasıyla -işlem yaptırmak için, kayıt sonrasında alınan fiş...-&amp;nbsp;karşıladı beni, selamladı... ben de düzenine hayran bırakan sıranın son ucunda öylece dururken, sıkıntıdan saydım zaten, insanları. neyse, sıra bana geldi, bir saat sonralarında...&lt;br /&gt;olayın detayına girmeyeyim, zaten ne yapacaksın, dakika dakika gelişmeleri öğrenirsen ki? kütüğümün bulunduğu şehrin askerlik şubesine fax çektiler saat on sularında... onun cevabını beklemekteyiz... babam üzerinden&amp;nbsp;orada bir tanıdık olup olmadığını soruşturdum, vardı ama taşınmıştı, telefon numarası değişmişti, tamamdı, bugün, özellikle bugün problem olmazdı, böyle şeyler... o zaman askerlik şubesini, bizzat kendimiz arardık, üşenmezdik. aradık, kapı duvar olamadı elbet, malum telefon konuşması... ama karşımdaki adam, duvar gibi bi herifti, dümdüz. azarladı bildiğin... işlerini yapmıyorlar mıymış? fax gelmişte, onlar mı cevaplamamış? işleri sallıyorlar mıymış? bizim takip etmemize gerek yokmuş, onlar zaten sıkı bir şekilde çalışıyorlarmış, fax geldiği gibi cevaplarlarmış. tamam, bugün, özellikle bugün buna da tamam... öğlenden sonra gitmemiz gerekirmiş, tekrar halıcıoğluna, üşenmeyiz, kalkar gideriz dedim, tamam. bugün. seksendokuzadört gidecek olanlar sülüs belgelerini almak için kalabalık oluşturmuşlar, bak sen utanmazlara... o yüzden vakitlice gitmezsem, işlerimi halledemezmişim... sülüsler çıkmadı diyorlarmış da, dinletemiyorlarmış. vah vah! peki, dedim, geliriz vakitlice... ben ve bugünüm. özellikle bugünüm, kesinlikle kaçırmayacak böylesi güzel ve özel bir daveti...&lt;br /&gt;sabah gergin uyandık, ben ve bugünüm... sonra, gergin olmamızı gerektirecek hiçbir durum olmadığını fark ettik, ben, ve sevgili bugünüm... sevgilimi uyandırdım, ben... öperek güzel yüzünü, okşayarak güzel saçlarını... bugünüm izledi, sevgiyle, aşkla... belki de bugünün temellerini attı, bugünüm... sevgilimin "günaydın aşkım!"ıyla...&lt;br /&gt;ben O'na sabahlığını giydirirken, bugünüm de terliklerini çevirdi, benim pek güzel sevgilimin... sonra ben, üzerimi giyinirken, kahvaltı hazırladı benim güzel meleğim ve bugünüm, yardım etti, tostların kontrolünü üstlendi, kendisine yakışır lezzette olmaları için... pekte güzeldi herşey, afiyetle yedik...&lt;br /&gt;güzel bir kadının, güzel gözleriyle gözlerimizin içine baka baka sarf ettiği güzel dileklerini aldık yanımıza bugünümle ve minibüsün küf ve çamur kokan koltuklarına oturduk sonrasında...&lt;br /&gt;kalem aldık yanımıza, en tükenmeyeceği idda edileninden... formlarımızı aldık, kimlik fotokopilerimizi... gittik, bekledik, sözleştik, döndük...&lt;br /&gt;şimdi bekliyoruz, güzel bugünüm ve ben ve sevgilim... &lt;br /&gt;bu mutlu adamın arkasında, güzel bir kadın var!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-6776977136969402219?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/6776977136969402219/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=6776977136969402219&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6776977136969402219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/6776977136969402219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/11/efenim-herkesi-selamlyorum.html' title=''/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-2687320645836414944</id><published>2009-11-15T23:48:00.000+02:00</published><updated>2009-11-15T23:48:41.275+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Hakkaten</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;hayatın tüm olumsuzluklarını unutturuyorsun ya aşk...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;seni giydiğim için, gurur duyabiliyorum ya...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;bir de, yakışıyorsun ya...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;iyi ki varsın aşk...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;iyi ki, aşksın, kadın...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;sensiz günümün tüm yorgunluğunu, varlığınla siliyorsun ya aşk...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;tek dokunuşunla, yeniliyorsun ya, ruhumu...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;gerçeğim, hayatım, canım, ruhumsun ya...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;iyi ki varsın kadınım...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;iyi ki, kadınımsın...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;zoraki yokluklarını bile seviyorum, varlığını olduğu kadar, sana belli etmeksizin...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;yapmazsın ya gerçi, &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;olur da "seviyorsan, al sana yokluğum" demenden, susuşlarım...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;ne zaman mutlu sona bağlanacağı, açık ve seçik ve kesin eksikliklerim...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;tamamlanınca bütüne, bir olunca, artınca, taşınca ne kadar mutlu olacağımı,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;bu zamana kadar olageldiğimi ve ileri de de, aynı mutlulukları yaşayacağımı düşlediğim sensizliklerim...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;hemen ardından, ellerimin üşüyüşünün,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;vücuduma ve ruhuma, benliğime ve benime ateşlerin basmasını hissedişlerim...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;az önce üşüdüğümü hatırlayıp, yanında sıcacık olduğumu, seninle şu soğuk hayata ısındığımı düşünmelerim...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;sonra, senden aldığım sıcaklığı, ruhunu sıcacık tutmam, &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;seni sıcak kılmam ve ben yanıbaşındayken sıcağın zıttı olan herşeyin, zihnindeki yerlerini bir bir ve özenle&amp;nbsp;yok etmem...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;işte senin tanımın, aşk...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;hepsi yukarıda...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;yokluğunla, varlığınla...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;sıcaklığın, güzelliğinle...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;işte! sen, güzel kadınım...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;sıcaklığım, huzurum...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;başlarda imkansızlığım, sonrasında mucizem...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;sen, benim tüm varlığım, sen...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;işte sen; renksiz dünyamı gökkuşaklarıyla&amp;nbsp;donatan eşsiz&amp;nbsp;tanrıça...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;ahiret telaşını üzerimden atan,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;bana dünyada,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;cenneti tattıran kadın...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;iyi ki varsın, hakikaten... -hatta benim telaffuzumla, hakkaten...-&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;hakkaten, sevilesisin...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;hakkaten, tapıyorum sana!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-2687320645836414944?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/2687320645836414944/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=2687320645836414944&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/2687320645836414944'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/2687320645836414944'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/2009/11/hakkaten.html' title='Hakkaten'/><author><name>Serzeniş Meraklısı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14459494752031576145</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_UrsHYJP_dWM/Sltyh7v1vnI/AAAAAAAAAn8/H0W79DJ9pEs/S220/deli.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1737571799709674707.post-610666445677795020</id><published>2009-11-12T20:36:00.001+02:00</published><updated>2009-11-12T20:59:04.398+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serzeniş Meraklısının Ruh Halleri..'/><title type='text'>Tam Karışık -3-</title><content type='html'>*sözümü yemiş gibi oldum. aslına bakıldığında evde oturacaktım. ama haberler gerdi, kendimi dışarıya attım...&lt;br /&gt;*biliyor musun sevgili blog, şu sıra askeri üniforma görmek bile canımı sıkıyor... haberlerde şu ıslak imza yüzünden de, bi ton asker gördüm, kafam attı...&lt;br /&gt;*hatta dün, havalimanında birkaç&amp;nbsp;pilot gördüm, omzunda apolete benzer birşeyler vardı ki, beni benden aldı...&lt;br /&gt;*böyle olmasına rağmen, dün abimi erzuruma yolcu etmek için hava alanına kadar götürdüm... askeri kamuflaj çantasını da, ondan ayrılana kadar taşıdım. herşeyi geçtim, ondört kiloydu lan çanta... hatta, bi ara evdeyken "giysene hacı şu kamuflajları" diyesim de geldi, üzerine kusmayayım çocuğun, giderayak morali bozulmasın dedim, yuttum söyleyeceklerimi... &lt;br /&gt;*eğer olur da, askere gidersem, buraya not düşüyorum; günlerim ve gecelerim yeşilli kahveli alaca kamuflajlar yüzünden kusarak geçecek ve inanılmaz kilo vereceğim... &lt;em&gt;-ya denizci olursan? ya havacı olursan? geyikleri çevirmeyin çok rica edicem... -bildiğiniz üzre renkeri farklı ya, o baabda...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;*askerliğin gerçekçi yüzünü, etrafımdaki kimseye yansıtmamaya çalışıyorum. o kadar doluyorum ki bu konuyla, yeri midir, uygun mudur demeden açıyorum ağzımı, yumuyorum gözümü bazı bazı...&lt;br /&gt;*aslında konuşmak istemiyordum bu konuyu ama, ne bileyim... birilerine anlatırsam, çektiklerim birilerinin gözüne, yüreğine dokunursa, hafifler, anlaşılırım diyorum... olur mu ki?..&lt;br /&gt;*mesela askere gidersem, yalnızca onsekiz günüm var, herşeye... spesifik olarakta bakamıyorum artık olaylara... herşey, bir valize konacak birkaç parça eşya ile sona erecek... çünkü herşey, iç içe geçti artık,&amp;nbsp;tek bir öğe oluverdiler...&amp;nbsp;vay canınasını...&lt;br /&gt;*dinlediğim şarkıların modumu değiştirmesini özledim. şarkı dinleyip, hüzünlenmeyi falan... normal ruh hali olarak durgun ve sıkıntılı uzunca bir zaman geçirdiğinizde, artık duyulan seste, yaşanılan olay da pek bir değiştirmiyor sizi... keza mutlulukta da öyledir, en boktan şarkıyı duyarsın ama, kulak denen inanılmaz alet, onu zihne ulaştırmaz... serbest bırakır ve mod değişmez... ahh.. uzun süreli mutluluklar...&lt;br /&gt;*son günlerde biraz mızmız oldum sanıyorum. evet evet... herşeyi bir can sıkıntısına bağlayabilitem var şu zaman zarfı içinde... &lt;br /&gt;*bu eziyet pazartesi günü sonlanırsa, yani gitmezsem, iletişim bilgilerini veren her okuruma&amp;nbsp;inanılmaz simit-ayran ikilisini&amp;nbsp;ısmarlayacağım...&amp;nbsp;kargoyla göndereceğim anasını satayım, yanına da kişisel bi not ekleyerekten!&amp;nbsp;en kaliteli restoranda yemeğe gitmişçesine yiyeceğiz... kutlayacağız... yaparız di mi sevgili okuyucum? gidersem de, yaparız anasını satayım... size son paramla simit-ayran ısmarlarım... yaparız!&lt;br /&gt;*işte öyle. gündemime başka hiçbirşey alamıyorum şu sıra. aklım fikrim ve zikrim askerlikte... hadi bu konuyu pas geçelim artık, derinleştikçe can sıkıyor namussuz...&lt;br /&gt;*babama yardım ediyorum, bildiğiniz üzre... toz çok olumsuz etkiliyor ama, söylemeden edemeyeceğim... ciğerlerimde sıkışma oluyor zaman zaman, nefes almayı zorlaştırmaktan çok, inanılmaz bi sancı giriyor, hayırdır inşalla... belki de tozdan değildir ya, bilemiyorum... işte... dükkan ortamı güzel, bana kalırsa... en azından müzik çalıyor arkadaş!&lt;br /&gt;*bugün, yarın adaya götüreceğim mutfak dolaplarını paketledim, çizilmemesi namına... günümün tamamını aldı neredeyse... ha, bir de adaya yaptığımız doğramaların camlarını paketlerken, sağ elimi iki farklı yerinden kestim... kedinin götünü görüp yara sanması gibi değil ama, felaket sızlıyor... baş parmağımın iç tarafıyla, avcumun içini kestim, derin gibi gibi... hareket kabiliyetini sınırlıyor insanın...&lt;br /&gt;*neyse, dikkatimi çeken bir konu var, sizin de dikkatinizi o yöne çekmek istiyorum bu yazımda...&lt;br /&gt;bildiğiniz üzre feedjit diye bir olay var, insanlar nereden gelmiş, nasıl gelmiş, napmışta gelmiş falan, böyle şeyleri gösteriyor. bilmeyenler için sağdaki barda, en alt tarafta kendisi... şimdi oraya göz attım da, uzun süredir yazmak isteyip es geçtiğim bir konu aklıma geldi, yazayım hazır kısır bir durumdayken...&lt;br /&gt;*izmirden, bursadan, zürihten, antalyadan, aydından, ankara ve kayseriden "serzeniş meraklısı" diye aratarak gelen, bu aramayı da firefox ve windows xp kombine&amp;nbsp;platformundan gerçekleştiren arkadaşlarım... artık blogumu sık kullanılanlara ekleyiverin zahmet olmazsa, hı? bir de, bu arkadaşlardan herhangi biri bu yazıyı okuyorsa, tanımak istiyorum kendilerini. azimlerinden dolayı tebrik edeceğim. yaklaşık beş aydır, bir ya da iki gün aralıkla gogıldan beni arayarak buluyor ve yazımı okuyor kendileri... vallahi bravo!&lt;br /&gt;*hatta şuanda zürihten bi arkadaş, blogrol üzerinden okuduğum blogları kurcalamakta... hadi gene iyisiniz ha!&lt;br /&gt;*istanbuldan bir arkadaş mail adresimi gogılda aratarak, bloguma gelmiş. bu ilk defa başıma gelmekte... vallahi bravo! "acaba," dedim "mail adresimi işlek bir umumi wcye falan mı yazdılar&amp;nbsp;ki, gogıl aramalarına gark oldu çocukcağız?" yapmayın bunu. sorun, söyleyelim: &lt;a href="mailto:excessivelylover@hotmail.com"&gt;excessivelylover@hotmail.com&lt;/a&gt; sağda da yazmakta zaten, araştırın biraz.. yalnız, o adresi hali hazırda bilen bir adam, niye gogılda arıyor, arayan arkadaş, söyle bakalım?&lt;br /&gt;*geçtiğimiz günlerde de, gogılda bir arkadaş "serzeniş meraklısı yonja" diye aratmış. beni öyle laubali sitelere mi layık görüyorsunuz? çok ayıp...&amp;nbsp;pek bir yere üyeliğim yok, varsa da, serzeniş meraklısı olarak yok... (göz kırpan smiley)&lt;br /&gt;*bursadan bir arkadaş "çocuğumuza mektup yazalım" diye aratarak, &lt;em&gt;doğmamış çocuğa mektuplar &lt;/em&gt;etiketli yazılarıma ulaşmış...&amp;nbsp;"arkadaşım, çocuk gogılla ikinizinse, nasıl bir şekli şemali var ve bunu nasıl becerdin?" der ve geçerim bu aramayı...&lt;br /&gt;*bir de son zamanların en büyük hiti şu, bloguma gelinen aramalarda: "hayallerin gerçekleşmesi için slogan ne olmalı" allah allah diyorum, bu ne lan? acaba böyle bir yarışma falan oldu da, biz mi bilmiyoruz? hayal için slogan yaratıp para kazanılan? evet... birazdan tamamen götümden uyduracağım bir sloganla başbaşa kalmak üzeresiniz: "hayalleri gerçekleyebilmek için en iyi yol, uyumaktır! çünkü rüyalarda, hayalini kurduğun şeyleri görmek ve onlara sahip olmak olasılığı çok daha yüksektir!" çok kastım, ancak bu kadar oldu...&lt;br /&gt;*sigara molası veriyorum, yazıya... bu kapalı alanlarda sigara içilmeyecek huleyn diyenlerin de allah belasını versin...&lt;br /&gt;*sigara molasından önceki not: sözüm sana internet cafeyi işleten arkadaşım: bu genç yaşında arabesk dinleyip bitirim çocuk ayağı yapıyosun ya, senin de allah belanı verecek...&lt;br /&gt;*sigaramı içtim de geldim... neyse, aramalarla ilgili kısım bu kadardı... absürd olanlara yer vermek istemiyorum şimdi...&lt;br /&gt;*etrafımdaki insanlara bakıyorum da, pek bi standart hepsi, tekdüze... dükkanımızın ortağı olan murat abi, edebiyata ve uzaya olan merakımı duyunca, çok şaşırdı... hatta garipsedi bile, benden böyle bir hamle beklemiyordu muhtemelen... ne var yani, günler gecelerce futbol takip edip, idda bayilerinde takılan yaşıtlarım gibi olsam, daha mı iyi olurdu murat abi? soruyorum sana...&lt;br /&gt;*babamla aram çok iyi bu arada, söylemeden geçmeyeyim... gayet oturup sohbet falan ediyoruz, sağa sola giderken... yalnız, bazı konular var ki, o kadar kısır bakıyor, o kadar eksik kalıyor ki bakış açısı... belki de baba denen şahsı pek tanımamak, pek ayrıntıya girmeden sevmek, tanıdığını sanmak daha iyi...&lt;br /&gt;*üstteki madde göz önüne alındığında, hayal kırıklığına olan eğilimim gözler önüne seriliyor, değil mi?&lt;br /&gt;*ya, şimdi fark ettim de, ben diğer blogger arkadaşlar gibi biriktirmeden, her maddeyi ayrı bir post olarak yayınlasam, bir iki aya kalmaz, yazı sayısında binleri vururum gibime geliyor... ama ben böyle olsun istiyorum. büyük bir hevesle "yeni yazı girmiş aboreyy" diyerekten bloguma gelen insanlara, bir cümle okutmak bana onlara haksızlık etmiş olurum&amp;nbsp;gibi geliyor. cümle de garip oldu bu arada... soruyorum size, kısa postlar mı görmek istiyorsunuz burada, yoksa "kaptır be serzeniş, allah harflerine zeval vermesin, ne kadar yazarsan okuruz biz" mi? hadi bakalım, katılım gösterin kardeşinize...&lt;br /&gt;*içimde, ne zaman kullanacağım belli olmayan, şımarık bir yön var yahu... hep saklı tutuyorum hakkımı.... ne zaman isterse, ortaya çıkıyor kendiliğinden...&lt;br /&gt;*ya bu arada, içime oturdu bak şimdi. postun başına dönersek, yani mutsuz kısma, ben size gösterdiğim kadar mutsuz değilim sanırım. mutsuzum, evet, bir o kadar mutsuzum ama, mutlu olduğum gerçeği de balçıkla sıvanamayacak kadar büyük. ya da bünye, can sıkıntısına o kadar çok alıştı ki, bağışıklık belirtileri bunlar, bilmiyorum...&lt;br /&gt;*önümüzdeki günlerde, elime bir kalem ve bir defter alıp, saatlerce yazı yazmayı planlıyorum. aklımdan ne geçerse not edeceğim, hani güzel şeyler karalamak adına değil... süslemeden, sağına soluna birşeyler eklemeden... güzel olur sanırım...&lt;br /&gt;*bir de, kendi çektiğim fotoğraflarla bezeli bir post atabilirim ilerleyen günlerde. tabii ki kendimi afişe etmeyeceğim... ama "kendi yazının fotoğrafını, kendin çek!" gibi bir sloganı tekmil kabul edebilirim... güzel de olur sanıyorum...&lt;br /&gt;*bugün bir arkadaşımla görüştüm, malzemeciye giderken ayaküstü ticaretten konuştuk da, ben neymişim, ne fikirler varmış bende dedim...&lt;br /&gt;*yarın da adaya gideceğim ya... hava da soğuk baya... abi ne giysem de, hem üşütmese, hem de&amp;nbsp;kirlense, tozlansa bile umrumda olmasa? &lt;em&gt;-ne giysem tribine giren kadınlara ithafen!-&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;*çok saldım kendimi ben, bu arada... saç sakal birbirine girecekti ki, saçlarımın kısacık olmasından mütevellit, girişemediler. sakal da bana girdi sanıyorum. bunları kesmek ölüm olacak... bi saat uğraştırıyor meret!&lt;br /&gt;*saç demişken, saçlarımı suyla ıslatınca diken diken oluyor kısa bir süredir... &lt;em&gt;-ikinoktaüstüstebüyükpe, dil çıkaran smiley, saçlarını ilk defa kısa kestirmiş ve uzama evresi içerisinde bulunan erkek çocuk tribi...-&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;*aklımda bir düşünce var, paylaşayım istiyorum. şimdi ben, blogda olan yazılarımdan en sevdiklerimi ve blogda olmayan, birkaç yazımı minik bir kitap haline getirsem bütçe planlaması yapıp, sonra&amp;nbsp;o kitabı yalnızca maliyet bedelini&amp;nbsp;almak&amp;nbsp;koşuluyla satsam, satın almak isteyen insanlara özel olarakta imzalasam, nasıl olur? alır mısın lan, pek sevgili okuyucum? yapar mısın bunu? bakarsın kitap yazmaya heveslenirim...&lt;br /&gt;*bir üstteki maddeyi hayata geçirir ve tutturursam, bloga yazmayı bırakır ve her aya bir kitap kampanyası başlatarak, bu işi kar amacı güderek yapılan işler kategorisine sokabilirim yalnız, hazır parasızken... bunu bilerek cevaplarsan o soruyu, iyi olacağını düşündüm...&lt;br /&gt;neyse, bugünlükte benden bu kadar...&lt;br /&gt;şimdi eve gidip alt limiti beş olmak şartıyla, mandalina yiyip güzelce uyumam lazım... &lt;em&gt;-göz kırpan smiley-&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;*yazıya sonradan&amp;nbsp;eklenti: malatyadan bi arkadaş "hergün güzel mi bu kadar bu deniz" diye bi arama yapmış gogıldan ve benim bloguma gelmiş az önce... benim bloguma gelmesi problem değil de, bu arkadaşa malatyada denizi nasıl bulduğunu sormak ve&amp;nbsp;götünden deniz uydurmaması gerektiğini hatırlatmak&amp;nbsp;istiyorum...&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1737571799709674707-610666445677795020?l=serzenismeraklisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://serzenismeraklisi.blogspot.com/feeds/610666445677795020/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1737571799709674707&amp;postID=610666445677795020&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/610666445677795020'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1737571799709674707/posts/default/610666445677795020'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://serzeni
